İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -12-

İslam Hukuku Evrensel Hukuktur

 Cezai Hükümlerin Mekan Bakımından Tatbiki

İslam hukukunda aslolan; getirdiği hükümlerin mekan bakımından belli bir sınıra bağlı bulunmayıp evrensel oluşudur. Zira islâm bütün kainat için gelmiştir, yoksa kainatın bir bölümü için değil. İslam bütün insanların dinidir, bir kısım insanların değil. İslam bütün insanların sistemidir, bir kavme ait bir sistem değildir.

İslam bütün kainatın nizamıdır. Hem müslümana, hem de müslüman olmayanlara seslenir. İslamın hitabına hem islam ülkelerinde yaşayanlar, hem de müslüman ülkeler dışında yaşayanlar muhataptır. Fakat bütün insanlar islama inanmayacaklarından islâmın onlar için hüküm koyması bahis konusu olmaz. Bu yüzden şartların elvermemesi hasebiyle islâm hukuku ancak müslümanların egemenlikleri altında bulunan ülkelerde tatbik imkânı bulmuş, diğer ülkelerde tatbik durumu bahis konusu olmamıştır. Böylelikle islam hukukunun tatbiki müslümanların hakimiyeti ve kuvvetleriyle alâkalı bir durum olmuştur. Müslümanların hakim oldukları bölgeler genişledikçe islam hukukunun tatbik sahasıda genişlemiştir. Bu bakımdan islam hukuku evrensel hukuktur.

Dünyanın Taksimi

İslam hukukçuları yukarıda belirttiğimiz değerlendirmeyle yeryüzünü ikiye bölmüşlerdir. Birinci bölümde islâm ülkeleri yer almaktadır. Buna “Dâr’ül-islâm” (İslam yurdu) adını vermektedirler. İkinci bölümde ise “Dâr-ül-harb” (harb yurdu) adını vermektedirler.

 

Dar’-ül-İslam (İslâm Yurdu)

Dar’-ül-İslam; islâm hükümlerinin açıkça yapıldığı [1] veya o bölgede bulunan yerli müslümanların islâmın hükümlerini [2] açıkça ikame edebildikleri diyardır. Öyleyse Dar’-ül-İslam tarifinin hududu içerisine sakinlerinin hepsi veya çoğu müslüman olan beldeler girer. Keza, sakinlerinin çoğu gayrimüslimler olsa bile müslümanların hakimiyeti ve egemenliği altında bulunan beldeler de dar’-ül-İslam’dır. Dar’-ül-İslam’ın sakinleri ikiye ayrılır:

  • Müslümanlar: (İslam dinine inanan herkes)
  • Zimmiler: İslamın hükümlerini kabul eden ve dar’-ül-islamda devamlı olarak ikamet eden gayrımüslimler. Bunların dini inançları gözönünde bulundurulmaz. Hristiyanda olabilirler, yahudi de olabilirler, mecusi de olabilirler. Sabii de olabilirler, istedikleri kimsenin ve nesnenin kulları olabilirler veya hiçbir dine bağlanmamış bulunabilirler.

Dar’ül-islâmın sakinleri ister müslüman olsunlar, ister zimmi olsunlar hepsinin de kanları ve malları masumdur, emniyet altındadır.

 

 

[1] Bedâi’üs –sanaî,  cilt. 7,  sh. 130

[2] Esnâ’el- metâlib, cilt. 4, sh. 204

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir