İSLAMCILIK TARTIŞMASININ PSİKİYATRİK İNCELEMESİ-2-ZİHNİ EVREN PSİKOLOJİK EVREN PSİKİYATRİK EVREN

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ PSİKİYATRİK İNCELEMESİ-2-
ZİHNİ EVREN PSİKOLOJİK EVREN PSİKİYATRİK EVREN
Önce konunun teorik altyapısını açıklayalım. Konuyu teknik dile boğmadan ve psikiyatrinin batılı müktesebatıyla birlikte Müslüman insan modelini de esas alarak değerlendirelim. Bu nokta önemli, psikiyatriyi batılı müktesebatından ibaret gördüğünüz takdirde, mesela ruhu inkar etmeniz gerekir ki, o zaman psikiyatri Müslümanlar için “sıfır” değerindedir. Bu bağlamda konuya baktığımızda, psikiyatrinin insan modelini bir tarafa bırakıp, onun klinik tarafını kullanmamız gerekiyor. Halkı Müslüman bir ülkede esas alınacak insan modeli ise, Müslüman insandır. Müslüman insan modelini esas alıp, psikiyatrinin klinik tarafını kullanmak çelişki değil midir? Çelişkidir hem de derin bir çelişki. Bu durum, bakir teorik üretim alanı olarak orta yerde duruyor ve sahiplerini, fikir ve ilim adamlarını bekliyor. Kısa bir yazı dizisinde bu derinlikte bir çelişkiyi ortadan kaldırmamız beklenmemeli değil mi?
Bu çelişki bağlamında yapacağımız şey şu; psikiyatrinin klinik tarafını alırken, Müslüman insan modeline uygulanabilen müktesebatını kullanmaya dikkat edeceğiz. Konunun tabiatı derin bir çelişki taşıdığı için, ne yaparsak yapalım, bir şekilde çelişkiden kurtulma imkanımız olmadığını biliyoruz. Bu tür riskleri dikkate alarak hassas değerlendirmeler yapmak gerektiğinin farkındayız.
*
İslam, birinci kaynak olarak Kadir-i Mutlak olan Allah’ın beyanlarını esas alır. Kadir-i Mutlak olduğuna inandığınız andan itibaren, Kur’an-ı Kerim’in asla yanlış veya hata ihtiva etmediğine inanmanız gerekir. Allah, varlığın üzerinde “yaratıcı mülkiyet” sahibidir. Yaratıcı bilgi, mutlak bilgidir. Yani O’nun ilmi, sonsuzdur. Zatı, Kadir-i Mutlak olan, varlık üzerinde “yaratıcı mülkiyete” sahip bulunan, ilmine herhangi bir sınır tayin edilemeyen Allah’ın, insanların hayatının bir kısmını neden tanzim etmediğini (bu iddiada bulunanlar) izah etmeliler. Bu konu, liberalizmle, demokrasiyle, felsefeyle filan ilgili değil, doğrudan doğruya, “yaratıcı inancı” ile ilgilidir.
Batıda, materyalist, liberal ve evrimci düşüncelerin baskın olduğu ülkelerde psikiyatri, bir yaratıcı kudrete inanmayı yani hem büyük hem de görünmeyen bir gücün varlığını kabul etmeyi, “hastalık listesine” almıştır. Yani bu tür insanlar, psikiyatrik vakalardır. Psikiyatri özünde bu kadar Allahsızdır, öyleyse neden bununla ilgileniyoruz? Çünkü Levent Köker gibiler, “yaratıcı” anlayışını, eski Yunan’dan kalma arkaik yaklaşımlarla değerlendiriyor. Bunu kendisine söylediğinizde, tüm psikiyatrik vakalar gibi hemen itiraz edeceği malum.
*
Çelişki hayatın tabiatında mevcut bir gerçeklik… Hayattan insan zihnine de yansıyor, insan zihni de çok sayıda çelişkilerle dolu. Bu durum doğal bir haldir, doğallığını ise hayatın tabiatından alır. Bu nedenle çelişki, bir sınıra kadar doğaldır ama bir sınıra kadar. İşte bu sınır, normal hayatın bittiği ve psikolojinin ilgilendiği sahanın başladığı yerdir. Bu sınır nerededir? Bu sınır, zihni çelişkilerin, fiili çelişkilere dönüşecek kadar derinleşmesidir. Her fiili çelişki psikolojik problem haline gelmez, başka bir ifadeyle, her fiili çelişki psikolojik problemdir ama hayatın çelişik tabiatının zorladığı fiili çelişkileri ayırmak gerekir. Fiili çelişkiyi, fiili durumun zorlaması psikolojik problem olarak tanımlanmaz. Fiili çelişkiyi, zihni çelişkinin üretmesi başka bir olaydır, fiili durumun zorlaması başka bir olay… Buradaki zorluk, hem zihni çelişki hem de fiili durumun zorlaması olan örneklerde, deneğin hangisine dayanarak fiili çelişkiye düştüğü konusudur. Pratikte bunu tespit etmek gayet zor…
*
Zihni çelişki fiili çelişkiyi üretir, bu durum, psikolojik bir problemdir. Psikolojik problem ile psikiyatrik problemin mahiyeti aynıdır sadece derecesi, şiddeti, derinliği, kalıcılığı, etkisi farklıdır. Zaten bir çelişki önce psikolojik problem haline gelir, sonra da psikiyatrik vaka haline… Doğrudan psikiyatrik vaka meydana gelir mi? Evet, ani çıldırma halleri bunun örnekleridir. Fakat psikiyatrik vakaların ezici çoğunluğu, psikolojik problem basamağına uğrar, orada bir müddet meşgul olur daha sonra psikiyatri havuzuna ulaşır.
Psikiyatrik vakaların oluşmasındaki “tedrici süreç”, hem psikiyatristin teşhisini zorlaştırır hem de hastanın teşhis ve tedavi ihtiyacını. Diğer taraftan psikolojik problem ile psikiyatrik vakanın özünün aynı olması, birinden diğerin geçişin tespitini zorlaştırıyor. Toplum içinde psikolojik problemi olanlarla psikiyatrik vakaların kol kola gezmesi (beraber yaşaması) ve bunların yoğunluğu, psikiyatrinin alanını pratikte daraltıyor.
Psikolojik vaka ile psikiyatrik vaka arasındaki sınır nedir? Birincisi çelişkinin derinleşmesi ve insanın “benliğine” yerleşmesi, ikincisi de çelişkinin ürettiği fiillerin diğer insanlara zarar vermeye başlamasıdır. Tam bir psikiyatrik vaka için iki şartın da gerçekleşmesi gerekir ama birinci şart gerçekleştiğinde, ikincinin gerçekleşmeyeceğine dair kimse garanti veremeyeceği için, birinci şart, klinik tedavi için kafi görülür.
*
Psikolojik problemlerle psikiyatrik vakalar sadece çelişkiler üzerinden tanımlanmaz. Fakat bizim yazı serimize konu edineceğimiz yazı ve şahıslar, bu kategoridedir. Bu sebeple literatürün hepsini aktarmak gerekmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir