İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -7-

CEZANIN BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE

SUÇLARIN TAKSİMİ

 

Umumi olarak suçlar cezanın büyüklüğü göre 3’e ayrılır.

  • Haddi gerektiren suçlar:
  • Kısas ve diyeti gerektiren suçlar:
  • Taksimi gerektiren suçlar

 

  • Haddi Gerektiren suçlar:

Bu, had cezası verilen suçlardır. Had Allahu Teâlaya has bir hak olarak onun tarafından önceden konulmuş bulunan cezadır. [1]

Allah tarafından önceden konulmuş olmanın manası onun belirli bir ceza olup alt ve üst derecesinin bulunmamasıdır. “Allaha has bir hak olarak” cümlesiyle fertler ve topluluklar tarafından cezanın kaldırılamayacağı ve kimsenin böyle bir yetkisinin olmadığı kasdolunmaktadır.

Haddi gerektiren suçlar belirlidir ve sayıları sınırlıdır. Bunları yedi bölüm altında toplamak mümkündür.

  1. Zina
  2. İftira
  3. İçki içmek
  4. Hırsızlık yapmak
  5. Savaş ve kargaşa yahut fitne çıkarma
  6. İrtidat
  7. Eşkiyalık tarzında hal harekette yahut faaliyette bulunmak

 

İslam hukukçuları bu suçları hadler olarak isimlendirirler ve ona işlenen suçların adını eklemezler. Bu suçlara verilen cezalara da hadler adı verilir, cezanın adı zikredilerek, hırsızlık haddi denir. İçki haddi denir ve bununla hırsızlık suçu veya içki suçu kastedilir.

 

  • Kısas ve diyeti gerektiren suçlar

Kısas ve diyeti gerektiren suçlar beş çeşittir.

  • Kasten öldürme
  • Kasta benzer (Şibh-i amd) öldürme
  • Hataen öldürme
  • Kastan candan başka uzva tecavüz
  • Hataen candan başka uzva tecavüz

Candan başkasına tecavüz ile ölüme sebep olmayan saldırı kastolunmaktadır. Misalen; Yaralama ve dövme gibi.

İslam hukukçuları genellikle bu bölümü cinayetler başlığı altında toplamaktadırlar. Bunun sebebi cinayet ıstılahını (terimini) bu fiillere itlak etmenin adet haline gelmiş olmasıdır. [2] Ama bazı fıkıh alimleri, bu fiilleri yaralamalar [3] başlığı altında toplayarak söz konusu ederler. Bunu yaparken de candan başkasına tecavüz yollarının çoğunlukla yaralama ile ortaya çıktığını gözönünde bulundururlar. Bazı fıkıh bilginleri ise bu bölüm için “kan akıtma” terimini tercih etmektedirler.

 

  • Taziri gerektiren suçlar:

Tazirin manası uslandırmaktır.

Bununla tazir suçlarından birisiyle veya daha çoğuyl cezalandırılan suçlar kastolunmaktadır. İslâm hukuku suçlandırıcı mahiyetteki tazir cezalarını kesin olarak tahdit etmemiş sadece bir takım suçların en hafifinden en şiddetlisine kadar cezalarını belirtmekle yetinmiştir. Geriye kalan hususu hüküm veren kişiye havale etmiş, her suçun cezasını veya cezalarını uygun gelen şartlar dahilinde suç işleyen kişinin durumunu göz önüne alarak seçme yetkisini hakime vermiştir. Şu halde tazir suçlarında ceza önceden takdir edilmiş değildir.

Taziri gerektiren suçlar had, diyet ve kısas gerektiren suçlarında olduğu gibi belirli değildir. Zaten kesin olarak belirlenmesi de imkânsızdır. İslam hukuku bunlardan bir kısmını mevzubahi etmiş ki her zaman bunlar suç olarak değerlendirilsinler. Meselâ faiz, emanete hiyanet, küfür, rüşvet gibi suçlar bu meyandadır.

 

[1] Feth’ül Kadir, sh 112-113, El İknâ, cilt 4, sh.244, Ahkâm’üs sultaniye, sh. 192-195. Bedai’üs sanai, cilt 3, sh.33-56

[2] Bedai’üs-sanai, cilt 7,sh.233 El- İkna, sh.162, cilt 4 El-Hüceyri ala’al Menhec, cilt 2. Sh.129

[3] Tuhfet’ül-Muhtaç cilt 4, sh.1 El-Muğni, cilt 9 sh. 318

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir