KAHROLSUN İSRAİL DAVASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

KAHROLSUN İSRAİL DAVASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Biz, İsrail’e karşı “Mavi Marmara” davasının açılmasını beklerken, Kayseri’de “kahrolsun İsrail” davası başladı. Bu ne acayip haldir? Bize küfür mü ediyorlar, yoksa bizimle dalga mı geçiyorlar anlamakta zorlanıyorum.
Önce medyanın durumunu görmek gerek. Davanın duruşması 27.01.2012 tarihinde Kayseri’de yapıldı fakat aynı tarihli gazetelerde haber yok. Tam bir karartma ve sansür uygulaması… 27.01.2012 tarihli gazeteleri taradım, sadece “YENİ ASYA”DA gördüm. Gözümden kaçanlar için özür dileyerek söylüyorum, bu tam bir facia… Türk medyası için (sözüm ona bizim gazeteler için) tam bir kahrolası durum.
Önce haberi iktibas edelim, unutanlar için… Yeni Asya gazetesinin 27.01.2012 tarihli sayısından…

“Kahrolsun İsrail” dâvâsı başlıyor
KAYSERİ’DE oynanan basketbol maçında İsrail takımını protesto ederek “Kahrolsun İsrail” şeklinde slogan attıkları için haklarında dâvâ açılan 30 gencin ilk duruşması bugün Kayseri’de görülmeye başlanacak. 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’de yaşanan insanlık dışı ambargoyu delmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail askerleri uluslar arası sularda saldırarak 9 Türkiyeli yardım görevlisini katletmişti. Bu olaydan sonra İsrail yönetimine dünyanın dört bir yanında tepki gösterilmeye başlandı. Yaşanan bu olayın ardından ülkemizde de her alanda İsrail protesto edilmiş ve tepki gösterilmişti. Ancak 24 Kasım 2011 tarihinde Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi’nde Kayseri Kaski Spor ile, İsrail’in Maccabi Bnot takımları arasında oynanan Euro CUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında Filistin bayrakları açtıkları ve yine hep birlikte “Kahrolsun İsrail” şeklinde slogan attıkları için 30 genç hakkında “Din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret” suçlamasıyla dâvâ açıldı. Söz konusu davada 30 genç Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14/2 ve TCK ‘nun 53/1 maddelerinden 1 yıl hapis cezası talebiyle yargılanacaklar. Mavi Marmara mağdurlarının haklarını savunmak için açılması beklenen davalar henüz açılmamışken “Kahrolsun İsrail” diye slogan atan gençlere jet hızıyla dâvâ açılması tepki ile karşılandı. Sadece “Kahrolsun İsrail” şeklinde slogan attıkları için gözaltına alınan ve haklarında dâvâ açılan 30 genç, ilk olarak bugün hakim karşısına çıkacaklar.

Haberde bahsi edilen kanunlara ve kanun maddelerine takılmayın. Eğer kanun gerçekten bu hadiseyi cezalandırmak istiyorsa, İsrail denen mel’unlar komitesini lanetlemeyi mümkün kılacak kanuni değişikliklerin hemen yapılması gerekiyor. Tüm suç ihtiva eden kanun maddelerine, “İsrail hariç” notu düşülmesi şart… Bir karış toprakta bir avuç mel’un, hayatımızı etkileyemez, etkilememelidir. İsrail’e karşı ne yapılırsa yapılsın, asla suç kapsamına alınamaz.
İşin başka bir boyutuna bakalım. Mavi Marmara’ya, milletlerarası sularda saldırmak ve vatandaşlarımızı şehit etmek, “savaş ilanıdır”. Fikri anlamda söylemiyorum bunu sadece, milletlerarası hukuka göre savaş ilanıdır. İsrail Türkiye’ye savaş ilan etti ve şu an savaş hali devam ediyor. Problem şu ki, Türkiye bu savaş ilanını kabul etmedi ve “sen istediğin kadar savaş ilan et, istediğin kadar vatandaşımı öldür, ben sana savaş ilan etmiyorum” gibi bir şey dedi. Halimize bakar mısınız, bu ne iğrenç bir durum?
Haberde de görüleceği üzere İsrail’e karşı açılması gereken davayı dört gözle bekliyoruz ama bir türlü açılmıyor. Fakat onlara karşı yapılan bir nümayişten dolayı vatandaşlarımıza karşı dava açılıyor. O zaman şöyle mi demeliyiz, “öyleyse biz İsrail vatandaşı olmak istiyoruz, çünkü dünyadaki en itibarlı devlet onlar”. Böyle desek yeridir ama biz kafire kızıp orucunu bozan hafifmeşrep tiplerden değiliz. Fakat şu kadarını rahatlıkla söyleyebiliriz, “biz bu ülkenin vatandaşı olmak istemiyoruz, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyamıyoruz, aksine zillet ve zafiyet hissediyoruz”.
Hepsi bir tarafa da, dışişlerinin İsrail’e karşı açıkladığı müeyyide listesinden ümitlenmiştik. O listenin açıklanmasından günümüze kadar geçen süreye bakınca, bizimle dalga geçtiklerine kanaat getirmeye başlıyoruz. Akparti, en büyük sermayesinin, “halk nezdindeki itibar ve inandırıcılık” olduğunu, bunu kaybettiğinde her şeyini kaybedeceğini anlamıyor mu? Kendinize gelin, her nerdeyseniz kendinize gelin.
*
Mahkeme gençlerin fiillerinin suç oluşturmadığını düşünerek beraat kararı vermiş. Nihayet… Hakim, büyük bir yanlışı düzeltmiş. Kutlarım.
FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir