İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-15-VARLIK TELAKKİSİ-1-

Hayat, eksiğin tamamlanması, zafiyetin telafisi, ihtiyacın karşılanması için gerçekleşen deveranın yekununa verdiğimiz isimdir. Bir şey tamam olduğunda hareket sükut eder. Hareketin sebebi, kudret değil, zafiyettir. Eksiklik yoksa hareket sebebini bulamaz, sebep yoksa hareket yoktur. Kudret sıfır ise hareket yine yoktur, hareketin asgari bir kudrete ihtiyacı var. Bu sebeple kuvvetsiz hareketten bahsetmiyoruz, eksiklikten bahsediyoruz. Eksiklik, “yokluk” ile “varlık” arasındaki sürecin adıdır. “Yok”, hareket edemez, kendini tamamlamış olan da hareket edemez. Kainat, dünya, insan, hayat “varlık” ile “yokluk” arasındaki berzahtır. Tüm hikaye, bu berzahta cereyan eder. Kainatta iki uçtan birinin varit olduğu iddiası, varlık ve hayata dair sıfır bilgi, azami cahilliktir.
Cenab-ı Allah Azze ve Celle, kainattaki hiçbir varlığa “mutlaklık” kudret ve vasfını ihsan etmemiştir. Mutlak kudret, uluhiyet vasfıdır, kendisinden başka hiçbir varlığa bu hususiyeti lütfetmemiştir. Bu sebeple tevhid, varit ve vaciptir. Kainat ise, varlık ile yokluğun berzahındaki mütemadi deverandan ibadettir.
*
Cansız varlıklardaki hayat, hareketten ibarettir. Varlıkları da harekettir. Onlar “hal” sahibi değildir, hal yoksa hareket kesintisiz devam eder. Bu sebeple varoluş sürecinin ilk safhası “saf hareket”tir, bu da cansız varlıklara aittir. Kesintisiz hareket, “varlık” menziline ulaşamamış “varoluş” sürecidir.
Binlerce yıldır hareket, varlığın arazı zannedildi. “Hareket varlığa bağlı, varlık olmadan hareket meydana gelmez” düşüncesi, çok sığ bir yaklaşımdı ve maddeyi “kaba” bir bakışla seyretmenin neticesiydi. Varlığın özüne doğru ilerleyen fizik ilminin, atom altına ulaşmasına kadar bu bilgi hükümranlığını sürdürdü. Bu gün fiziğin (özellikle Kuantum fiziğinin) ulaştığı safha, maddenin bittiği ve sadece hareketin müşahede edilebildiği noktadır. “Sadece hareket” demek, varlıksız harekettir. Fizik biliminin ulaştığı safhada hala “atom altı parçacık” aramaları, fizik biliminin tabiatından kaynaklanan zihni mahkumiyettir. Çünkü fizik bilimi, varlık bilimidir. Hareketi de varlığın özelliği olarak incelediği için, varlıksız hareket düşüncesine ulaşması için daha alması gereken mesafe var. Kuantum fiziğinde müşahede ettikleri hareketi anlamamalarının sebebi de zaten bu.
Hiçbir maddi varlık, kesintisiz hareket edemez. Kesintisiz hareket, sonsuz güç kaynağı ister. Maddi evrende sonsuz güç kaynağı yoktur. Kesintisiz hareket denildiğinde, varlığın arazı olan hareketten bahsetmek, dehşetengiz bir paradoks olurdu. Varlıksız hareket tabiri de bir paradokstur ama herhangi bir varlığın kesintisiz hareket etmesi ihtimalindeki paradokstan daha dehşet verici değil. Makro kozmosta hareket, varlığın arazı olarak görünür oysa mikro kozmosta varlık hareketin arazı veya neticesidir. Hakikat satıhta mıdır, derinde mi? Bu soruya “satıhtadır” cevabını verecek bir tane “cins kafa” bulunmaz. Öyleyse mikro kozmostaki durum, hakikate daha yakındır. Mikro kozmosta ulaşılan son nokta, “varlıksız hareketi” tespit etmenin eşiğidir ama bunun için yeni ve farklı bir zihni donanım gerekir. Zihni donanımın altyapısı, fizik bilimindeki “anlayış” değişikliğidir.
Fizik “saf hareketi” bulana kadar hiçbir şeyi izah etmiş olmayacaktır. “Saf hareket” muhtemelen fizik evren ile metafizik evren arasındaki geçiş bölgesidir. O bölgede birçok sır açığa çıkacak fakat daha fazla sırrın da eşiğine gelinecektir. Saf hareket, muhtemelen “emir”dir, büyük ihtimalle de “emrin” ilk tezahürü, ilk tezahür safhası… “Emir” yani “kün”… “Ol”…
Saf hareket, ilk hareket olmalıdır. İlk hareket, fiziki bir hadise değildir çünkü orada fizik halen yoktur. Fizik, ilk hareketten sonra başlar, hemen sonra başlamasının önemi yok, sonra başlaması ilk hareketin fizik hadise olmadığını gösterir. İlk hareket fizik evrenin dışında, fizik kurallardan bağımsız olduğu için, ondaki kudret ve enerji, fizik kurallar ve denklemlerle izah edilmez, edilemez, edilmemelidir.
Varlıksız hareket, saf hareket, ilk hareket tabiatı gereği zamansızdır. Fizik biliminin paradokslarından biri de budur, hareketi maddenin mütemmimi kabul ettiği için, “zamansız hareket” düşüncesine ulaşamadı hala. Mevcut fizik bilimi, varlıksız ve zamansız hareketin denklemini kuramaz, denklemini kuramayacağı için de keşfedemez. Varlıksız ve zamansız hareket, hem varlığın hem de zamanın kaynağıdır. Zamanın denklemini de “ilk harekette” aramak gerekiyor.
Batının pozitif kavrayış ufku tükendi. Bundan sonra fizik biliminin ilerlemesi çok yavaş olur. Zaten çok yavaşlamıştı, bundan sonra sürekli negatif ivmeyle yavaşlayacaktır. Çünkü pozitif kavrayış ufkunda dolaşıyor. Tam zamanı… Onların çok ilerlediği ve bizim de çok geride kaldığımız dönem sona erdi, artık batı kaplumbağa hızıyla ancak ilerler, biz ise İslam İrfanından alacağımız yeni bir güçle çok hızlı ilerleme imkanına sahibiz. Çünkü İslam İrfanı, batı pozitif kavrayışının gelip tıkandığı noktadan çok ilerisine gitmişti, bize düşen, İslam İrfanının ulaştığı seviyeyi, müspet ilimler sahasında delillendirmek ve izah etmektir.
İslam maarif anlayışı, İslam İrfan Müktesebatından yeni bir fizik ilmi inşa edecek zihni evreni ve akıl terkibini ortaya koymalıdır. Bu mümkün… Batının aklını patlatacak çapta keşifler yapılabilir hem de çok hızlı şekilde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir