KALDIRIMLARI CAMLA KAPLAMAK

                        KALDIRIMLARI CAMLA KAPLAMAK

 

            Sırça saraylardan müteşekkil şehirler inşa etmek masallık bir iş mutlaka ama mevcut şehir anlayışına mahkum olmak zorunda da değiliz. Medeniyet kavrayışının olmamasından kaynaklanan ve kapitalizmin de kötü bir uygulamasına kapılmış ülkemizde şehirleşme anlayışı hakkında ne kadar tenkit yapılsa azdır. Mevcut şehirleşme anlayışına yöneltilebilecek sayısız tenkidin listesini yapmaktan ziyade bir teklif üzerinde durmayı tercih ettik.

 

            Yazının başlığı olan “kaldırımları camla kaplamak” düşüncesi, sırça saraylardan mürekkep bir şehir inşa etme tedaisi doğursa da pratikte mümkündür.

 

            Özellikle şehir merkezlerindeki kaldırımların üzerini kapatarak yol tarafını camla kapatmak, insan (yaya) trafiğini mahfaza altına almak bakımından fevkalade olacaktır. Kışın kar, yağmur ve soğuktan yazın sıcaktan ve güneşten koruyacak ve araç trafiğini de nispeten azaltacaktır. Zira yaya trafiğinin rahatlaması (muhafaza altına alınması) şehir merkezlerinde araç kullanmayı ihtiyaç olmaktan çıkaracaktır.

 

            Kaldırımların camla kaplanması ve üstlerinin kapatılması, estetik bir anlayışla yapıldığında harikulade olacaktır.

 

            Bu işin yapılabilmesi için çok para lazım olacağı ve belediyelerin bu parayı nereden bulacağı sorusu sanırım zihinleri kurcalamaktadır. Kaldırımları camla kaplama düşüncesi, belediyeler için büyük bir gider kalemi değil aksine bir gelir kalemidir.

 

            Belediyenin yapacağı iş şu;

 

            Bir imar tadilat programı yapacak ve kaldırımların üzerini satacak. Kaldırımların üzerini bir veya birkaç kat olarak satacak ve satış bedelinin içine aynı zamanda kaldırımın yol tarafını camla kaplama şartını da ekleyecek. Şehir merkezlerinde mekan fiyatları (artık arsa mı dersiniz) çok yüksek olduğu için belediye hem büyük bir paralar kazanır hem de tüm kaldırımların üzeri ve yol tarafı kapatılmış olur.

            Kaldırımların ikinci kat seviyesinden yukarısını satacak. Birinci kattan itibaren satarsa basık ve havasız olur. İkinci kat seviyesinden yukarısını satarsa kaldırım için kalacak dikey alan kafi gelir. Veya üçüncü kat seviyesinden yukarı satılması da düşünülebilir.

 

            Kaldırımların üzeri, o kaldırımdaki binanın eklentisi olacağı için, o bina maliklerine öncelik hakkı tanıyarak satışa çıkaracak. Böylece kaldırımların üzeri kapatılırken eklektik yapı daha az fark edilir hale gelir ve şehrin estetiği bozulmaz.

 

            Geriye kalan bu işin mimarlar, şehir plancıları ve ilgili uzmanlıklardan mürekkep bir heyet ile estetiğini projelendirmektir.

 

            Esas güzel olanı bundan sonraki şehirleşmede uygulandığı takdirde, eklektik görüntülerin de olmayacağı ve yekpare binaların bu şekilde inşa edilerek kaldırımların cam fanus içine alınabileceğidir.

 

            Biz ham haliyle fikrini beyan ediyoruz. Bu fikri projelendirmek ve geliştirmek, konunun ilgilileri tarafından umarım yapılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir