İSTİHBARAT SAVAŞLARI

İSTİHBARAT SAVAŞLARI

Almanya Türkiye’yi dinliyormuş, demek onlar bile dinlemeye başladı. Bizi herkes dinleyecek, başka yolu yok, herkes kulak kesilecek, herkes ne dediğimizi merak edecek, bunun için istihbarat servislerini ve daha birçok kuruluşu harekete geçirecek. Sadece diplomatik olarak dinlemekle yetinmeyecekler, Çankaya’da dinledikleri kadar, gizli görüşmeleri de dinlemek isteyecekler. Neler söylediklerimizi dinledikleri kadar, neler düşündüklerimizi, neler planladıklarımızı da dinlemek isteyecekler. Dünya bizi dinleyecek, başka yolu yok…
Bir ülke neden dinlenir? Diplomatik olarak dinlenmesi, dünya siyasetinde tayin edici bir aktör olduğunuz anlamına gelir. İstihbari nitelikte dinlenmeniz ise, ne dediğiniz kadar ne düşündüğünüzün de önemli olduğunu gösterir. Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi, diplomatik ve siyasi tepki göstermemiz gereken bir durumdur, bunun ötesinde dinliyor olması sizin öneminizi gösterir.
Bu tür olaylara şaşırmak gerekmez, meseleyi bilmeyenler şaşırır. Dünyada her ülke, ciddiye aldığı tüm ülkeleri dinler, skandal olan dinlemesi değil, yakalanmasıdır. Almanya’nın Türkiye’yi dinlediğine şaşıranlar, aynı zamanda Türkiye’nin Almanya’yı dinlemediğini düşünen safdillerdir. Türk istihbaratı Almanya’yı dinlemiyorsa eğer bunun tek sebebi vardır, teknik altyapı zafiyeti. Böyle bir zafiyet varsa, derhal giderilmeli, eksiklikler tamamlanmalı, dinlemeye başlamalıdır.

*
Yeniden istihbarat savaşları başladı. Muhakkak ki istihbarat savaşları hiç durmamıştı ama yeniden hızlandı, yoğunlaştı. Türkiye ile ilgili dinleme ve takip meselesini bundan sonra sık sık duyacağız, çünkü Türkiye yeni yeni Ankara’dan yönetilmeye başlandı. ABD’den veya Avrupa’dan yönetildiği dönemlerde Türkiye’nin dinlenmesi gerekmiyordu, zira zaten her şeyi biliyorlardı. Türkiye Ankara’dan yönetilmeye başlandığından beri, yani bağımsızlaşmaya başladığından beri ne düşündüğünü bilmenin yolu istihbarat faaliyetleridir.

Türkiye bir taraftan Ankara’dan yönetilmeye başlandı diğer taraftan içerideki yabancı istihbarat servislerinin kolları kesilmeye başlandı. Ergenekon ve paralel örgüt, batının Türkiye’deki istihbarat servislerinin istasyonlarıydı. Bunlar birbirine düşman görünse de, batının aynı zamanda birden çok alternatif üzerinde çalıştığını bildiğimiz için bizi şaşırtmaz. Batı Ergenekon yerine paralel örgüte yatırım yapmayı hızlandırınca Ergenekon tarafından düşman bilindi, oysa Ergenekon batı ile çalışıyordu ve yine çalışmak için can atıyordu. Paralel örgüt onların yerini işgal etmek için harekete geçip, onlar tasfiye edilmeye başlayınca, Ergenekon batı düşmanı oldu, mecburen.

Türkiye’yi bir taraftan paralel örgüt, bir taraftan batı istihbarat servisleri dinliyor. Bugün Almanya yakalandığı için onu konuşuyoruz, İngiliz istihbaratı, İsrail istihbaratı, ABD istihbaratı, Fransız istihbaratı ila ahir… Saydığımız ve daha sayamadığımız birçok istihbarat örgütü Türkiye’yi dinlemeye çalışıyor, imkanları elverdiği nispette de dinliyorlar. Dinliyorlar çünkü artık Türkiye Ankara’dan yönetiliyor. Ankara’dan yönetildiği için “ne düşündüğünü, ne planladığını” merak ediyorlar.

*
Sadece Türkiye değil Rusya da dinleniyor, Çin de dinleniyor, İran’da dinleniyor. Batı kulübü, kendi müttefiklerini de dinliyor, mesela Sisi Mısır’ını da dinliyor. Bir müddetten beri istihbarat savaşları yeniden yoğunlaştı. Çünkü bazı ülkeler (Türkiye, Rusya, Çin vesaire) içlerini temizliyor, devlet olmaya başlıyor, kendi başkentlerinden yönetmeye çalışıyor.

MİT ile ilgili tartışmalar, yeni dönemin özelliklerinin bilinmemesinden kaynaklanıyor. Yeniden istihbarat savaşlarının başladığı bir döneme giriyoruz, istihbarat teşkilatının güçlü ve donanımlı olmasından başka yol yok. MİT’in mevcut imkanlarının ve yetkilerinin onlarca kat artırılması gerekiyor, çünkü istihbarat savaşını kaybedenler siyasi ve ekonomik savaşları kaybetmeye mahkumdurlar.

Büyük devlet olmanın şartlarından birisi güçlü istihbarat teşkilatıdır. İstihbarat teşkilatınız etkisizse, özellikle dış istihbaratınız bir ülkeyle ilgili önünüze aktüel dosya koyamıyorsa, karşı istihbarat biriminiz ülkenizde “istihbarat kalkanı” oluşturamıyorsa, başka ülkelerde etki alanları kuramıyor ve operasyon yapamıyorsa, dünyada yoksunuz. Devlet adamlarınız başka ülkelerin mevkidaşlarıyla masaya oturduğunda, muhatabının nasıl bir strateji takip edeceğini bilmiyorsanız, onların sizin stratejinizi bilmesini önleyecek karşı-istihbarat faaliyetiniz bulunmuyorsa, o ülkeyle yaptığınız görüşmelerden karlı çıkma ihtimaliniz yok.

Türkiye bundan önce soğuk savaşın NATO kanadında, ABD ile Sovyetler arasındaki istihbarat savaşlarına sahne oldu, o savaşta da MİT, CIA tarafından Türkiye istasyonu olarak kullanıldı. Bu sebeple Ankara’dan yönetilen bir Türkiye’nin bundan önce istihbarat savaşları tecrübesi çok az. Türkiye ilk defa kendi merkezinden yönettiği istihbarat savaşının tarafı haline geldi. İşin kötüsü dev istihbarat teşkilatlarıyla mücadele ediyor, CIA, MOSSAT, MI6, BND, FSB ila ahir. Bu istihbarat teşkilatlarının bir kısmı birbiriyle müttefik, birbiriyle istihbari bilgi paylaşıyor, MİT ise yalnız başına mücadele ediyor ve ittifak yapabileceği bir istihbarat servisi yok. MİT kadroları içinde “karşı-istihbarat” personelinden çok fazla yabancı istihbarat ajanı Türkiye’de cirit atıyor. Paralel örgüt gibi yabancı istihbarat servislerine çalışanlar hariç, sadece yabancı istihbarat ajanlarının sayısı, MİT’in karşı-istihbarat personelinden fazla. Böyle bir ortamda MİT üzerinde sorumsuz tartışmalar yaşanması büyük basiretsizlik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir