İSLAM HUKUKUNU ASKIYA ALMANIN HÜKMÜ NEDİR?

İSLAM HUKUKUNU ASKIYA ALMANIN HÜKMÜ NEDİR?
Şia, on üç asırdır İslam hukukunu (özellikle kamu hukukunu) tatbikattan kaldırmıştır. Sebebi malum olduğu üzere o sapık imamet inancıdır. “Kayıp imam gelene kadar İslam tatbik edilmez” düşüncesi, İslam’ı tatbikattan kaldırmıştır. Bu hususu daha önceki yazılarımızda kısaca ifade ettik ama hassasiyetimizden dolayı bu yazımızın başlığındaki soruyu sormamıştık. Gelişmelere bakınca o soruyu sorma lüzumunu hissettik.
İslam hukukunu tatbikattan kaldırmanın hükmü nedir? Müslümanların, özellikle de Türkiye’deki Şia sempatizanlarının bu sorunun cevabını aramaları gerekiyor. Şia bu sorunun cevabını aramaz, onlar, hassasiyeti körleşmiş, akılları dumura uğramış vahşi bir topluluk oldukları için bu soru onlara değil. Zaten onların cevaplarını biliyoruz, “kayıp imam gelene kadar İslam tatbik edilmez”… Bizim konumuzun merkezi de zaten tam olarak bu.
Hikayeye bakar mısınız, “bir imamları kayıp olmuş, o gelene kadar İslam tatbik edilmezmiş”. Tam bir efsane… Bu efsane üzerine adamlar din inşa ediyorlar, ilginçtir sahih İslam’ı da askıya alıyorlar. Efsaneler, destanlar, mitler çağı kapandı zannediyorduk, Şia’da devam ediyormuş. On üç asırdır bir efsane üzerine İslam’ı tatbikattan kaldıran adamlar, Şia’nın alimleridir. Başlangıçta hangi hain bu efsaneyi üretti bilmiyorum ama on üç asırdır tüm Şia alimleri(!) “atalarının dini üzere” bu efsaneye inanmaya devam etmişler. İşin vahim tarafı bu efsaneyi de “iman esasları” içine alacak kadar sapıtmışlar. Aman Allah’ım, bu ümmetin içinden böyle ahmak bir güruh çıkar mıymış?
İslam kamu hukukunu, kayıp olduğu düşünülen bir şahsın merkezinde üretilmiş efsaneden dolayı tatbikattan kaldıracaksınız. Bir efsaneden dolayı İslam hukukunu askıya alacaksınız… Nedir bunun ŞERİAT’TAKİ HÜKMÜ? Gerekçeniz de bir efsane… Allah’ım aklımı koru…
Ahkam-ı İslamiyeyi tatbikattan kaldırmanın gerekçesi, mazereti, sebebi olabilir mi? Bırakın Şia’nın yaptığı gibi bir efsaneyi gerekçe olarak sunmayı, herhangi bir sebep Ahkam-ı İslamiyeyi tatbikattan kaldırma gerekçesi olabilir mi? Allah ve Resulünün tamamladığı ve tatbik ettiği dinin ahkamını tatbikattan kaldırmak, şeytanın baş meşgalesi ve maksadı değil midir? Buna sebep, gerekçe, mazeret aranır mı? Ahkam-ı İslamiyeyi tatbikattan kaldırmakla ŞEYTANIN” arzusu yerine getirilmiş olmaz mı? İşin ilginç tarafı, şeytanın, Müslüman’ların bir kısmını, ŞERİAT’I TATBİKATTAN KALDIRMAK İÇİN BİR EFSANE İLE ALDATABİLMİŞ OLMASIDIR. Yani bu kadar kolay aldatabilmiş olmasıdır. İnsanın kanı donuyor. Şeytanın bir Müslüman’ı bu kadar basit bir sebeple aldatmış olmasını anlamak kabil de, bir topluluğu aldatmış olması aklı patlatacak çapta bir hadise. Hem de o topluluğun alimlerini (kendileri alim diyor) bu kadar basit bir sebeple aldatabilmiş olması insanı dehşete düşürüyor.
Şia alimlerinin (Şia ile alim kelimesinin bir arada kullanılması çok komik) seviyesi anlaşılıyor mu? Şeytan Şia alimlerinin hepsini hem de on üç asır bir efsane ile aldatmış. On üç asır boyunca bir adet alim şeytanın ifsadından kurtulamamış. Çünkü bir tanesi bile buna itiraz etmemiş. Bu nasıl olabilir? Şeytan Kum şehrine otağ mı kurdu yoksa… Nasıl olabilir böyle bir şey? On üç asır, milyonlarca adam (kendileri alim diyorlar) şeytanın hilesini göremez.
Soru açık, ortada duruyor. Ahkam-ı İslamiyeyi tatbikattan kaldırmanın hükmü nedir? Hem de tüm alimleri tarafından ittifakla işlenen bu “cürm-ü kebir” hangi hükme tabidir? Ve bu “cürmü kebiri” işleyen ve adının önünde alim olan adamlara hangi ceza verilmelidir?
Bu hususta tek istisna Humeyni’dir. Humeyni bahsi müstakil yazı konusudur.
NURETTİN SARAYLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir