İSVİÇRE ORDUSU SAVAŞA HAZIRLANIYORMUŞ!!!

İSVİÇRE ORDUSU SAVAŞA HAZIRLANIYORMUŞ!!!
Sabah gazetesinin internet sitesinde 15.10.2012 tarihinde yayınlanan bir haber dikkat çekici. “İsviçre ordusu savaşa hazırlanıyor” başlıklı haber, bir taraftan komik bir taraftan da Avrupa’daki durumun ciddiyetini göstermesi bakımından ibret verici.
“İsviçre ordusunun, Avrupa’daki mali kriz yüzünden meydana gelebilecek bir isyan dalgasına karşı hazırlık yaptığı iddia edildi. Russia Today’e göre, İsviçre ordusu komşu ülkelerden gelebilecek büyük bir mülteci dalgasına karşı tatbikat yapıyor.”

Rus gazetesine dayandırılan haberin doğru olma ihtimali nedir? Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Haber bundan ibaret olsa belki dikkat etmek gerekmezdi fakat İsviçre savunma bakanının geçen hafta yaptığı konuşmanın bir kısım da haber de yer alıyor.
“Geçen hafta konuşan İsviçre Savunma Bakanı Ueli Maurer, “Önümüzdeki yıllarda İsviçre ordusuna ihtiyacımız olacağı olasılığını yadsıyamam” demişti. ABD Donanma Koleji’nden Profesör John R. Schindler, “Bakan Maurer ve üst düzey askerler, Avrupa’daki krizin son derece nahoş sonuçları olabileceğini ifade ediyor” diye konuştu.”
Bu bilgilerle birlikte haberin doğru olma ihtimali artıyor. Fakat bize göre haberin doğru olma ihtimalinin esas sebebi, Avrupa’nın içinde bulunduğu durumdur. Biz zaten Avrupa’da büyük sosyal patlamalar ve göç hareketleri bekliyoruz. Birkaç yıldan beri de bu istikamette yazılar yazıyoruz. Dolayısıyla bizim için yeni bir durum yok, sadece gelişmelerin parametrelerini izlemeye çalışıyoruz.
Avrupa krizini sadece ekonomik kriz olarak teşhis etmeye çalışanlar elbette yanılıyorlar. Bu krizin sebebi ekonomik değildi, neticeleri arasında ekonomik çöküş var ama tek netice bu olmayacak. Avrupa her alanda çökecek, çöküş süreci başlayalı çok oldu. Aklı gözünde olanlar, sokaklar savaş alanına dönene kadar krizi farketmediler. Aklı gözünde olanlar hala da krizin ekonomik kriz olmadığını anlamadılar.
Haki Beyin teşhisiyle batı, felsefi krize, ona bağlı olarak da akıl krizine yakalandı. Bu krizin temel özelliği, çökertici olmasıdır. Felsefi ve akli kriz, uğradığı yeri mutlaka dağıtır. Bu durum, fertten medeniyete kadar tüm skalada böyledir. Fertler akıl krizine yakalandığında çıldırır, medeniyetler ise çöker.
Hem batının içinde hem de batının dışındaki dünyada, krizin ekonomik olduğunu zannedenler, yanlış teşhis yaptıkları için yanlış tedavi uyguluyorlar. Uyguladıkları her tedavi, hastalığı iyileştirmiyor aksine azdırıyor. Neticeyi gördüklerinde de, “niye böyle oluyor?” diye hayrete düşüyorlar. Kansere nezle ilacı verdiğinizde hastalığı iyileştiremezsiniz.
Düşünün, kriz, “akıl krizi”… Adamlar, krize girmiş akılla, krizdeki ekonomiyi yönetmeye ve krizden çıkarmaya çalışıyorlar. Ne kadar komik… Önce akıl krizini halletmek ve aklı sağlığına kavuşturmak gerekiyor ki, sağlıklı akılla diğer krizlerini çözebilsinler. Fakat adamın krize giren aklından haberi yok, akıl da zaten kendinin krizde olduğunu kabul etmez. Geriye ne kalıyor? Krize girmiş yani hastalanmış akılla, tedavi yapmaya çalışıyorlar. Tüm uygulamaları krizi tırmandırıyor çünkü krizin kaynağı akıl…
Akıl krize girdiğinde, ilk yaptığı iş, sahibini ahmaklaştırmaktır. Batının geçmişteki ihtişamına bakanlar, ahmaklıklarını görmüyorlar çünkü her yaptığında bir “hikmet” arıyorlar. Hala bazılarına bakıyorum, batının bu krizi bir şekilde çözeceğine ve kurtulacağına inanıyor. Hoş inanışlar ola…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir