İNŞAVE MUHAFAZA-12-

İNŞA VE MUHAFAZA-12-

Vasıta sistem, bir cihetten bakıldığında da, başka sistemler içinden İslam’a yol aramak ve açmak meselesine karşılık gelir. Yukarıdaki misalden hareketle, para trafiğini yönetecek bir müessese inşa ve tatbik etmek, mevcut siyasi ve iktisadi rejim içinde yapılabilmelidir. Ki, bu yolla hayat yavaş yavaş (ve tabi ki mümkün olduğu kadar hızlı) İslam’a doğru taşınabilsin ve nihai hedefe doğru yaklaşılsın.
İslam’ı mevcut şartlarda (başka siyaset ve kültür iklimlerinde) tatbik edememek, tüm tatbikatlarını ortadan kaldırmayı gerektirmez. Tatbikat için ideal şartları beklemek, o şartların hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini gösterir. İdeal şartları gerçekleştirmek için mücadele etmenin en mühim yolu, vasıta sistem marifetiyle, mevcut şartlar ile ideal şartlar arasındaki uçurumu kapatmaktır.
Nazari manada İslam’dan bahsedenler fakat hiçbir tatbikat (vasıta sistem ve tatbik sistem) çabasında bulunmayanlar, ideal şartların nasıl gerçekleşeceğine dair soruyu gündemlerine almayan fikir dolandırıcılarıdır. Hiç kimsenin kendilerine ideal şartları hazırlayıp sunmayacaklarını bildikleri halde bu soruyu sormayanlar, fikir ahlaksızlarıdır. Dünyanın ağır bir küfür hakimiyetinde olduğu açıkken, ideal şartları hazırlamak için neler yapılması gerektiğine kafa yormayanlar, önce nasıl bir akla sahip olduklarını sorgulamalıdırlar. İşin dikkat çekici yanı ise, bu tür kafaların, “saf İslam’dan” bahsettiklerini iddia etmeleridir. Oysa “saf İslam” Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif külliyatında mevcut. Mevcut olmayan ve ihtiyaç duyduğumuz şey, kağıtta kayıtlı olan “hakikatin”, hayatta “gerçek” kılınmasıdır. Saf İslam’ı bekleyen akıl fukaraları, hiçbir İslami tatbikata yanaşmamakla, hiçbir İslami esası hayatlarına aktarmadıklarının farkında değiller. Saf İslam’ı bekleyenler, saf küfür düzeninde yaşamaktan başka bir iş yapmıyorlar. Ve bunun değişmesi için bir gayret içine girmiyorlar.
Dikkat edilmesi gereken nokta, vasıta sistem ile nihai sistemi birbirine karıştırmamak, birbirinin yerine ikame etmemektir. Bunlar birbirine karıştırılırsa, nihai sisteme ulaşmak mümkün olmayacağı için, İslam, mevcut şartların bir unsuru haline gelir ve kaybolur. Fakat mevcut şartlardaki parça tatbikatları İslam zannetmeye mani olacak anlayış da zaten “vasıta sistem” ile mümkündür. Vasıta sistem kurulduğunda bilinir ki, nihai sistem ayrı bir şeydir. Vasıta sistem kurulmadan mevcut şartlardaki parça tatbikatlar, İslam’ın kendi zannedilir.
*
Şartların temini ile hayatın inşası boyutları, sırayla yapılması gereken iki iş gibi görünüyor. Bu görüntü nazari çerçeveden bakıldığında doğrudur. Fakat hayat, bu işleri sıraya koymaya mani. Bu iki iş, umumiyetle hayatın girift yapısı içinde birbirine nüfuz etmiş halde karşımıza çıkar. Nazari çerçevede sıraya tabi olduğu unutulmaksızın, hayatın içinde, karşımıza birlikte çıkıyorsa, her ikisini birlikte tatbik etmekten imtina etmemeliyiz. Hatta bazen sıranın ters döndüğü bile görülmüştür.
Hayat, bizim zihnimizdeki tasavvurlarımıza uymaz. Zihni evrenimiz ve ufkumuz, hayatı ihata edemez. Hayat, dehaların bile tasavvurunu aşar. Nazari sıralamaları sabitlemek, hayat karşısında yanlış tavırlar almamıza sebep olabilir. Mesele, nazari sistemi unutmaksızın, hayatın önümüze getirdiği varlık ve vakıalara, hangi İslami ölçü gerekiyorsa onu tatbik etmektir.

*
Vasıta sitemi inşa etmeden ve tatbikata geçmeden sadece tatbik sistemden bahsetmek, “yüksek fikir” fakat sıfır tatbikat demektir. Sıfır tatbikata rağmen yüksek fikre sahip olmak, insanların nazarında “entelektüel züppelik” görüntüsü oluşturuyor. Tatbik sistemden bile bahsetmeden, tarihteki bazı İslami tatbikatlara atıf yapmak, İslam’ı tamamen hayattan koparıyor ve “tarihi bir vaka” veya “ütopya” haline getiriyor. Mesela Osmanlı-İslam medeniyetindeki “sadaka taşlarından” bahsetmek, bu gün tatbik şartları olmadığı için komik kalıyor. Aslında “sadaka taşları” tatbikatı, bir medeniyetin ve cemiyetin ulaşabileceği çok yüksek bir seviyedir. Lakin bu gün şartları olmadığı için tatbikatı kabil değil. Vasıta sistem ve tatbik sistemden bahsetmeksizin bu tür “harikulade tatbikat” misallerine atıf ile zihni temrinler yapmak, en hafif tabiriyle entelektüel gevezeliktir.
Hayatı İslam’a taşımanın manivelası olan “vasıta sistem” kurulmadığında, hayatın kaotik yapısı içindeki “parça tatbikatlar” bir sistem oluşturmayacağı gibi, “tam oluşa” mani olan “yarım oluşları” meşrulaştırır. İslami muhtevalar taşıyan bazı tatbikatlar, İslam’ın yekununa giden yolu kapatır. İslam’ın İslam’a mani olması gibi ucube bir durumun meydana gelmesi, İslam ile ilgili olmayıp, Müslümanların idraksizlik, ferasetsizlik ve hassasiyetsizliğini gösterir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir