Kaçak

KAÇAK
Kırkikindi yağmurları cama yaslanmıştı. Camın öbür yüzünde Arap kızı yoktu, sen uzaktaydın. Mevsim karanlığa ilerliyordu, gök kapalıydı, kırık bir mızrap içimi kurcalıyordu, yağmurdaydım.

Müthiş bir tenhalık, tek başınalık, ürperten bir yalnızlık içinde taradım boşluğu. Kimsesizdim, kimseciktim.

Ansızın onu karşımda bulunca, anladım yanıldığımı!…

Oysa ben onu yıllardır unutmuştum. Evimden, hayatımdan, en önemlisi düşüncelerimden uzaklaştırmıştım. Ondan uzağa kaçtığımı sansam da, kendimi kandırmışım, o hep yakınımdaymış.

Hayatımda kendimden utandığım anlar oldu, hem de pek çok kez. Bu da onlardan biriydi. Fakat, nasıl desem, bu seferki hepsinden farklıydı biraz. Evimden, hayatımdan, düşüncelerimden çıkarttığım bir şey daha vardı: Vicdan! Karşımda durmuş, o merhametli tavrıyla sanki bana vicdanımı -hanidir ıskartaya çıkardığım vicdanımı- iade etmek istermişçesine beni izliyordu. Evet, her zaman olduğu gibi yine haklıydı. Evet, evet hayatımın yavan griliğinin nedeni buydu, anladım; vicdansız bir adam oluşumdan!

Oysa kaç kez çağırdı beni yanına. Yanına, yani merhamete, yani duru bir güzelliğe. Kaç kez seslendi bana, gel dedi, gitmedim ona. Belki bu beklentisiz, çıkarsız sevgisi tedirgin ediyordu beni, o yüzden. Ben böyle bir sevdaya bağışıklı değildim. Sevgi anlayışım, hep arzulamak ve kovalamak üzerine gelişmişti. Sevmeye ve kaybetmeye koşullanmıştım. Hâlbuki o beni hep sevmişti, değer vermişti. Herkesin, hep avuçlarıma baktığı dünyada, o benim yalnızca kalbimle ilgileniyordu. Benimse kalbim bana lazımdı. Ben kalbimi başkasının ellerine yuvarlayacak, sonra içimdeki boşluğu vefasız sevgilerde doldurmaya çalışacaktım. Kendimi unutmaya çabalayacaktım. Aslında başardım da sayılır. Evet, kendimi unutmuştum nicedir, ama o beni unutmamış, terk etmemişti. Aslında zaten hep yakınımda bir yerlerdeydi, çoğu kez hissettim bunu, ama her defasında görmezden gelmeyi başardım. Fakat şimdi olmuyor işte, yağmur camı okşuyor, şimşekler göz alabildiğine her yeri ışığa boğuyor, hiçbir gerçek karanlıkta kalamıyor… Evet orada.. Hep oradaydı zaten ve ben artık ondan saklanamıyorum.

Rahman bana bakıyor!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir