İSLAM’IN İKİNCİ ÇAĞI BAŞLIYOR-1-

İSLAM’IN İKİNCİ ÇAĞI BAŞLIYOR-1-
Rakiplerin birbirine karşı kazandığı en büyük zafer, muhatabına, “oyun” için kendi kurallarını kabul ettirebilmesidir. Bunu yapabilen taraf, oyun (maç, savaş vesaire) başlamadan önce zaferini kazanmış ve ilan etmiştir.
Bir düşünce ve kültür havzası, kendini dünyaya sunarken ilk yaptığı hamle, kendinin “esas”, diğerlerinin teferruat ve çeşit olduğunu ilan etmektir. Her düşünce iklimi bunu yapar muhakkak ama mesele kendi havzasının dışındaki dünya tarafından “kabul” görmektir. Bunu gerçekleştiren ise fikir ve kültür değil, siyaset, iktisat, askeriye gibi, fikri olmaktan ziyade maddi alanlardaki güç yığınaklarıdır. Fikir ve kültür havzası, “sahada” galip gelene kadar diğer iklimler tarafından kabul görmez. Yabancı bir fikir ve kültür havzasının kabulü, tarih laboratuvarına bakıldığında, mağlubiyetle gerçekleşmiştir.
Son birkaç asırdır batıya mağlup olduk, sadece biz mağlup olmadık tabii ki tüm dünya mağlup oldu. Batının, dünyadaki tüm düşünce ve kültür havzalarına karşı galip gelmesi, gerçekten çok büyük bir hadisedir. Dünyadaki her kültür ve medeniyet havzasının mağlup olması, batıyı, tek ve daim kültür havzası haline getirdi. Daha doğru bir ifadeyle dünya, batıya böyle bakmaya başladı. Tarihteki hiçbir galibiyet ve mağlubiyet bu çapta ve derinlikte neticeler üretmemişti. Tüm dünya, kendi fikir ve kültür kaynaklarını tamamen inkar etmese de, batının ağır galibiyetinin akabinde Batılılaştı.
Bu çapta bir galibiyet ve mağlubiyet misali tarihte görülmedi. Bu sebeple tarih bu badireyi atlatmak için ihtiyaç duyacağımız tecrübeyi bize veremez. Bu, dünya tarihinde yepyeni bir durumdur. Hz. Süleyman Aleyhisselamın dünya hakimiyeti faydalı olurdu ama o devir ile ilgili bilgi ve tecrübe birikimi tarih müktesebatında kayıtlı olmadığı için ümitlenmemiz mümkün değil. Durum buysa çok ciddi bir problemimiz var.
*
Batının kendini yeniden inşa etmeye başladığı Rönesans’tan beri dünyada yeni bir hamle yapmış kültür ve medeniyet havzası yok. O devirde en canlı olan kültür ve medeniyet havzası İslam coğrafyasıdır ve medeniyetinin zirvesine tırmanmakla meşguldür. Osmanlıda zirveye ulaşan İslam medeniyeti, dünyada en güçlü olduğu zaman dilimine sahiptir ve o gücün temin ettiği “nefs emniyeti” ile batıda mayalanmaya başlayan Rönesans’ı ve muhtemel neticelerini görememiştir. Rönesans’ın meyvelerini vermeye başladığı, yeni bir düşünce ve inşa hamlesi istidadı kazandığı devir, Osmanlı için gerileme ve çöküş zamanına denk gelmiş, böylece dünya batı için hazırlanmıştı.
Dünya tabii ki batı için hazırlanmamıştı. Dünya, düşünce, kültür ve medeniyet krizine girmişti. Dünyanın o zamanki hali, herhangi bir medeniyet hamlesi için hazır olduğunu gösteriyor. Dünyanın herhangi bir coğrafyasında, herhangi bir hamle gerçekleşebilirdi ve dünya ona hazırdı. Dünyanın hiçbir bölgesinde büyük hamle gerçekleşmedi, o hamlenin ana rahmi Avrupa oldu. Başlangıç itibariyle bundan ne Avrupa’nın ne de dünyanın haberi vardı. Kısaca, Avrupa’daki hamle ne kadar önemliyse, dünyanın içinde bulunduğu vasat da o kadar önemliydi.
*
Son birkaç asırlık batı hakimiyeti, dünyadaki tüm kültür ve medeniyet havzaların katletti, imha etti, bakiyesine de “arkeolojik eser” muamelesi yapıyor. Kendi düşünce havzasında bir bahsi “arkeolojinin konusu” haline getirdiğinde tam olarak şunu söylemiş oluyor; “Bu, tarihi şartlarda gerçekleşen, tekrarı imkansız, ihyası muhal olan tarihi bir vakıadır”. Bu tavır ve tavsif, ciddi bir manevradır, asla unutulmamalıdır.
Batı, son birkaç asırdır dünyadaki tüm kültür ve medeniyet havzalarını yok etmekle kendini tek ve daim kılmak niyetindeydi. Böyle olduğu zan ve vehmine kapılanlar da maalesef çok büyük sayılara ulaştı. Ama böyle olmadığını tefekkür yoluyla anlamayanlar bile artık beden gözüyle batının çöktüğünü görüyor. Akıl gözüyle görenler ise, batının çöküşünün iktisadi kriz gibi hafifmeşrep sarsıntılar olmadığını, ne zamandır felsefi krize girdiğini, kendini yenileyemediğini ve yenileyemeyeceğini anlıyor. Artık batı kendi mecrasının müntehasına, kendi ufkunun sınırına ulaştı, buradan ileriye gidemez.
Dünyadaki tüm kültür ve medeniyet havzalarını imha eden batı, şimdi de kendini imha etmekle meşgul. Yine zaman aktı, devir döndü, daire tamamlandı ve dünya bir kültür ve medeniyet krizine girdi. Batıda Rönesans ile başlayan tarihi süreçteki gibi dünya yeni bir hamleye hazır hale geldi. Dünya, yeni hamleyi, yeni sahibini bekliyor. Çöküş sürecine giren batının böyle bir hamleye teşne olması beklenmez.
*
Yeniçağ veya İslam’ın ikinci çağı dediğimiz bir sürecin eşiğindeyiz. Dünyadaki kültür ve medeniyet havzalarının kendilerini çok uzun süredir (bazıları bin yıldan beri) yenileyememeleri ve üzerlerinden de batı silindirinin geçmiş olması, İslam için en uygun ikinci çağın başlamasına sebep oldu. İslam kültür ve medeniyet havzası, batının imha hareketinden derin şekilde etkilenmiş, sersemlemiş, tıkanmış olsa da, tarihi müktesebatı, yeniden doğuşu mümkün kılar, yeniden büyük hamleyi mayalayacak ruhu üfleyebilir. Kaynaklarının berrak şekilde muhafaza ediliyor olması, kadim müktesebatın idrak edilmesinden başka bir mesele bırakmıyor. İslam’ın ana kaynaklarının ve irfan müktesebatının oluşturduğu “mana yekununun”, derinliğine idrak edilmesi, elde edilecek muhteva hasılası ile yeni hamleyi yani İslam medeniyetinin inşa sürecini başlatmak gerekiyor. Bu mümkün mü? İki noktadan mümkün, birincisi İslam ve onun nazari sahadaki hasılası olan irfan müktesebatının mevcut olması (günümüze kadar muhafaza edilmesi), ikincisi ise dünyanın bir medeniyet krizine girmesi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir