İSYAN GÜNLÜKLERİ (12.11.2011) NİHAYET SIRA İTALYA’YA GELDİ

İSYAN GÜNLÜKLERİ (12.11.2011) NİHAYET SIRA İTALYA’YA GELDİ
Nihayet sıra İtalya’ya da geldi. Batıdaki problemlere tek tek bakma alışkanlığı, bütünü görmeyi engelliyor. Aylarca Yunanistan konuşuldu ve krizin toplamı gözden kaçırıldı. Nihayet dört gözle beklediğimiz İtalya sıradaki yerini aldı. Bu günden konuşulanlara bakılırsa İtalya kurtarılamayacak kadar büyük bir ekonomi. AB bu hacimdeki bir ekonomi veya ülkeyi hazmedecek halde değil. Aslında Yunanistan’ı da hazmedecek halde değildi de, küçüklüğüne güvenip umumi çözülmeye mani olmak için kurtarmaya teşebbüs etmişti. Teşebbüs etti de ne oldu? Kurtarabildi mi, hayır. Kurtarması da mümkün değil.
Avrupa Birliği fikri, on yıllarca güzel görünmüştü. Buna Avrupa ülkeleri de inandı, dünya da… Belki de gerçekten güzeldi. Fakat şartları vardı. Şartlarını temin ettiğiniz her şey mümkündü, şartlarını temin edemezseniz veya daha sonra kaybederseniz, felaket ile karşı karşıya kalırsınız. Avrupa Birliği fikrinin güzel olduğunu kabul etsek bile, bu günkü şartlarda değil, bundan en az on yıl önceki şartlarda güzeldi. Başka bir ifadeyle AB fikri, zengin Avrupa için güzeldi.
Fakir Avrupa için AB fikri güzel mi değil mi kısa süre içinde anlayacağız. Haki beyin ifade ettiği gibi, batı medeniyeti fakirlik testini geçemeyecek. Batı dünyası fakirlik testini geçemezse, ne AB ne de ABD kalacak.
Fakirlikte ayakta kalmanın tek yolu var. Sınırsız bir dayanışma ve yardımlaşma. Yardımlaşma denilen hadise, ekonomik bir davranış şekli değil, ahlaki bir tavır ve faaliyettir. Hayatın tüm altyapısını ekonomi üzerine kuran batı dünyası, sınırsız yardımlaşmayı lügatlerinden bile çıkarmıştır. Yunanistan ile ilgili kurtarma paketini, “büyük yardımlaşma” naralarıyla piyasaya sürdüklerine bakmayın, o paket aslında yardımlaşma değil, alacaklarını kurtarmanın tek yoluydu. İtalya’yı da kurtarsınlar, yardımlaşma altyapısına sahip olduklarını anlayalım.
Artık beylik laflar etmenin zamanı geçti. Bıçak kemiğe dayandı. Batının gerçek yüzü şimdi ortaya çıkacak. Zenginlikte görünmeyen yüzü… Maskenin düşmesine az kaldı. Ne kadar vahşi yaratıklar olduğu kısa zamanda anlaşılacak. Birbirlerinin etini yiyecekler, yamyamlar bunların yanında çok medeni insan türü olarak kalacak.
Kar topu yuvarlanmaya başlamıştı. Yakın zamana kadar kartopunun büyüklüğü oyun oynamaya müsaade edecek çaptaydı. Şimdi önüne geleni yıkmaya başladı. Kameralar karşısında soğukkanlı durduklarına bakmayın, kapalı kapılar ardında birbirinin olmadık yerine küfrediyorlar, panik halinde. Nerden mi biliyoruz, cinler haber veriyor(!)
Feraset ve basiret sahipleri, olan biteni bütün çıplaklığı ile görüyor. Biz de onlardan faydalanıyoruz. Kapalı kapılar arkasındaki panik, ikinci dünya savaşında Japonya’nın atom bombasını yemesinden sonraki paniği geçti. Sağlıklı düşünemiyorlar, bundan sonra da asla düşünemeyecekler. Akılları komaya girdi, sağlıklı düşünmek de ne demek…
Zincirleme çöküşler başladı. Böyle zamanlarda insan psikolojisi, tutunacak bir yer bulamaz. Almanya’nın nispeten iyi olan durumuna bakıp da onun ayakta kalacağını zannedenler fena halde yanılıyorlar. En son çökmekten başka şansı yok. Yani Avrupa’nın son çöken ülkesi olma şansına erebilir ama o kadar.
Bundan sonraki süreç nedir? Peşine takılmamız gereken soru aslında bu. Sıra hangi ülkede sorusu değil bu. Ekonomik olarak çöküş süreci hızlandı, bundan sonraki çöküş sürecinin ne olacağıdır asıl soru. Siyasi çöküş mü, sosyal çöküş mü, yoksa iki birden mi? Bu sorunun peşine düşelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir