İSLAM BİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER-6-COĞRAFİ ENGEL

İSLAM BİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER-6-COĞRAFİ ENGEL
Bu günkü İslam coğrafyası, tek devlet çatısı altında birleştirilmesi için fazla büyük. Özellikle de “merkezi idare” kurulmak istendiğinde fevkalade büyük. İslam Coğrafyası, başkent tam ortada kurulmuş olsa bile, coğrafyanın dört ucuna olan uzaklığı, merkezi idareyi imkansız kılacak kadar geniştir. Hilafet makamı ihdas edildiğinde merkezi bir idareden bahsediyoruz demektir. Hilafet, tüm İslam coğrafyasında ve tüm ümmet üzerinde tasarruf etmelidir. Hilafetin mana ve salahiyeti ile coğrafyanın genişliği birbiriyle mütenasip değil.
Coğrafi engel zannedildiğinden daha ciddi meselelere gebedir. Tarihte İslam Birliğinin bozulmasının veya kurulamamasının esaslı sebeplerinden birisi coğrafi genişliktir. Tarihteki coğrafi genişlik, o zamanın imkansızlıklarıyla çok daha ciddi problem olmuştur muhakkak. Bugünün imkanları düşünüldüğünde aynı problemlerin yaşanmayacağı zannı galiptir. Ulaşım ve muhaberedeki teknolojik gelişmeler, uzağı yakın yapmıştır. Ne var ki nüfusun çok yoğun şekilde artması, iki milyara yakın Müslümanın yaşıyor olması, nüfus meselesiyle birlikte coğrafi genişliğin hala ciddi bir problem olarak önümüzde durmasına sebep olmuştur.
*
Bu zamana kadar İslam Devletinden bahsedegeldik. “İslam Devleti” isimlendirmesi, Müslümanların içinde yaşadıkları ülkede kurmayı düşündükleri devleti ifade eder. Oysa Hilafet Devleti, bugünkü sınırlar içindeki herhangi bir İslam ülkesini değil, tüm İslam coğrafyasını ve tüm Müslümanları ihtiva ve ihata eder. Bu çapta bir devleti hiç gündeme almadığımız için, bahsini ettiğimiz problemlerle ilgilenmedik. İlgilenmemek, problem yokmuş gibi davranmamıza sebep oluyor, oysa problem devasa çapta önümüzde duruyor.
Tüm Müslümanları idare edebilecek, tüm İslam coğrafyasını ihata edebilecek, bunları da kolayca yapabilecek bir siyasi nizam fikri geliştirilmelidir. Merkezi idarenin fiilen mümkün olmadığı, adem-i merkeziyetçiliğin ayarının kaçırılması halinde ise Hilafet müessesesiyle telif etmenin zorluğu ortada. Kıvamını doğru ve ince bir ayarla kurmak zorunda olduğumuz bir hilafet devleti tasavvuru üzerinde çalışmak zorundayız.
*
Müslümanlar İslam Birliği meselesini ciddi şekilde düşünmeye başlamadı. Bunun sebeplerinden birisi, belki de birincisi, coğrafyanın genişliği, nüfusun büyüklüğüdür. Bu kadar geniş bir coğrafya ve bu kadar büyük bir nüfusu tek çatı altında toplamanın fiilen imkansız olduğu zannı, bu meseleyi gündeme almayı, tetkik ve münakaşa etmeyi erteliyor. Müslümanlar bir taraftan nazari çerçevede İslam Birliğinin lüzumuna inanıyor, diğer taraftan fiilen imkansız gibi görüyor, bu tenakuz meselenin gündeme gelmesine engel oluyor.
Meseleyi gündeme getirmemek, üzerinde çalışmamak, hangi mazerete dayanırsa dayansın yanlıştır. Mesele üzerinde çalıştığımızda bir çözüm buluruz, meseleyi gündemden uzak tuttuğumuzda, üzerinde çalışmadığımızda ise asla bir çözüm üretemeyeceğimiz malum. Öyleyse istikamet belli…
*
Merkezi idarenin imkansızlığı sarih olduğuna göre, meseleyi “adem-i merkeziyet” çerçevesinde düşünmeliyiz. Lakin Hilafet makamının “merkezi” hüviyetini de muhafaza etmeliyiz. Bu zaviyeden bakıldığında meseleyi değerlendireceğimiz çerçeve belli olmuş demektir. Bir tarafta nazari ihtiyaç diğer tarafta fiili mecburiyet… Bu iki hususiyeti harmanlayacak, Hilafetin merkezi mahiyetini kaim kılacak, fiili mecburiyeti de dikkate alacak bir “nizam fikri” geliştirmeliyiz.
Bunu yapabiliriz, her ülkenin kendi idari yapısını muhafaza edebilir, merkezdeki Hilafet makamını da her ülkenin temel meseleleri üzerinde tasarruf sahibi kılabiliriz. Bunun nasıl olacağı bahsini “İslam Birliğinin Temel Müesseseleri” yazı serisinde tetkik ettik ve teklifte bulunduk. Mesele orada kitap çapında tetkik edildiği için oradan takip edilmesinde fayda var. Burada ayrıca bahsini etmek, tekrarlamak olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir