İSLAM BİRLİĞİNİN PİLOT UYGULAMASI, TÜRKİYE-SURİYE BİRLİĞİ-2-SURİYELİ MÜLTECİLER PROGRAMI

SURİYELİ MÜLTECİLER PROGRAMI
Suriyeli mültecilere dağıtılmak üzere bir dergi çıkarmalıyız. Arapça-Türkçe yayınlanacak dergi, özetlemek gerekirse, Suriye haberlerini merkez alarak, İslam ülkelerindeki gelişmeleri, Türkiye’nin Suriye muhalefetine, halkına ve mültecilere yaptığı yardımları, Türkiye ile Suriye’nin yumuşak birliğini esas alan yazıları ihtiva etmelidir. Türkiye ile Suriye birliğini esas alan yazılar, mültecilere hitaben değil, Türk efkarı umumiyesine hitaben kaleme alınmalıdır. Mültecilere yönelik bir propaganda faaliyeti olarak değil, her iki ülkenin halklarına yönelik bir yayın kuruluşu olmalıdır.
Dergi bir taraftan Türkiye’de piyasaya sürülmeli, bir taraftan da mültecilere ücretsiz olarak dağıtılmalıdır. Dergi ayrıca Suriye içine gönderilmeli, muhalif saflarında dağıtılmalı, cephedeki muhaliflerin fikirleri, duyguları, hatıraları, makale, mülakat ve haber olarak yayınlanmalıdır. Mülteciler arasında bulunan, fikir ve ilim adamlarını yazı kadrosuna almalı, onların yazılarını yayınlamalı, onların konferans ve benzeri faaliyetlerini organize etmelidir. Mülteciler arasındaki fikir ve ilim adamları kamplarda sürekli konferans ve seminer vermeli, kampların bulunduğu şehirlerin konferans salonlarında karma konuşmacılar sahne almalıdır. Hem mültecilerden konuşmacılar hem de Türkiye tarafından konuşmacıların bulunacağı konferans, panel vesaire çalışmalar yapılmalı, her iki taraftan dinleyiciler gelebilmelidir.
*
Hem kamplarda kalanlar hem de kamp dışında bulunan mülteciler, kontrollü şekilde sivil toplum kuruluşları arasında pay edilmelidir. Kamplarda her ne kadar temel ihtiyaçları karşılansa da, sosyal ihtiyaçların da karşılanması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşları her aileyi bir aileyle “kardeş aile” yapmalı, kardeş aileler mültecilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamalıdır.
Mültecilerle mümkün olduğunca beraber yaşamak, beraber zaman geçirmek, beraber çalışmak, gelenekler, alışkanlıklar, ahlak yapıları gibi içtimai tutkalların karşılıklı bilinmesini, anlaşılmasını sağlar. Güzel ahlaki itiyatlar birbirine geçer, müşterek hayat alanları ve tarzları oluşur, birbirlerinin dillerini öğrenirler. İki cemiyetin bir araya gelmesinin ilk adımı, hayat altyapısının bilinmesi ve birlikte yaşayabilme imkanlarının oluşturulmasıdır. İki yüz bin civarındaki mültecilerin tamamı veya büyük çoğunluğu kardeş aile uygulamasına girebilse, bu işin altından kalkılabilse, Suriye’nin nüfusu dikkate alındığında, ciddi anlamda müşterek hayat alanı oluşturulur.
*
Mülteciler, mümkün olduğunca misafir gibi ağırlanmamalıdır. Ülkelerinde problem olan, bir müddet kalıp sonra geri dönecek insanlar olarak görülmemeli, bulundukları yere Türkiye’nin başka bir şehrinden gelmiş gibi tabii karşılanmalı ve hayatın içine sokulmalıdır. Güvenlik endişeleriyle kamplarda bulundurulmaları anlaşılabilir ama bununla beraber hayatın içine girmeleri, çalışabilmeleri, arkadaş ve dost edinebilmeleri, kız alıp vermeleri sağlanmalı, bu ülkenin vatandaşları gibi davranılmalıdır. “Mülteci” halinde tutuldukları ve öyle davranıldıkları müddetçe hayata girmeleri, hayatta yer edinmeleri, dolayısıyla müşterek hayat alanları oluşturmaları zorlaşır. Kendi vatandaşımız gibi davrandığımızda ülkelerine dönmeyeceklerini düşünerek endişelenmeye gerek yok, insan memleketini kolay kolay bırakamaz, neticede döneceklerdir.
*
Şuanda zaten tabii olarak mülteciler ile Türk halkı kaynaşıyor. Tabii olan güçlüdür, yapılması gereken, yapılan, yapılacak olanlar, tabii olanı bozmaya yönelik olmamalı, tabii olanı beslemeli, desteklemeli, derinleştirmelidir. Tabii seyrinde kaynaşma zaten hızla devam ediyor, tabii kaynaşmanın önündeki engelleri kaldırmak, zaten büyük bir iş yapmaktır, bununla birlikte planlı şekilde müdahaleler yapılması, süreci hızlandıracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir