İSLAM TARİH ANLAYIŞI-9-SAHABE-İ KİRAM-1-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-9-SAHABE-İ KİRAM-1-
Din, tatbikatıyla birlikte dindir, İslam, tatbikatıyla tamamlamıştır. Risalet tatbikatı (Sünnet-i Seniyye) dinin kendisidir, dine ait mevzulardandır. İslam, tatbikatıyla kendini gösterdiği gibi, tatbikatını da kendinden saymıştır. Risalet tatbikatı, dinin inşai kaynağıdır. Bu sebepledir ki Sahabe-i Kiram, Risalet’in içtimai tecelligahıdır.
Sahabe-i Kiram, Risalet’in cüzü değildir muhakkak ama Risalet tatbikatının içtimai imkan alanıdır. Ferdi tatbikat ile din ikmal edilmiş olmaz, içtimai tatbikatı gerçekleştirilmemiş olan bir dinin (ve dünya görüşünün) ikmal edilmiş olmasından bahsetmek mevzuu anlamamaktır. Cumhuriyet devri laik Kemalistlerin, “din, kişinin vicdanındadır, onu içtimai sahaya taşıramaz, orada gösteremez” türünden itirazları, münferit tatbikatı esas alır. Bu tuzağa düşmemek gerekiyor, dinin ikmali, içtimai tatbikatı ile gerçekleşmiştir.
Sahabe-i Kiram, Risalet vazifesinin içtimai sahadaki tezahür mahallidir. İslam kendini tamamlamak için tatbikatını gerçekleştirmek, tatbikatını tamamlamak için cemiyetini inşa etmek istemiş, Sahabe-i Kiram bunun imkan alanını ve kadrosunu oluşturmuştur.
Sahabe-i Kiram, Risalet’in ikinci tecelli safhasıdır, birincisi malum olduğu üzere tebliğdir. Risalet’in beyan ve tebliğinden sonraki ikinci tecellisidir. Tebliğ de kendilerine yapıldığına göre İslam’ın ve Risalet’in ilk tecellisidir dense yanlış olmayabilir.
İslam, insanda her neyi gerçekleştirmeyi arzu etmişse, onu Sahabe-i Kiramda gerçekleştirmiştir. Sahabe-i Kiramı içtimai bünye olarak ele aldığımızda, İslam’ın herhangi bir manası yoktur ki onlardan birinde veya birçoğunda tecelli etmemiş olsun. İslam’ın mana haznesi, ferdi, içtimai ve siyasi (devlet olarak) alanda tüm unsurlarıyla ve en derin şekilde Sahabe-i Kiramın şahsiyet ve içtimaiyatında tahakkuk etmiştir. Bunun aksine herhangi bir kelam etmek veya Sahabe-i Kiramı hafife almak, dinin ilk tecellisinin akim kaldığını, Risalet vazifesinin de hakkıyla yerine getirilemediğini iddia etmektir, böyle bir iddia, batılı tarihçiler tarafından bile izhar edilmemiş, edilememiştir. Fakat bu tür iddiaların Müslüman kisveli kişiler tarafından dillendirildiği görülmektedir ki çok vahimdir. Risalet’in, tatbikatta (Risalet’e ait olmamakla birlikte) içtimai veçhesini temsil eden Sahabe-i Kiram hakkındaki en küçük tahfif ifadesi, İslam’ın Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam tarafından tamamlanmadığını iddia etmektir ve onun yerine ikame edilmeye çalışılan fikir, İslam’ı, Risalet dışında birileri tarafından ikmal etme çabasıdır. Bir Müslümanın bu derinlikte savrulması, akl-ı selimin yokluğunu gösterir.
*
İslam, Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizdir, O’nun beyanları ve fiilleridir. Vahiy de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama inmiş ve insanlığa onun mübarek dudakları arasından izhar edilmiştir. Kitabullah, yeryüzünde herhangi bir yere kitap olarak inmemiş, bizzat O’na inmiş, insanlık O’nun, “vahiydir” buyurduğu beyanlarına vahiy, “değildir” diye buyurduğu beyanlarına da Hadis-i Şerif demiştir. Müstakil bir kitap olarak herhangi bir yere inmemesi, aksine Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize inmiş olması, dinin, insan ile tecelli ve temsil edilmesini iktiza eder. Hikmet buysa (ki ne şüphe), Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, dinin tecessüm etmiş halidir. İşte bu sırrın Sahabe-i Kiram üzerindeki tecellisi, onları, dinin içtimai tecessüm mahalli yapmıştır.
İslam’ın içtimai varoluş kadrosudur Sahabe-i Kiram… Ferdi varoluş, içtimai varoluş havzası olmaksızın muhaldir, bu imkan ve ihsan sadece Risalet ve Nübüvvete tahsis edilmiştir. İçtimai varoluşun gerçekleştirilemediği insan topluluklarında ferdi varoluşun gerçekleştirilmesi, entelektüel gevezelik cinsinden boş bir hamle ve hayaldir. Denirse ki, ferdi varoluşlar gerçekleştirilemediğinde içtimai varoluş da muhaldir, doğrudur. Bu sebeple ferdi ve içtimai varoluşlar, birbirini ikmal ederek ve adım adım ilerler. Ferdi varoluş güzergahındaki her adım, içtimai varoluşu tahrik eder, içtimai varoluştaki her adım, ferdi varoluşu muhafaza altına alır ve besler, daire bu şekilde tamamlanır ve mütemadiyen inkişaf eder. Risalet ve Nübüvvetteki ferdi varoluş, eksiksiz ve fazlasız şekilde tahakkuk etmiş ve cemiyete ondan sonra çıkmıştır.
Risalet’teki ferdi varoluş, Risalet vazifesinin tevdiinden önce tahakkuk ettiği için, cemiyet meydanına çıkan Risalet, her şeyi kendi şahsiyetinde cem etmiş haldedir ve içtimai tecelli ve tezahürünü aramaktadır. Zatındaki ferdi kemali, içtimai sahada tahakkuk ettirmek için harekete geçen Risalet, içtimai varoluş havzasını oluşturmak, içtimai varoluşu gerçekleştirmek mesuliyetini yüklenmiştir. Bu manada Sahabe-i Kiram, Risalet’teki ferdi kemalin, içtimai sahadaki tahakkukuna memur cemiyet kadrosudur.
*
İslam tarihi, Sahabe-i Kiram ile başlar. Bu sebeple olmalı takvimin miladı “hicret” olarak kabul edilmiştir. Hicret, birçok hikmeti muhtevi olmakla birlikte, içtimai varoluş havzasının arayışıdır. İslam, Mekke’de inşa edilmeye başlanmış, orada ikmal edilmesi için ihtiyaç duyulan içtimai havza gerçekleşmemiş, içtimai havza arayışı Medine’de karar kılmıştır. Ferdi varoluş mekana fazla bağlı değildir, herhangi birkaç metrekarelik mekan, ferdi varoluş için kafi gelebilir ama içtimai varoluş, mekana sıkı sıkıya bağlıdır. Bu sebeple hicret, aynı zamanda içtimai varoluşun vatanını aramak içindir.
Mekke’de oluşturulamayan cemiyet bünyesi ve dokunamayan içtimai örgü, medeniyet altyapısını Medine’de bulmuş, orada içtimai havzasını tanzim etmiş ve tarih oradan başlamıştır. Hicret tarihi yürüyüştür ve tarih yapma yürüyüşüdür. Tarih, içtimai havzanın inşası için ilk harcın karılmaya başlandığı Mescid-i Nebevi ile tezahür etmeye başlamıştır. Tüm dünyanın mescid kılındığı bir din için cami ihtiyacı, içtimai varoluş hamlesinden başka ne olabilir?
*
Tüm bu ifadeler, Sahabe-i Kiramın, Risalet yekununa ait bir cüz olduğu şeklinde anlaşılamaz, Risalet’in içtimai tecelli ve tezahür sahası olduğu şeklinde anlaşılır. Dilin ve ifade kudretimizin kifayetsizliğinden dolayı yanlış anlaşılma ihtimali varsa, kusur şahsımıza aittir ama maksadımız o değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir