İSLAM BİRLİĞİNİN SİVİL ALTYAPISI-13-SONSÖZ

SONSÖZ
İslam birliği için birçok sahada müşterek teşekküllere ihtiyaç var. Buraya kadar anlattıklarımızdan ibaret değil mutlaka, bunlar sadece bazı alanlarda misal kabilinden ifade edildi. Mümkün olan her alanda müşterek teşekküller ve teşkilatlar kurma şart.
İçinde yaşadığımız devirde, İslam coğrafyasının onlarca devlet tarafından parsellendiğini görüyoruz. Bu devletlerin siyasi sınırları ümmetin birbirine karşı duygu ve düşüncelerini tabii ki bölemiyor ama her biri farklı tefekkür ve kültür havzaları haline geliyor. Bu durum bir asırdır devam eden sıhhatsiz bir süreç, bu sürecin bir asır daha devam etmesi halinde farklı tefekkür ve kültür havzalarının derinleşeceğini ve birbirinden ağır şekilde farklılaşacağını öngörmek mümkün. Bu ihtimal ciddi bir tehlikeye işaret ediyor.
İslam ülkelerinin birçoğunda diğer ülkelerdeki teşkilatların varolmasına müsaade edilmediği geçmiş zamanlarda işimiz zordu. İslam ülkelerindeki siyasi rejimler hızlı şekilde aralarındaki engelleri kaldırıyor, bir kısmı halk hareketi ve ihtilaller yoluyla yapıyor, bir kısmı ise yavaş yavaş ve yumuşak şekilde bu yolları açıyor. Bu gün için içtimai müesseselerin birçok İslam ülkesinde aynı zamanda faaliyete geçebilme imkanı var. Bu imkanı değerlendirmemiz gerekiyor.
Gönüllü kuruluşlar, siyasi partilere, iktidarlara, rejimlere nispetle daha samimidir, daha fedakardır, daha yoğun şekilde İslam’ı esas alır veya alma imkanı vardır. Bu sebepler ve burada zikretmediğimiz başka sebeplerle, ümmetin birlik altyapısını gönüllü kuruluşlarla inşa etme fikri ve teşebbüsü çok kıymetlidir.
*
Teşkilatların ümmet ufkuna ulaşması, muhteva ve hacim olarak ümmet çapında kurulması gerekiyor. Küçük cemaat altyapılarıyla bu güne kadar geldik, artık ufkun cemiyet ve ümmet merhalelerine sıçraması şart. Bunun ilk tatbikatı, bir manada pilot uygulaması cemaatler arası işbirliğidir. Cemaatlerin birleşmesi gibi iddialı ifadelerle vakit geçirmekten ziyade, işbirliği gibi her cemaatin faydasına olacak bir yol tercih etmek daha faydalı ve tatbik edilebilir görünüyor.
Bir ülkedeki cemaatlerin birçok sahada işbirliği yapması, işbirliği temrinlerine başlaması, işbirliği tecrübeleri oluşturması, ümmet olabilmenin galiba ilk basamağıdır. Cemaatlerin ve bazı teşkilatların milletlerarası sahaya çıkabildiği günümüzde, kendi aralarında işbirliği geliştirememesi garip görünüyor. Birçok ülkede faaliyet gösterecek kadar büyüyebilen cemaat ve teşkilatların, ülke içindeki diğer cemaat ve teşkilatlarla münasebet tesis edememesi, Somali’deki açlara yardım götürürken komşusunun açlıktan ölmesini umursamamaya benziyor. Bu durum çok çirkin bir görüntü oluşturuyor.
Cemaat anlayışı, bünyesi ve alışkanlıkları muhafaza edilebilir ama birbiriyle münasebet tesis etmek şart. Komşuluk hukuku, sadece ikamet için mi geçerlidir, mesela birbiriyle aynı şehir ve ülkede bulunan cemaatler birbirinin komşusu değil midir? Bu sorunun cevabı “evet” ise, birbirlerine karşı mesuliyetleri yok mudur? Biraz dikkat, biraz hassasiyet meseleyi halletmeye kafi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir