İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -9-

İSLAM HUKUKU VE SPORTİF FAALİYETLER

İslâm hukuku sportif faaliyetleri tahrik ve teşvik eder. Kafaları geliştirmesi ve insan vücudunu güçlendirmesi bakımından müslümanların bu oyunları benimsemesini son derece iyi karşılar. Sportif faaliyetlerin, kafayı geliştirmesi ve vücudu güçlendirmesinin yanısıra maharet ve beceriyi meydana çıkarması, kuvvet ve dinamizmi yaygınlaştırması yönünden de önemlidir. İslâm hukuku “sportif oyunlar”ı “binicilik” başlığı altında bir araya toplar. Günümüzde yapılan her türlü yarışmalar, sporla ve beden terbiyesiyle ilgili tüm hareketler buraya dahildir.

İslâm hukuku vücudun gelişmesine, güçlenmesine ve becerinin ilerlemesine sebeb olduğu sürece her türlü sportif oyunlara izin verir. Çünkü bu gibi hareketler barışta toplumun yararına, savaşta da güçlenmesine sebeb olur. Atletizm, motör, araba ve uçak müsabakaları, kuş ve benzeri hayvanlar arasında yapılan yarışmalar, kılıç kalkan oyunları, atıcılık ok ve mızrak sporları, top, tüfek ve ateşli silahlar, güreş boks ve çeşitli kaldıraç vasıtalarının kullanılması (İslam hukukçuları ağır yükler kaldırmaya “ilaç” adını vermektedirler.) yüzme yarışları, ip atlama ve cirit oyunlarının tümü, aynı şekilde hem barışta hem de savaşta toplumun yararına olan faaliyetler olduğundan İslâm hukukunca cevaz verilen faaliyetlerdir.

İslâm hukuku sportif konularda açık hükümler ve kesin teşvikler gösterme bakımından eşsizdir. Nitekim bu konuda Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır:

  • Ve onlara karşı, gücünüz yettiğince kuvvet ve bağlı-koşulu atlar hazırlayınız. (Enfal: s 60)

Allah Resulü ise şöyle buyurmaktadır;

  • Dikkat ediniz! Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır.
  • Kuvvetli müslüman zayıf müslümandan daha hayırlıdır.
  • Yüce Allah, şüphesiz ki, bir tek ok için üç kişiyi cennete sokar: Hayra vesile olduğundan oku yapanı atanı, ve taşıyanı.
  • Binaenaleyh atınız ve bininiz! Ok atmanız, benim için ata binmenizden daha iyidir.
  • Oyundan ancak şu üçüne müsaade vardır: Kişinin cins atlar yetiştirmesi, Ailesiyle oynaşması, Ok ve mızrakla atış yapması.
  • Ok atmayı öğrendikten sonra ondan vazgeçen kişi şüphesiz ki, eline geçen bir nimeti terketmiştir.

 

Hazreti Peygamber (S.A.V) uzun atlama yapmış ve koşmuştur. Develeri yarıştırdığı, bir tanesiyle müsabakaya katıldığı bilinmektedir. Allah Resulünün deveyle olduğu gibi atla da yarışmalar düzenlediği ve ok atma yarışında hazır bulunduğu, yarışan iki gurupla yanyana geldiği, bir tarafı tuttuğu tarihten sabittir. “Yanlarında sen varken onlarla nasıl ok atarız?” diyenlere:

  • Atınız! Ben de sizin gibi onlarla beraberim

buyurmuştur. Hazreti Peygamberin Rükan ile güreştiği, mızrak attığı, eğerli ve eğersiz ata bindiği bilinmektedir. Allah Resulünün arkadaşları da bu hükümleri uygulama konusunda son derece dikkatli davranmışlardır. Mus’ab, babasının şöyle dediğini söyler:

  • Oğlum! Ok atmayı öğrenin. Çünkü sizin en iyi oyununuz budur.

Hattab oğlu Ömer (RA) de Ubeyde ibni Cerrah’a yazdığı mektubta şöyle der:

  • Çocuklarınıza yüzmeyi ve ok atmayı öğretiniz!

Hazreti Ömer, Azerbaycandaki valisine şunu yazar:

  • Sizden istenen, iyi hazırlanınız ve yaptığınız zaman en iyisini yapınız. Her zaman hayvana binmeyiniz. Atın üzerine iyice yerleşin ve hedefe iyi nişan alın!

***

İslâm hukukunun spor ve sportif faaliyetler ile alakalı ana umdesi (prensibi) şudur:

İslâm ümmetinin din ve dünyası için yararlı olan her türlü bilgi, sanat, ve beceri “farz-ı kifaye” dir. Bunları öğrenmek vacibtir. Ve müslümanın, öğrenip öğrenmemek konusunda seçim hakkı bulunmamaktadır. Şu halde, binicilik bir tür beceridir. Güçlülük ve üstünlük işaretidir. Ve dolayısıyla farzı kifayedir. Müslümanların yerine getirmesi gereken bir vecibedir. Kendi istekleriyle de olsa bundan vazgeçmeleri doğru değildir.

İslam hukuku, kişileri daha ileri götürmeye ve daha üstün olmaya özendirmek için at yarışı ve okçuluk konusunda ödül verilmesine izin verir. Ödül verilmesi veya verilmemesi gereken konuların sayımında İslâm hukukçuları değişik fikirler taşımaktadır.

İmam Malik, ödülün her zaman için devlet hazinesinden verilmesi gerektiğine kanidir. Çünkü sportif oyunlar yarar yönünden toplumu ilgilendirmektedir. Zira bu gibi faaliyetler kişileri askerî bakımdan savaşa hazır bir duruma getirmektedir.

İmamı Azam, İmam Şafii ve Ahmed İbni Hanbele, göre, ödül, devlet hazinesinden olduğu kadar oyuna katılan ve katılmayan kişiler tarafından da karşılanabilir. Öyle ki, yarışmaya katılıp da binicilik alanlara ödül verilmeli kazanamayanlara verilmemelidir. [1]

 

SPORTİF FAALİYETLERDE YARALANMANIN HÜKMÜ

Sportif faaliyetlerde, oyuncu ve yöneticiler arasında yaralananlar bulunabilir. Eğer bu tür olaylar yarışmaya katılanların zor kullanarak başarıya ulaşma şeklinde bir oyun biçiminden ileri geliyorsa ve normal şartlarda bu oyun taraflardan birine karşı kuvvet kullanılmasını gerektirmiyorsa, hasmı vurmayı veya yaralamayı hedef almıyorsa bu gibi yaralama olaylarında gene şer’i prensipler geçerlidir. Çünkü burada yaralama olayı oyunun zaruri gereklerinden değildir. Eğer fail, karşısındakini kasıtlı olarak yaralarsa, “kasıtlı suç işlemek” den mesuldür. Yaralama olayı ihmal ve becerisizlik neticesinde meydana gelmişse, o takdirde yaralayanın “kasıtsız suç” işlemekten sorumlu tutulması gerekir. Güreş ve boks gibi hasma karşı kuvvet kullanılmasını veya vurulmasını gerektiren oyunlara gelince… Böyle oyunların sonucunda meydana gelen yaralama olaylarının cezası yoktur. Eğer oyuncu, yarışmanın normal gereği olan hususları aşacak bir harekette bulunmamışsa… Çünkü oyunun tabii gereği aslında bilinen şekil içerisinde, normal olarak bir takım olaylarının meydana gelmesini gerektirir. Ama oyuncu oyunun hududunu aşar ve bunun dışında karşısındakine zarar verici bir davranışta bulunursa ve fiilde kasıt varsa “ kasıt suç” işlemekten, herhangi bir kast söz konusu değilse o takdirde “ kasıtsız suç” işlemekten cezalandırılır.

 

[1] Mevahi’ül –Celil c.3 s. 390 ve devamı. Haşiyet’u-İbn’ Abidin c.6 s.657 Mecma’ul Enhür c.2 s.526 Tuhfet’ul-Muhtaç c.4 s.215 ve devamı El-Muğni c.11 s.128 ve devamı, El-Hulusiyye s.69 ve devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir