İSLAMCILIK MESELESİ-26-İSLAM BİR SİSTEM MİDİR?

İSLAMCILIK MESELESİ-26-İSLAM BİR SİSTEM MİDİR?
Kapitalizm meselesi ile birlikte ancak gündeme geldi, sistem meselesi… Star gazetesinde yayınlanan bir iktisatçının mülakatı, meseleyi bir anda (ve zaten bir anlığına) oraya getirdi, Akif Emre de tartışmaya o noktadan girdi. Sistem meselesi, İslamcılık tartışmasının ciddi manada muhtevaya temas eden ilk konusu oldu, bu çerçevede iktisadi sistemler olan sosyalizm ve kapitalizm arasındaki üçüncü yol bahsi gündeme geldi.
Yazarlar arasında “İslam sistem midir?” başlığını atan ve meseleye doğrudan bu cihetten bakan kişi Mustafa Akyol oldu. Akif Emre, meseleyi kapitalizm zaviyesinden tetkik eden iki tenkit yazısıyla başlatmıştı ama meseleye derinliğine girme fırsatı olmadı. “İslam sistem midir?” başlığı altında konuşulacak mevzuu, Mustafa Akyol’a fazla ağır gelir, bu sebeple meseleyi nazari seviyede tetkik etmek gerek.
*
İslam, hem bahislerinin tamamını ihtiva edecek manada bir “her şeyin sistemi” değildir hem de her sahada birer alt sistem değildir. İslam, terkibi ve tevhidi bir mana yekunudur. Tüm varlığı ve varlık çeşitlerini, insanı ve insanlık hallerini, hayatı ve hadiseleri izah edecek bir muhteva yekunu… Müslüman entelektüeller (bunların çoğu mütefekkir değil) ile diğer entelektüellerin İslam’ı anlamakta zorlandıkları nokta tam olarak burası. İslam’ın mana yekunu, bir taraftan ufuk içinde terkibi mahiyet taşırken diğer taraftan ufuk ötesi tevhidi mahiyet taşır. Ufuk içi tefekkür alanıdır ve idrak seviyesini gösterir, ufuk ötesi tefekkürü aşar ve tevhide yani imana ulaşır. Birincisi aklın alanı, ikincisi ise ruhun…
İslam’ın mana yekunundaki tevhidi ve terkibi bütünlük, sistem değildir. Tüm sistemlerin üzerinde, bir nizam ifade eder. Akıl, İslam’ın mana yekununa külli manada ulaşamaz ki, İslam’ı sistem olarak izhar ve beyan etsin. Buna karşılık akıl, kendi ufku içindeki mana yekununu, terkibi bütünlük içinde anlamakla mükelleftir.
Terkibi bütünlük veya külli anlayış ifadesi, mana yekununda “tezat” olmadığını ifade etmesi bakımından tercih edilmelidir. Bunların yerine “sistem” ifadesi kullanıldığında, aklın üretebildiği veya anlayabildiği bir ufuktan bahsedilmektedir ki, en büyük akıl hacmi bile bu muhtevayı taşıyamaz. Muhal farz böyle bir akıl olsa bile, ruhun alanına kuşatamaz, nakıs kalması tabii ve zaruridir.
Pekala sistem meselesi nedir? Sistem (bizim dilimizle nizam), derli toplu düşünme şeklini ifade etmesi bakımından mühimdir. Kaçınılmaz olarak mesele dönüp dolaşıp “dil” bahsine geliyor. Sistem kelimesi (mefhumu), İslam’ın mana yekununun taşıyıcısı olarak kullanılamaz. Nizam, sistem kelimesinin karşılığı olarak yer yer kullanılsa da, aslında, sistemin unsurlarını ihtiva etse bile ondan daha fazla bir muhtevaya sahip. Sistem, entelektüel tarafı fazla olan, tatbiki ciheti zayıf kalan bir mefhum, oysa nizam, başında fikir, ortasından ahlak, sonunda tatbikat olan çok hacimli bir mefhumdur.
Türkiye’de, entelektüel zihni organizasyon, batılı metotlar (usul değil), malzemeler, fikirler ve literatür ile düşünme itiyadına sahiptir. Bu zihni organizasyon, İslam’ı anlama, anlatma, tatbik etme alanlarında marazi yaklaşımlara sahip. Meseleyi bir türlük kendi mihverinde izah etme imkanı bulamıyoruz. Sistem kelimesi ile başlayan düşünce faaliyeti bir türlü İslam’ın merkezine ulaşamıyor.
*
İslam’ın terkibi ve tevhidi mana yekunu, her alanda birden çok “nizam” inşa etmenin muhteva zenginliğine sahiptir. Meselenin kırılma noktası tam olarak burası… İslam’ın kendisi bir sistem değil, hiçbir sistem İslam’ı taşıyamaz. Fakat İslam’ın mana yekunu, terkibi cihetiyle “üstün bir nizam” inşa etmenin ve onun harikulade “kıvamını” keşfetmenin, yakalayabilmenin imkanlarını sunmuştur.
Müslüman fikir adamları, İslam’ın, her şeyi izah, hayatın tüm alanlarını tanzim etmesinden hareketle, “büyük sistem” olduğu düşüncesine savruluyor. Diğer entelektüeller de, İslam’ın muhtevasının, sosyalizm ve kapitalizmde olduğu gibi açık bir sistem şeması sunmamasından dolayı, İslam’ın sistem olmadığını, sistemi ihtiva etmediğini düşünüyor. Bunların, İslam’ın sistem olmadığı düşüncesi, İslam’ın herhangi bir alanı “nizami şekilde tanzim” etmediği, edemeyeceği kanaatinden kaynaklanan bir nakısadır. Tabii ki mesele Müslüman fikir adamlarının acziyeti ve zafiyetinden kaynaklanıyor çünkü İslam’ın muhteva yekunu sayısız nizamı (sistemi) inşa edebilme imkanı sunmasına rağmen, bunu, tefekkür dünyalarında ve hayatlarında üretememiş olmaları, karşı tarafın ukala edalarla konuşmasına sebep oluyor.
İslam’ın mana yekunu, herhangi bir alanda, tek nizama mahkum değil. Hukuki çerçevede nizam fikri imal edilebileceği gibi ahlaki çerçevede de nizam fikri üretilebilir. Bu manada, tarihte de görüldüğü üzere, birden çok nizam üretilmiş ve tatbik edilmiştir.
Mevzuu bir misal üzerinden izah edelim. Mülkiyet bir haktır, hak ile mükellefiyet arasındaki fark, mükellefiyetin mecburiyet ifade etmesi, hakkın ise muhtariyet sunmasıdır. Hiç kimse hakkını kullanmak için zorlanamaz. Öyleyse, rızaya dayalı olarak ferdi mülkiyetin olmadığı içtimai bünyeler oluşturulabilir, helali haram saymadıktan, helali iktisap etmeyi engellemedikten sonra, rızaya dayalı olarak “müşterek mülkiyet” temelli içtimai bünyeler oluşturmak mümkündür. Tarihte misalleri vardır, tasavvuf merkezleri de zaten bu içtimai bünyenin kurucusu ve muhafızıdır. Sosyalistlerin ve komünistlerin hayal bile edemeyecekleri bir müşterek mülkiyet tabanlı içtimai bünyeler kurulmuş, asırlarca da sürmüştür. İslam’ın mana yekununun ahlaki çerçevesi içinde kurulabilen, kurulmasında bir mahzur olmayan, İslam’ın nihai maksadına da muvafık olan bu tür içtimai bünyeler, İslam’ın öz cemiyet kadrosunda, ileri tatbikat misalleri ve numuneleri olarak tezahür eder.
Yapılması gereken iş, İslam’ın mana yekunu içinde kalarak, emirleri iptal, haramları ihlal etmeksizin, günümüz şartları ve imkanları göz önünde bulundurularak, terkibi bünyeye muvafık “nizam”lar inşa etmektir. Çok sayıda nizam inşa etme imkanı olduğu asla unutulmamalı, inşa faaliyetinin terkibi mana yekununa ise muvafık olmasına mutlaka dikkat edilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir