İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4-
Sahabe-i Kiram, ilk nesil olmanın mesuliyetini liyakatle yerine getirmiştir. İlk neslin birinci vazife ve mesuliyeti, kendisine teslim edilen dini, olduğu gibi muhafaza altına almak ve sonraki nesillere intikal yollarını açmaktır.
Sahabe-i Kiram, öncelikle dini muhafazaya almış, bu hususta erişilmez bir sadakat ve hassasiyet göstermiştir. Dinin muhafazası sadakat iledir, mananın tecessüm etmiş hali olan Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamın devr-i saadetlerinde bizzat O’na ve O’nun gösterdiği yoldan Cenab-ı Allah Azze ve Celle’ye olan sadakat, O’nun irtihalinden sonra emanetine sadakat şeklinde tezahür etmiştir.
Sahabe-i Kiram, sadakatini tescil ettikten sonra, “din ile inşa” devrini başlatmış, onun nasıl yapılacağını göstermiş, ölçülerini tespit etmiştir.
İslam tarihinin en tehlikeli geçiş süreci mevzudadır. “Din inşası”na şahit olan hatta din inşasının kendileri üzerinde gerçekleştiği kadro olan Sahabe-i Kiram, “Din inşası” ile “Din ile inşa” bahsini maharetle birbirinden tefrik etmiş, din inşasının bittiğini, dinin ikmal edildiğini en derin idrak ile anlamış, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamın irtihalinden sonra “din ile inşa” devrini başlatmıştır. Malum olduğu üzere, Yahudilik ve Hıristiyanlık, bu geçitte boğulmuş, “din inşasını”, Risalet’in irtihalinden sonra da devam ettirmiş ve kendi kafalarına göre bambaşka bir din (hezeyan) inşa etmişlerdir. Sahabe-i Kiram, Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize ihsan edilmiş insanlık tarihinin en güzide cemiyet kadrosudur.
İslam’ın son din, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamın ise son Peygamber olması, sadık bir cemiyet kadrosunu ilzam ederdi. Dini olduğu gibi muhafaza edecek, sonraki nesillere intikalin gerçekleştirecek, din ile inşa faaliyetinin ölçü ve mecrasını açacak bir içtimai kadro ihtiyacı aşikardır.
*
Büyük Doğu Platformu (www.buyukdoguplatformu.com) sitesi yazarlarından Hamza Kahraman, “Kaza teşkilatı-İçtihat Şurası” başlıklı yazısında, içtihat ile reform mevzuunda şu tespiti yapar ki, dikkat çekicidir; “İçtihat ve reform, mevcut kaidelerin dışında bir kaide arayışıdır. Mevcut kaidelere muvafık bir kaidenin keşfi ve ihdası, içtihattır. Bu mikyasın dışına düşmek ise reformdur.” Yine aynı yazıda şu ifade dikkate alınmalıdır; “İçtihadın kıymet ve ehemmiyetini bilenler, “beni seçmesinler” diye dua eden alimlerdir, seçildiklerinde de, vazife ve mesuliyetten kaçmanın ağır bir cürüm olduğunu bilecek kadar şuur sahibidirler.”
Netice olarak İçtihat ile Reform arasında soğan zarı kadar ince bir engel var. İçtihat, hayatın İslam’a muvafık şekilde izah ve inşa edilmesinin hukuki (Şer’i) imkanıdır, buna mukabil reform ise dini tağyir ve tahrip ederek yeni din inşa etmektir. Sahabe-i Kiram önce sadakatini sabitlemiş, sonra “din ile inşa” faaliyetine başlamış, bu cümleden olarak içtihat mevzuunu ölçülendirmiş ve çerçevelemiştir.
“Din inşası” ile “din ile inşa” bahsini Sahabe-i Kiramdan öğrendik. İçtihat, “din ile inşa” faaliyetinin hususi yoludur ki, dikkat ve itina ister. Yine Hamza Kahraman’ın ifadesiyle, içtihat yapmak hususunda iştiyak sahibi olanlardan uzak durmak gerekir. İçtihat, zaruret derecesinde ihtiyaç haline gelmelidir, bu noktaya gelene kadar Müslümanın tavrı “sadakat” üzere olmaktır.
*
Kur’an-ı Kerim’in mealini eline alıp, hiçbir hassasiyet ve dikkat göstermeden, ilim ve idrak sahibi olmadan “içtihat” yaptığını söyleyenler, maalesef “din ile inşa” faaliyeti değil, Allah muhafaza, “din inşası” faaliyeti içindedirler. Bu mevzuun böyle olduğunu uzun uzun izah gerekmez, biraz idrak ve biraz “hassasiyet” sahibi olmak, bu neticeye varmak için kafidir. İdrak ve hassasiyetin ne olduğunu gösteren Sahabe-i Kiramın hayatından üç beş sayfa okuyanlar, o ilk neslin, müderrisi Risalet olan altın neslin meseleye nasıl yaklaştığını görürler. Müderrisi Risalet olan bir cemiyet kadrosunun hassasiyetini ölçü olarak almak bir tarafa umursamayan ahmaklar, İslam tarihini, ana mecranın dışından izlemekle iktifa ediyorlar.
*
İslam tarihi, insanlık tarihinin başka şubelerine benzemez, kendi hususiyetleri var. İslam tarihindeki kendine has devirleri anlamak şart… İslam tarihini, batının akademik kıstaslarıyla anlamaya çalışanların kısmetine sadece saçmalamak düşer. Batının akademik kıstaslarını Müslüman ilim adamlarının da benimsediği hatta hazmettiği günümüzde, işimizin çok çetin olduğunu bilmeliyiz. Kendi öz mevzularımızı üniversitelere bırakmak gibi bir cürüm işleyemeyiz.

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4-” hakkında 1 yorum

  1. çok can alıcı noktalar gerçekten yüreğine sağlık haki demir saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir