İNSAN TABİAT HARİTASI-5-İDEOLOJİLER

İNSAN TABİAT HARİTASI-5-İDEOLOJİLER
İdeologlar, filozoflar, fikir adamları, bir fikri (veya felsefi) cereyan oluşturmak, bir fikir sistemi üretmek, bir ideoloji örmek istedikleri zaman önce insan tezlerini ortaya koyarlar. İdeoloji denilen elbisenin bedeni, insandır. İnsana uygun bir ideoloji örmek gerekir, bunun ilk şartı da “insan tezine” sahip olmaktır.
İnsan tabiat haritasını görmeden “insan tezi” oluşturmak imkansızdır. İnsan tabiat haritasındaki “insani alanı” tüm sınırlarıyla ve özellikleriyle doğru tespit etmeden, insani bir ideoloji örülemez. İnsan tabiat haritasından habersiz (böyle bir konuyu gündemine almadan) işe başlayanlar, tabiat haritasının herhangi bir bölgesini vatan ediniyorlar. Kendi zihni evrenlerinde bu seçimlerinin bir karşılığı olsa da, meseleye panoramik olarak bakıldığında, tabiat haritasının bir bölgesini esas almaları, zar atmaktan başka bir metodu göstermiyor.
Her ideoloji, ideoloğunun insiyaki olarak bilebildiği, hissedebildiği, sezebildiği veçhile, “insani alanın” bir kısmında mülkiyet iddia ediyor. Hiçbir ideoloji, insani alanın tamamen dışında bir coğrafya üzerine oturmuyor. “İnsani alan” mutlaka ve bir şekilde insanı cezbediyor. Bu sebeple, büyük insan kütlelerini etkileyen ideolojilerin tamamı, “insani alanın” bir kısmını tel örgülerle çevirmeye çalışmıştır. İnsani alanın tamamen dışında kalan, çok uzaklarına düşen bir coğrafyayı insan anlayışının zemini kabul eden ideolojiler (şeytanın ideolojileri) çıkmıştır fakat bunlar çok az insanı etkilemişlerdir. İdeolojilerin insanları etkileme gücü, insani alandan ne kadar pay taşıdıkları ile doğrudan ilgilidir.
İnsan tabiat haritasındaki “insani alanın” çok uzaklarında kalan ideolojilerin çıktığını tarih laboratuvarı kayda geçmiştir. Marjinal oldukları, marjinal kaldıkları vakadır ama yine de küçük insan guruplarını etkiledikleri sabittir. İnsani alandan çok uzakta mevzilenen ideolojilerin az sayıda da olsa insanları etkilemiş olması, onların üzerine oturduğu zeminin, insan tabiat haritasında olmasındandır.
*
“İnsani alan”, insan tabiat haritasında zemini en sağlam olan sahadır. İnsani alanın dış sınırından itibaren dalga dalga deprem bölgeleri başlar. Merkezden uzaklaştıkça deprem tehlikesi artar, uç noktaya varıldığında ise deprem kesintisiz hale gelir.
İnsani alandan uzaklaştıkça, inşa edilecek şahsiyet, hayat ve medeniyet, zemin tarafından (depremle) sürekli dövülür. İnşa faaliyetindeki maharet ne kadar yüksek, kullanılan malzeme ne kadar sağlam olursa olsun, zemin sağlam olmadığı için uygun bir süre içinde yıkılıyor. Ne var ki zemini sağlam olmayan insan tabiat coğrafyasındaki ideolojilerin ömrünü, inşaattaki maharet tayin ediyor. İdeolojinin arkasına yığılan milyonluk ordular, gelişmiş silah sistemleri, trilyon dolarlık mali güçler vs. ömrünü uzatıyor ama daim kılamıyor.
Dünyada belli bir coğrafyaya, belli bir süre hakim olmuş ideolojilerin tamamı, “insani alandan” bir parça taşıyor. Dikkat edilirse görülecektir ki, bu ideolojiler, insani alandan ödünç aldıkları temellerine yaslanmakta, bu özellikleri “merkezi esas” olarak kabul etmektedir. Mesela liberalizm, “insani alanın” dışında kalan tüm özelliklerine rağmen, kendini, insani alana ait olan “ferdi kıymet” temeli üzerine bina etmektedir. İnsani alanın dışında kalan tüm özellikleri üzerine geliştirilen sayısız tenkide karşı ayakta kalması, insani alandaki “ferdi kıymet”ten kaynaklanıyor. Sosyalizm de insani alanın dışında kalan tüm özelliklerine rağmen, insani alandan ödünç aldığı, “içtimai tesanüt” kıymetine yaslanmış, ayakta kalabildiği süre içinde direnme kaynaklarını bu merkezden temin etmiştir. Ne var ki “duygu” ferdi bir hadisedir ve “ferdi kıymeti” her insan hissettiği için liberalizm, sosyalizmden daha dayanıklı çıkmıştır. Ferdi kıymet ile içtimai kıymetin hangisinin daha mühim olduğu kadar, hangisinin daha güçlü olduğu da tespit edilmelidir. Ferdi kıymet daha güçlüdür, daha güçlü ise daha az kıymetli olsa da diğerini mağlup eder. Bu sebeple liberalizm, sosyalizmi tepelemiştir.
*
İnsan tabiat haritasındaki hususiyetlerin listesi, sadece kıymet sıralamasına göre yapılmaz. Kıymet sıralamasının yanında kuvvet, ehemmiyet, aciliyet, zaruret sıralamaları da yapılır. Bunların her biri, ideolojilerin “terkip modelinde” doğru kullanılıp kullanılmadıklarına göre ömrünü tayin eden hususlardır. Liberalizm, insani alandan, daha “kuvvetli” olan unsuru ödünç almakla, sosyalizme galebe çalmıştır. Sosyalizmin, daha kıymetli olanı ödünç aldığı kabul edilse bile, kıymeti taşıyacak kuvvetten mahrum olması, ömrünü kısa yapmıştır.
İdeolojilerin terkip modelleri ayrı bir yazı konusudur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir