İNŞA

İNŞA

(Terkip ve İnşa dergisi 18. sayı)

İçinde bulunduğumuz çağın en bariz hususiyetlerinden biri, yoğun bir inşa faaliyetidir. Muhtemeldir ki en gelişmiş bilgi sahaları, mühendisliklerdir. Ne var ki mühendislikler mevcut matematik tabanlıdır, mevcut matematik ise modern tabirle “soyut-akli” bilimlerden sayılsa da, tamamen müşahhas sahada tezahür etmekte, eserlerini madde üzerinde vermektedir. Mühendislikler de umumiyetle müşahhas sahaya yönelmiş ve orada gelişmiştir.
Teknoloji zaten mühendisliklerin eseridir, bir bakıma yirminci asır teknoloji (ve tabii ki mühendislik) çağı olmuştur. Matematik, soyut olduğu iddiasına rağmen tamamen somut neticeler vermiştir. Bunun temel sebebi, riyaziyenin İslam medeniyetindeki duraklamayla birlikte gündemden kalkması, Haki Beyin ifadesiyle yarım kalması, böylece mücerret riyaziyenin kurulamamış olmasıdır. Mücerret riyaziye kurulamayınca, mevcut matematik, materyalizmin ileri karakolu haline gelmiş, maddeye raptedilmiş, mühendislikler de bu silsileyi takip etmiştir.

Sadece Müslümanlar değil, tüm insanlık riyaziyeyi kaybettiği için o kadar çok kıymetini kaybetmiştir ki, içinde bulunduğumuz zaman diliminde bunun anlaşılmasını beklemek beyhudedir. İnşa faaliyeti, özü itibariyle keşif ve terkip edilen manaların suretini tertip tanzim ve inşa etmektir. Mana ile sureti aynı zamanda mevzu edinen, bu sebeple mana ile suret arasındaki mimari örgüyü bilen ve kuran ilim, riyaziyedir. Riyaziye kaybedildiği içindir ki, suret manadan bağımsızlaştı ve kendi başına yol almaya başladı. Mevcut matematiğin önce mühendislikleri, sonra teknolojiyi keşfetmesi ve bunlarla başlattığı müşahhas inşa faaliyeti ile insanı ve hayatı kuşatması, tam bir materyalist altyapı oluşturdu.
*
İdrak, keşif ve terkip safhalarından sonra inşa faaliyeti başlatılmalıdır, inşa faaliyeti başlamazsa malzemeler inşaat alanına yığılır ve bina yapılmadan bırakılır. Başlangıçta ne kadar nizami yığarsanız yığın, o malzemeler bir müddet sonra moloz yığını haline gelir.
İnşa faaliyeti öncelikle bir inşa fikrini gerektirir. Her sahanın ayrı bir inşa fikri olduğu/olması gerektiği doğrudur ama inşa fikrinin ana havzası, riyaziyedir. İnşa fikri mevcut matematikten devşirildiği müddetçe, mana ile suret, muhteva ile şekil, ruh ile beden arasındaki münasebet haritasının sıhhatli ve doğru biçimde çizilmesi muhaldir.
Medreselerdeki temel ilimlerden birisi riyaziyedir, böyle olmalıdır. Tefekkür meselesinde o kadar kötü durumdayız ki, bırakın riyaziyeyi yeniden inşa ve ikmal etmeyi, küçük fikirler imal etmekten bile aciz durumdayız. Medreselere mevcut matematik dersini koymak ise, materyalistleşme sürecine kendi elimizle katkıda bulunmak olur. Fikirteknesi külliyatındaki riyaziye çalışmalarının ne kadar hayati ehemmiyette olduğu her gün biraz daha vuzuha kavuşuyor.
*Riyaziye meselesini Fikirteknesi külliyatıyla keşfettiğimizi hatırlatmamıza gerek yok sanırım.
ALİHAN HAYDAR alihanhaydar@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir