KARZ-I HASEN MÜESSESESİ KURULUYOR

AÇIKLAMA

Sitemiz yazarlarından HAKİ DEMİR’İN fikir ve modelini (teorik altyapısını) geliştirdiği KARZ-I HASEN müesssesesi, DUYARLI TOPLUM DERNEĞİ tarafından uygulama safhasına gelmiştir. Dernek, önümüzdeki günlerde müessesenin “resmi başvurusunu” yapmak ve kuruluş sürecini tamamlamak gayretindedir.

Müessesenin “nizamname”si aşağıdadır. Herhangi bir sivil toplum kuruluşu kendi bünyesinde tatbik etmek isteyebilir, bize müracaat ederlerse yardımcı oluruz.

Müslümanların “medeniyet müesseselerini” kurmaya başlaması gerekiyor, içinde yaşadığımız çağ, tam olarak bu… İslam medeniyet inşasının başladığı çağ…

TAKDİM

Karz-ı Hasen, ihtiyacı olana borç vermek, borçluyu rahatsız etmemek, mali durumu iyi olmayan borçluya ihtiyacı kadar mühlet tanımak, onun şahsiyetini rencide etmemek… Istılahta bu ve benzeri şekillerde tarif ve ifade ediliyor. Kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Her iki kaynakta zikredilen, tavsiye ve teklif olarak beyan edilen bir ibadettir.

Kuşatıcı (üst) mefhumlardan biri olan “İnfak” çeşitlerinden biridir. Günümüzde unutulmuş görünen infak türüdür. Günümüzde infak mefhumu sadece karşılıksız yardımlar şekinde anlaşılır hale geldi. Bu durum, sistem çapında düşünme zafiyetinden kaynaklanan bir neticedir.

İnfakın çeşitlerinden biri olan “karşılıksız yardım” mahiyeti taşıyan sadaka, mağdur insanlar için sözkonusudur. Çalışma imkanı olanlara karşılıksız yardım yapmak, ataleti davet eder. Oysa atalet, İslam’ın şiddetle reddettiği bir mizaç hususiyetidir. İslami müesseselerin içinde hususi bir yeri olan sadaka ile ataletin yaygınlaşmasını temin etmek, İslam ile İslam’a aykırı neticeler üretmektir. Buna sebep olmak, İslam’ı en seviyesiz ve en kötü şekilde anlamaktır. İslam’ı en çirkin şekilde anlamanın misali, İslami ölçülerle, İslam’ın maksadına muhalif neticeler elde etmektir.

Günümüzdeki sadaka (karşılıksız infak) müesseselerinin çokluğu ve yaygınlığı, İslam’ın doğru anlaşılmadığını gösteriyor. Fakat aynı zamanda müslümanların samimiyetini ve İslam’a riayet hassasiyetini de gösteriyor. Müslüman fikir ve ilim adamlarının İslami müesseseleri inşa etmekteki tefekkür zafiyeti, müslümanları İslam’ı hayata nasıl tatbik edeceğini bilemez hale getiriyor. Öyleyse yapılması gereken iş, müslüman fikir ve ilim adamlarının, İslam’ın müesseselerinin tatbik edilebilir modellemesini yapmasıdır. Karz-ı Hasen müessese modeli çalışmamız, bu maksada matuf bir gayrettir.

*

Karz-ı Hasen, cemiyetin orta sınıfını ayakta tutacak bir müessesedir. Cemiyetin mağdurlarını ve fakirlerini ayakta tutmak için müesseseler kurmak Müslümanların tabi ki vazifesidir. Fakat orta sınıfı da ayakta tutmak mühim vazifelerinden biridir.

Orta sınıfını ayakta tutamayan cemiyetler varlıklarını devam ettiremezler. Orta sınıf, cemiyetin iskeletidir. Orta sınıf çöktüğünde ve yok olduğunda, cemiyet, zenginler ve fakirlerden meydana gelmeye başlar. Bir cemiyet, sadece zenginlerden ve fakirlerden müteşekkil hale gelirse, kesintisiz bir çatışma iklimi doğar.

Ülkede karşılıksız yardım olan infak için binlerce dernek ve vakıf kurulmuş olmasına rağmen, Karz-ı Hasen için tek bir müessesenin bile kurulmamış olması calib-i dikkattir. Mevcut vakıf ve dernekleri idare eden, oralarda gönüllü çalışan on binlerce insan, orta sınıfa mensuptur. Mağdurların yardımına koşan on binlerce orta sınıf insan, kendileri için bir şeyler yapamıyorlar. Bu durum, idrak zafiyetinden başka bir şeyle izah edilemez.

*

Karz (borç verme) ve karz-ı hasen (güzel borç verme) İslam tarafından mühim bir içtimai ve iktisadi müessese olarak kabul edilmiş ve şiddetle tavsiye edilmiştir. Faizin haram kılınması ile onun doldurduğu içtimai ve iktisadi hayat alanı, borç ve güzel borç ile tanzim edilmiştir. Paranın tedavülü faiz kanalına girmeden mümkün olmalıdır. Hususen orta sınıfın nakit ihtiyacı faizsiz borçlanma yoluyla gerçekleşebilmelidir. Kapitalist iktisadi sistemde borç, faizsiz olmaz. İslam’ın içtimai ve iktisadi hayatını inşa etmenin zorluklarından birisi, kapitalist iktisadi sistem içinde yaşıyor olmaktır. Bu sistem içinde, İslami hayata mecralar açmak, kapitalist kültürün ürettiği “faizli gerçeklikten” çıkarak başka bir gerçeklik (faizsiz gerçeklik) üretebilmek gerekiyor. Hem Müslümanları faiz illet ve haramından muhafaza etmek hem de İslami hayatın nezih misallerini insanlara göstermek şart. İslami hayata biraz daha yaklaşmak manasına gelecek olan bu durum, İslami hayatın topyekun inşa edilebilirliğine bir mecra açacaktır.

*

Müslümanların birbirine karz-ı hasen usulüyle borç vermeyecek kadar cimrileştiklerini veya paraya aşırı düşkünleştiklerini söylemek ucuz bir tespit olur. İnfak için tahsis edilen para miktarına bakınca, Müslümanların ne kadar cömert ve diğerkam oldukları açıkça ortaya çıkıyor. Öyleyse aksayan nedir?

Meselenin aksayan boyutu, müesseseleşmeyi bilmememiz. Başka bir ifadeyle “inşa fikrine” sahip değiliz. Diğer taraftan, “kurucu insan” kadrosu yetiştiremiyoruz. Aksayan noktayı daha derinlerde aramak gerekirse, “sistem çapında düşünememek” şeklinde teşhis edebiliriz.

Aklımız gözümüzde mi bizim? Birileri bir müessese inşa ettiğinde, herkes o müesseseyi tekrarlıyor. İnfak müesseseleri kurulup ciddi bir boşluğu doldurduğu görülünce, herkes o müesseseden kurmaya başlıyor. Kurmalarına itirazımız tabii ki yok. Lakin hayatın başka alanlarında da ihtiyaçlar ve problemler var. Hayattaki en küçük münasebeti bile müessese haline getirmeli değil miyiz? Hayatı kuşatacak, tüm alanlarına nüfuz edecek, her ihtiyacı karşılayacak sayısız müesseseye ihtiyacımız yok mu? Binlerce infak müessesesi kuruluyor ama bir tane karz-ı hasen müessesesi kurulmuyor. Bu durum karşısında ne düşünmeliyiz?

Sistem çapında tefekkür zafiyeti olduğunu söylemekten başka bir tercih imkanımız var mı? Parça fikirlerle iştigal etmek, İslami hayatı inşa etmeye kafi mi? Parça fikirler İslam’ın yekunu olmadığına göre, parça fikirlerin tatbikatı, İslam’ın topyekun tatbikatı olmayacaktır. Mevcut hayatın içinde bir “renk” olarak kalmaktan kurtulamayacak mıyız?

Sistem çapında düşünebilme maharetine kavuşmalıyız. İslam’ı sistem çapında anlamalı ve tatbik sistemini inşa etmeliyiz

Kendi aralarında küçük işlerini dahi beceremeyenlerin devlete talip olması komik değil mi?

*

İslam medeniyeti yirminci asırda tasfiye edilmişti. Şimdi batı medeniyeti de kendi kendine çöküyor. Dünya, yakın bir gelecekte medeniyetsiz kalacak. Son bir kaç asırdır batı medeniyeti dünyaya hakimdi fakat öyle dehşetengiz bir medeniyetti ki, yirminci asırda meydana gelen katliam, insanlık tarihinin toplam katliamına denktir. Bu katliam yekunu, kapitalistiyle, sosyalistiyle batı medeniyetinin eseridir. İslam medeniyetinin ve İslam hakimiyetinin olmadığı bir dünya, tam bir vahşet alanıdır. Beşeri düşünce merkezinde inşa edilmiş medeniyetler olsa da ürettikleri vahşetten başka bir şey değildir. Son birkaç asırlık batı medeniyeti gösterdi ki, beşeri medeniyet formları barışı temin etmiyor aksine geliştirdiği teknoloji ile katliamın çapını artırıyor. Öyleyse İslam medeniyeti sadece müslümanlar için değil, tüm dünya için bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı karşılamak mesuliyeti ise müslümanların sırtında…

Müslümanlar, insan ve hayata dair meseleleri, medeniyet çapında düşünmek mecburiyetindedir. Islam’ın kaynaklarından medeniyet yekununu oluşturacak sayısız müessese modelini geliştirmelidir. Baştan yeni bir İslam medeniyeti inşa etmenin eşiğindeyiz. Her Ayet-i Kerime, her Hadis-i Şerif’ten bir müessese istihsal etmeli, modelini geliştirmeli, tatbikini yapabilmelidir.

Yeni medeniyet inşasının eşiğinde olduğumuz bu gün, müslümanların en fazla ihtiyacı olan düşünce çeşidi, “inşa fikridir”. İnşa fikri olmadan medeniyet inşa etmeyi düşünmek veya konuşmak, gevezelikten öteye geçmez. İnşa fikrine sahip olabilmek için de, İSLAM MEDENİYET TASAVVURU olmalıdır. Topyekun bir medeniyet tasavvuru olmadan, hangi müesseseye ihtiyacımız olduğunu anlamayız. Ihtiyaç duyduğumuz müesseseyi, medeniyet anlayışı içinde mevzilendiremeyiz. İnşa etmeye çalıştığımız müessesenin salahiyetini, sınırlarını, işgal ettiği alanı vesaire bilemeyiz. Sadaka müessesesinin bu kadar yaygınlaşması misalindeki vahim durum anlaşıldığında, ne söylemeye çalıştığımızın farkına varılır. Bütün bunlar olmadığında ise, “inşa fikri” üretemeyiz. İnşa fikri olmayanların inşa faaliyetine başlaması, mezbahane mi hastahane mi yaptığını bilmeyen birinin inşaatın başına getirilmesi gibi acayip bir durumdur.

Kur’an-ı Kerimi (Ayet-i Kerimeleri) tekrar etmeyi İslam’ı anlamak zanneden bir akıl formu oluştu. Adam, Ayet-i Kerimeyi okuyor (veya yazıyor) ve altına bir sürü şey ekliyor ama o Ayet-i Kerimeyi anladığına dair hiçbir alamet yok. Hayatının mesela otuz yılını bu şekilde yaşamış ve bir tane müessese inşa etmeyi akletmemiş olan adam, İslam’ı anladığını, hem de en doğru şekilde anladığını iddia ediyor. Bir ölçüyü idrak edip etmediği, o ölçü ile bir müessese inşa edip etmemekle anlaşılır. Bir müessese inşa etmek bir tarafa, bir müessese fikrine bile sahip olamayan adamlar, İslam’ı kimsenin anlamadığını ve sadece kendisinin doğru anladığını iddia edecek kadar ahmaklaşıyor.

Başında bulunduğumuz yirmi birinci yüzyıl, müslümanlar için inşa asrıdır. Öyleyse İslam’ı bu asırda anlamanın yolu, inşa fikridir. Inşa fikrine sahip olmayanların kenara çekilmesi ve araziyi boşaltması gerekiyor. Ki inşa fikrine sahip olan “kurucu şahsiyetler” rahat çalışabilsinler.

KARZ-I HASEN MODELLERİ

Çeşitli karz-ı hasen müessese modelleri inşa ve tatbik edebiliriz. Birkaç tanesini özet şekilde izah edelim.

1-Birkaç yüz kişilik orta gelir sahibi üye ile dernek şeklinde kurulabilir.

Bu şekilde kurulacak müessese modeli, prototip oluşturmak içindir. Böyle bir müessesenin kurulabileceğini ve idare edilebileceğini göstermek için az üyeli ve küçük aidatlı bir model üretilebilir. Üzerinde çalıştığımız müessese modeli budur, bu modelin “nizamnamesi” telif edilmiştir. Bu sebeple izahını kısa tutuyoruz.

2-Üye kaydı yapmaksızın, sadece karz-ı hasen için vakıf kurulabilir.

Vakıf, mevcut vakıflar gibi teşkilatlanabilir. Sadece toplanan yardımları, karşılıksız infak şeklinde değil de karz-ı hasen olarak kullanır. İnfak için çok sayıda vakıf olan ülkemizde karz-ı hasen için de vakıf kurulması lüzumu açıktır.

Bu çeşit müessesenin nizamnamesi, mevcut vakıfların nizamnamesi ile aynı olur. Sadece toplanan yardımları, karşılıksız infak değil, karz-ı hasen olarak dağıtma kısmı farklı olur.

3-Şirketler ticari maksatla kullanacakları parayı (tasarrufları) ortaya çıkarmak için kendi aralarında kurabilir.

Şirketler, kuracakları dernek vasıtasıyla, nakit ihtiyaçlarını veya yatırım kaynağı ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Nizamnamesini hazırladığımız müessese, orta gelir sahipleri için düşünülmüş durumdadır. Şirketler aynı şekilde müessese kurarak ticari sermaye (özellikle işletme sermayesi) temin etmekte kullanabilirler.

Bu çeşit müessese için dikkatli bir nizamname hazırlanmalıdır.

4-Zenginlerin (ve büyük şirketlerin) hayır için tahsis edecekleri sermaye ile kurulabilir.

Zenginler paralarını boşta tutacaklarına Karz-ı Hasen müessesesi kurarak ihtiyaç sahiplerinin nakit ihtiyacını karşılarlar. Özellikle büyük şirketler sosyal faaliyetler için tahsis ettikleri kaynaklarını bu işe hasredebilirler.

KARZ-I HASEN MÜESSESESİNİN UFKU NEDİR?

Karz-ı Hasen müesseseleri, birinci safhada (hedef) İslam cemiyetinin borçlanma münasebetlerini banka/faiz girdabından kurtarır. Müslümanların borçlanma ihtiyacını karşılamaya başladığında, bankacılık sektörünün ihtiyaç kredisini ortadan kaldırır.

İkinci safhada, büyük hacimli modeller geliştirilebildiği takdirde, İslam cemiyetinin tasarruf ve yatırım kaynaklarını oluşturabilir. Yatırım kaynaklarını oluşturmaya başladığında, bankacılık ve faizli iktisat sistemini çökertir. Bu netice aynı zamanda kapitalizmin imhasıdır.

Üçüncü safhada, infakın diğer çeşitlerine şamil hale getirilebilir ve İslam cemiyetindeki tüm içtimai tesanüdü yüklenebilir. Bu noktaya kadar geldiğinde, sıhhatli bir cemiyet bünyesinin oluşmasına ciddi bir katkıda bulunur.

En mühim nokta ise, İslam medeniyet müesseselerini yeniden üretebilecek “inşai tefekkür”ün gelişmesine katkı sunar. İnşa fikri veya kurucu düşünce diye isimlendirebileceğimiz tefekkür maharetine sahip insanların yetişmesine vesile olur.

*

Kapitalizmi ayakta tutan ana sütun, paranın piyasada tedavülünü, faizle çalışan bankalarla gerçekleştirmesidir. Insanlar ne kadar tedbirli ve temkinli olsa da, geliri ile gideri arasında dengesizlikler meydana gelebilir, nakit ihtiyacı hasıl olabilir. Nakit ihtiyacının faizsiz müesseseler tarafından karşılanamaması (böyle müesseselerin kurulamaması) kapitalist iktisadi sistemi ayakta tutmaktadır. kapitalist sistemlerin kadar küçük ihtiyaçlarla ayakta kaldığına inanmak zordur fakat bu küçük ihtiyaçların yaygınlığı büyük yekunlar oluşturmaktadır. Kaldı ki Karz-ı Hasen müessesesi sadece “ihtiyaç kredisi” ihtiyacını karşılamaktan ibaret değildir. Üzerinde çalıştığımız sistem şimdilik o çerçevede bulunsa da, büyük hacimli müessese modelleri geliştirmek kabildir ve kapitalizmin beslendiği tüm kaynakları kurutma istidadı olan bir müessese olabilir.

Kapitalizmden bu kadar bahsediyor olmamız, ana derdimizin kapitalizm olduğunu göstermez. Derdimiz, İslami hayatı, en azından o hayatın altyapısını inşa edebilmek. İslam’ın bizden (müslümanlardan) talep ettiği hayat ve hayat altyapısı kurulduğunda tabii olarak kapitalizm de sosyalizm de ortadan kalkacak, onların ne kadar saçmasapan bir düşünce müsveddesi olduğu anlaşılacaktır.

Kapitalizm, bu günkü dünyanın gerçekliğidir. Sosyalizm artık dünyanın gündeminde değil. Bu sebeple mesele kapitalizm ekseninde yoğunlaşıyor. İslam, kendini herhangi bir dünya görüşünün karşısında mevzilendirmez, kendini reaksiyoner şekilde tarif etmez. İslam, kendini, insanlara, olduğu gibi arzeder.

KARZ-I HASEN’İN KAYNAKLARI

I-AYET-İ KERİMELER

“Eğer Allah için güzel takdiminde bulunursanız,Allah onun karşılığını size kat kat verir ve sizi bağışlar.Allah,yapılan şükrün karşılığını veren ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.O görülenide görülmeyenide bilir o azizdir hakimdir.” (Teğabün 15-18 )

“Mallarını Allah yolunda hayıra veripte sonra başa kalkmayan ,alanların gönlünü kırmayan kimselerin Allah katında kendilerine has mükafatları vardır.Onlara korku olmadığı gibi onlar üzülmeyecektir.” (Bakara 262)

Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödenmesi için Allaha güzel bir borç verecek yokmu ?Darlıkta verende, bollukta verende Allahtır.Sadece ona döndürüleceksiniz. ” (Bakara 245)

“O halde Kurandan kolayınıza geleni okuyun.Namazı kılın,zekatı verin,Allaha gönül hoşluğuyla ödünç verin.Kendiniz için önden ( dünyada iken ) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz, hemde daha üstün ve mükafatça daha büyük olmak üzere…” (Müzzemmil 20)

“Eğer Allaha ( rızası uğruna ) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar.Allah çok mükafat verendir,ceza vermekte acele etmeyendir.” (Teğabün 17)

“Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allaha güzel bir borç verenlere,verdiklerinin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli mukafat vardır” (Hadit 18)

Allahutela şöyle buyuruyor : Kim Allaha güzel bir ödünç verecek olursa,Allah da onun karşılığında kat kat
verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükafatıda vardır. (Hadit 11)

“Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allâh’a güzel borç verirseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokarım…” (el-Mâide, 12)
Kur’an’da borç verenlere şu tavsiye yapılır: “Eğer (borçlu) zorluk içinde ise, ona elverişli bir zamana kadar süre (verin). (Borcu) sadaka olarak bağışlamanız ise, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.” (el-Bakara, 2/280)

II-HADİS-İ ŞERİFLER VE ASR-I SAADETTEN TATBİKAT MİSALLERİ

“Her hangi bir müslüman bir müslümana iki kere ödünç para verdiyse, bu ona bir kere sadaka vermiş gibi olur.” ( İbn-i Mace )

Enes bin Malik’ten; “Bir adam cennete girdi kapısında şöyle bir yazı gördü : “Verilen sadakanın karşılığı 10 sevap, verilen ödünç paranın karşılığı ise 18 sevaptır.” Dedim ki: ” Ey cibril neden ödünç para sadakadan üstün oluyor “, cevap verdi : “Çünkü dilenci dilenirken yanında para bulunabilir. Ama ödünç para isteyenin mutlaka bir ihtiyacı vardır da onun için istemiştir.” (Taberani, İbn-i Mace)

“Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen, sıkıntıda olan borçluya yardım etsin.” (İbn-i Hanbel, Müsnet, Ebu Yala)

Ebu Hüreyre’den -radiyallahu anh- rivayet edildiğine gore, Hz. Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Allah gece yarısı yahut gecenin son üçte birinde dünya semasına nüzul ederek ‘Bana kim dua eder ki ona icabet edeyim veya kim benden bir şey diler ki ona vereyim.’ buyurur. Sonra ‘Yoksul olmayan ve zulmetmeyen Allah’a kim ödünç verecek?’ buyurur.” (Müslim)

Darda kalan müslümanlara ödünç verme durumunda olan kişiler de bu güzel geleneği sürdürmeli ve Allahu Teâlâ’nın bunu karşılıksız bırakmayacağını bilmelidirler. Sadaka vermek dinimizde övülmüş bir şeydir. Ancak ihtiyaçlının incinebileceği düşünülerek ödünç olarak vermek daha iyidir. Çünkü Peygamberimiz “Bir şeyi ödünç vermek, onu sadaka olarak vermekten hayırlıdır” (el-Azîzî, Es-Sirâcü’l-Münîr Şerhu Câmi’s-Sağîr Fi Hadisi’l-Beşîri’n-Nezîr, III, 57)

İbn-i Mes’ûd’un -radıyallâhu anh- rivâyetine göre Ebû Dehda el-Ensârî, Allâh’a güzel borç verme hakkındaki âyetler nâzil olduğunda Hz. Rasûlullâh’a (SAV)
“–Yâ Rasûlallâh! Allâh bizden borç mu istiyor?” diye sordu.
Hz. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Evet, yâ Ebâ Dehda, Allâh borç istiyor!” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Ebû Dehda -radıyallâhu anh-, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den elini uzatmasını istedi ve O’nun elini alarak:
“–Ben bağımı Allâh’a borç (karz-ı hasen) olarak veriyorum!” dedi.
İbn-i Mesud -radıyallâhu anh-, Ebû Dehda’nın bağında 600 hurma ağacı olduğunu ve onun bağı içindeki evinde, âilesiyle birlikte oturduğunu söyler. Bu infaktan, yâni Allâh’a borç verme sözünden sonra Ebû Dehda evine gelir ve hanımına:
“–Ey Dehda’nın annesi! Bu bağı ve evi boşaltacağız. Çünkü ben bu bağı Allâh’a borç verdim…” der.
Hanımı da ona:
“–Yâ Ebâ Dehda! Çok kârlı bir alışveriş yaptın!” diye cevap verir.
Daha sonra da eşyâlarını ve çocuklarını alarak bağdaki evi boşaltırlar. (Taberî, Tefsîr, II, 803; Hâkim, Müstedrek, II, 24)
Âdemoğlu «malım, malım…» deyip duruyor… Ey Âdemoğlu! Yeyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka olarak verip sevap kazanmak üzere önden gönderdiğinden başka malın var mı ki?!.” (Müslim, Zühd, 3-4; Tirmizî, Zühd, 34)
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’dan rivâyet edildiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âilesi bir koyun kesmişti. Birçok kimseye infakta bulunulduktan sonra Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, koyundan geriye ne kaldığını sordu:
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-:
“–Sadece bir kürek kemiği kaldı.” cevâbını verince Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Desene bir kürek kemiği hâriç, hepsi bizim oldu!” buyurdu. (Tirmizî, Sıfâtu’l-kıyâme, 35)
Hiçbir kul, kıyâmet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve vücûdunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 1)
Şüphesiz borç vermek bir fedakârlığı gerektirir. Bu davranışı da ancak Müslüman bir adam yerine getirir. Çünkü Müslüman adam, bu dünyadaki kazancından çok, öteki dünyadaki kazancını düşünür. Ödülü, Allah’tan bekler. Bir müessese de ancak böyle yürür. Yoksa karz-ı hasen, meta-ekonomik olaylardan soyutlanmış bir toplumun ve tamamen iktisadi düşünen adamın işi değildir. Karz-ı hasen her ne kadar karşılıksız bir hibe değilse de, ihtiyaç olduğu zaman karşılıksız bir hibeden daha değerli bir sosyal yardımlaşma biçimi olabilmektedir. Önemli olan tarafların birbirlerine karşı taahhütlerini zamanında yerine getirmeleri ve birbirlerine karşı hoşgörülü olmalarıdır.

NİZAMNAME

BİRİNCİ FASIL

MAKSAT

Madde -1-Üyelerin nakit ihtiyacını karşılamak.
Madde -2-Üyelerini, borç istemekten imtina edecekleri insanlara muhtaç olmaktan kurtarmak
Madde -3-Üyelerini, bankalardan kredi almak zorunda bırakmamak, bu yolla faize bulaşmalarına mani olmak
Madde -4-Üyeler arasında İslami tesanüdü yaygınlaştırmak
Madde -5-Üyelerinin boşta duran paralarını “karz-ı hasen” yoluyla kullanmak ve sevap kazanmalarına vesile olmak
Madde -6-Müslümanların, hayatlarını yaşayabilmek için ihtiyaç duyacakları müesseseleri ihdas etmek
Madde -7-Müslümanların hayat karşısında savrulmalarına ve gayri İslami bir hayat yaşamalarına mani olmak
Madde -8-Müslümanların “İslami hayatı inşa edebilmeleri” için gerekli olan zihni ve fiili maharetlerini geliştirmek
Madde -9-İslam’ı, hayata tasarruf edebilir hale getirmek ve hayatı İslam’ın inşa ettiği havzaya taşımak.

İKİNCİ FASIL
PARANIN MUHAFAZASI VE DAĞITIMI
Madde -10-Karz-ı Hasen için toplanan nakdi kıymetler, faizsiz çalışan bankalardan birinde veya birkaçında muhafaza edilir.
Madde -11-Üç yılda bir, toplanan paraların 3/5 üyelere dağıtılır. Böylece büyük paraların birikmesi önlenmiş olur. Birikmiş aidatını almak istemeyen üye, birikimine devam edebilir.

ÜÇÜNCÜ FASIL
İDARE

BİRİNCİ KISIM
BAŞKAN VE İDARE HEYETİ
Madde -12-Bir başkan ve üç üyeden müteşekkil bir idare heyeti teşkil olunur.
Madde -13-Başkan ve idare heyeti, iki yıllığına seçilir.
Madde -14-Herhangi bir sebeple başkanlık veya idare heyeti üyelikleri eksildiği takdirde, iki ay içinde seçim yapılır.
Madde -15-Başkan ve idare heyeti, genel kurul üyelerinin oy çokluğu ile seçilir.
Madde -16-Başkan ve idare heyeti üyeleri, çalışmalarının karşılığı herhangi bir ücret talep etmezler.
Madde -17-Başkan ve idare heyeti üyeleri, borç alamazlar, sadece birikmiş aidatları kadar borç alabilirler.
Madde -18-İdare heyeti, üç aylık dönemlerle murakabe heyetine hesap verir.
Madde -19-İdare heyeti, altı aylık dönemlerle tüm üyelere yazılı olarak hesap verir.

İKİNCİ KISIM
BAŞKAN
Madde -20-Seçilme liyakati
20-1-Zaruri ihtiyaçlarını karşılama kifayeti olmalıdır, zaruri ihtiyaçlar; mesken, serbest çalışanlar için işyeri, maişet için normal gelirdir.
20-2-Aleyhine icra takibi olmamalı, borçlu olduğuna dair hiçbir üyenin şahitliği bulunmamalı.
20-3-Sicili en yüksek on kişi arasından seçilir.
20-4-Derneği idare etmek için kafi derecede zamanı olmalı.
20-5-Ticaret ile iştigal etmemeli.
Madde -21-Salahiyetleri
21-1-Üyelerin birikmiş aidat miktarlarının üç katına kadar borç taleplerini karşılar.
21-2-Genel idareyi yürütür.
21-3-İdare heyeti üyelerinin görev taksimatını yapar.
21-4-Üyelerden görevlendirmeler yapar.

ÜÇÜNCÜ KISIM
İDARE HEYETİ ÜYELERİ
Madde -22-Seçilme liyakati
22-1-Aleyhine icra takibi olmamalı, borçlu olduğuna dair hiçbir üyenin şahitliği bulunmamalı.
22-2-Sicili en yüksek 30 kişi arasından seçilir.
Madde -23-Salahiyetleri
23-1-Üyelerin birikmiş aidat miktarlarının üç katı ile beş katı arasındaki borç taleplerini başkan ile birlikte karara bağlar.
23-2-Üyelik başvurularını karara bağlar.

DÖRDÜNCÜ KISIM
MURAKABE HEYETİ

Madde -24-Murakabe heyeti üç üyeden oluşur.
Madde -25-Murakabe heyeti, her zaman hesapları tetkik edebilir.
Madde -26-İdare heyeti, üç aylık dönemlerle murakabe heyetine hesap verir.
Madde -27-İdare heyeti, altı aylık dönemlerle tüm üyelere yazılı olarak hesap verir.
Madde -28-Seçilme liyakati, idare heyeti üyelerinin seçilme liyakatinin aynısıdır.

BEŞİNCİ KISIM
GENEL KURUL
Madde -29-Genel kurul Karz-ı Hasen sandığının üyelerinin toplamından oluşur.
Madde -30- Karz-ı Hasen sandığı üyeliği için derneğe üye olmak şarttır.
Madde -31-Genel kurul, nizamnameyi değiştirmek, üye sayısını artırmak, başkan, idare heyeti ve murakabe heyeti üyelerini seçer.
Madde -32-İdare heyetinin hesaplarını ibra eder.
Madde -33-Genel kurul üyelerinin yüzde otuzu, olağan üstü genel kurul çağrısı yapabilir, genel kurul çağrısı yazılı olarak yapılır, ayrı ayrı veya ortak dilekçeyle yapılabilir.
Madde -34-Karzı hasen sandığının feshine karar verebilir, feshine karar verebilmek için yüzde 75 oy çokluğu gerekir.
Madde -35-Sandığın aidat miktarının alt ve üst sınırını belirler ve değiştirir
Madde -36-Genel kurul toplantısı iki yılda bir yapılır.

DÖRDÜNCÜ FASIL
ÜYELİK

BİRİNCİ KISIM
ÜYELİĞE KABUL
Madde -37-Bir kişinin üye olabilmesi için üyeler arasından iki kefil bulması gerekir. Veya en az üç kişilik üye guruplarının kaydında, birbirine kefil olmaları durumunda, hazır üyelerden kefil aranmaz fakat bu durumda iki üyeden tavsiye alınması gerekir.
Madde -38-Üyenin, üyelikten ayrılması veya çıkarılması durumunda borcundan dolayı kefiller mesuldür.
Madde -39-Üyenin aldığı borcu ödememesi ve kendisinden tahsil edilememesi halinde kefiller borçtan mesuldür.

İKİNCİ KISIM
ÜYELİKTEN ÇIKIŞ

Madde -40-Her üye istediği zaman tek taraflı irade beyanıyla üyelikten çıkabilir.
Madde -41-Üyelikten çıkan kişinin birikmiş parası iade edilir.
Madde -42-Üyelikten ayrıldığı tarihte, karz-ı hasen sandığında kafi miktar para olduğu takdirde derhal ve defaten ödeme yapılır.
Madde -43-Sandıkta kafi miktar para yoksa üyelikten ayrılan kişiye, ödeme planı sunulur. Üyelikten ayrılan kişiye, en fazla bir yıl içinde birikmiş parası ödenir.
Madde -44-Üyelikten ayrılan kişi, borç almışsa, borcu ödeme vadesi dikkate alınmaksızın, birikmiş aidatı ödenirken, mahsup edilir.
Madde -45-Üyelikten çıkan kişi, bir yıl geçmedikçe tekrar üye olamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
ÜYELİKTEN ÇIKARMA

Madde -46-Üç ay kesintisiz aidatını ödemeyen üye, üyelikten çıkarılır. Yazılı olarak mazeret bildirmiş ve mazereti idare heyeti tarafından kbul edilmiş olması hali müstesna…
Madde -47-Aldığı borcu ödemeyen üye, üyelikten çıkarılır
Madde -48-Aldığı borcu üç defa vadesinde ödemeyen üye, üyelikten çıkarılır.
Madde -49-Bunların dışında, dernek maksadına aykırı bir davranışından dolayı da üyelikten çıkarılabilir.
Madde -50-Yukarıdaki üç maddeden birinin gerçekleşmesi halinde, idare heyeti tarafından oy çokluğu ile üyelikten çıkarma kararı verilebilir. Dördüncü fıkra gereği çıkarma kararının alınabilmesi için idare heyetinin oy birliği gerekir.
Madde -51-Üyelikten çıkarma teklifini, başkan, idare heyeti veya murakabe heyetleri ayrı ayrı yapabilir.
Madde -52-Üyelikten çıkarılan kişi borcunu ödemediği ve kefillerinden de tahsil edilemediği takdirde, kefilin birikmiş aidatı kafi gelmezse, kefil de üyelikten çıkarılır.
Madde -53-Kefilinin kefillikten ayrılması veya kefilin üyelikten çıkması veya çıkarılması halinde yeni kefil bulamaması ilgili üyenin üyeliğini düşürür.

DÖRDÜNCÜ KISIM
ÜYELİK ÇEŞİTLERİ

BİRİNCİ BÖLÜM
ASLİ ÜYELİK

Madde -54-Üye sayısı 100 olduğunda üyelik durdurulur. Üye sayısı dondurulduğunda, üyelik talepleri toplanır ve arşivlenir.
Madde -55-Üye sayısının herhangi bir sebeple azalması durumunda, yeni üye kabul edilir.
Madde -56-Üye sayısını iki katına çıkarmak için başkanın, idare heyetinin ve murakabe heyetinin oy birliği aranır. Bu şekilde üye sayısı sürekli artırılabilir.
Madde -57-Üye sayısının artırılması için artırılacak miktar üye sayısının derneğe maliyetinin ne olacağı, yeniden organize olmak gerekip gerekmeyeceği, ne kadar personel istihdam edileceği vesaire hususlarda ön çalışma yapılır ve rapor hazırlanır. Üye sayısının artırılması hususundaki görüşme bu rapor üzerinde yapılır.
Madde -58-Üye sayısının iki katına çıkarılmasına karar verildiğinde, yeni birimlerin kurulması, yeni personel istihdam edilmesi, yeni demirbaş alınması gibi maliyetler, yeni üyelerden bağış olarak temin edilir. Bu tür bağışlar ve harcamalar, üyelik aidatı sınıfından sayılmaz ve aidat birikiminde esas alınmaz.
Madde -59-Üyelik sicili tutulur. Üyelik sicili, seçilme hakkına ve borç talep sıralamasına tesir eder.

İKİNCİ BÖLÜM
FAHRİ ÜYELİK

Madde -60-Asli üyeler, vefat etmiş veya yaşayan aile ve akrabalarını fahri üye yapabilirler. Bu üyelik çeşidi, manevi hasıla (sevap) içindir.
Madde -61-Fahri üyelerin tüm işlemlerini, asli üye yapar.
Madde -62-Fahri üyeliklerin aidatlarının düzenli yatırılması gerekmez.
Madde -63-Fahri üyelikler adına karz-ı hasen talep edilmez ve verilmez. Asli üye, fahri üyelerin birikmiş aidatlarını istediği zaman çekebilir.
Madde -64-Üyelikten çıkma ve çıkarma hükümleri, fahri üyelikler için cari değildir.

BEŞİNCİ KISIM
ÜYELERİN YETKİLERİ, HAKLARI VE MESULİYETLERİ
Madde -65-Üyeler, derneğe karşı mesuliyetlerini yerine getirir.
Madde -66-Üyeler, idare heyeti veya murakabe heyetinin oluruyla hesapları tetkik edebilir.
Madde -67-Üyelerin hesapları tetkik etme talebini, idare heyeti ve murakabe heyeti reddedemez.
Madde -68-Üyeler idare heyetinden veya murakabe heyetinden izin almaksızın, banka hesaplarını kontrol edebilir.
Madde -69-Üyeler Karz-ı Hasen alabilir.
Madde -70-Üyeler seçimlerde eşit oy hakkına sahiptir.
Madde -71-Üyeler, diğer kısımlarda ve bölümlerde verilen hakları kullanır.

ALTINCI KISIM
ÜYELİK SİCİLİ

Madde -72-Sicil yüz yirmi puan üzerinden tutulur.
Madde -73-Her üye, sıfır puan ile üye olur.
Madde -74-Sicil puanı
74-1-Aidatı asgari miktardan ödeyenler için
74-1-1-Her ay, on puan alınır. Yılda yüz yirmi puana baliğ olur.
74-1-2-Yüz yirmi puana baliğ olduğunda puan sıfırlanır ve bir kıdem alınır. Bundan sonra, kıdemin üzerine her ay on puan alınır.
74-1-3-On kıdem dolduğunda, kıdem sıfırlanır ve bir şeref nişanı alınır. Puanlama bu şekilde devam eder.
74-2-Aidatı, asgari miktarın üstünde ödeyenler, asgari miktara nispetle ne kadar fazla ödüyorlarsa, sicil puanını o nispette alırlar.
Madde -75-Sicil puanının durması ve kesilmesi
75-1-Alınan borç, ödenene kadar (vadesi süresinde) puan ilerlemesi durur.
75-2-Alınan borç, birikmiş aidat miktarını geçmezse, puan ilerlemesini durdurmaz.
75-3-Üyenin dernekteki birikmiş aidatına haciz gelmesi durumunda, tüm puanı silinir.
75-3-1-Zaruri borçlanmalardaki haciz, puanı etkilemez. Zaruri borçlanmalar, kaza, hastalık, deprem, savaş, iktisadi kriz ve benzeri fevkalade durumlardır.
75-4-Üyenin aleyhine, birikmiş aidat miktarını aşan bir icra takibi tespit edilirse, puan ilerlemesi, borcunu bitirene kadar durur.
75-4-1-Zaruri borçlanmalardaki icra takibi puan ilerlemesini durdurmaz.
75-4-2-Herhangi bir hadisenin puan ilerlemesini durdurmasına başkan, idare heyeti ve murakabe heyeti, oy birliği ile karar verebilir.

BEŞİNCİ FASIL
AİDAT

Madde -76-Aylık aidat miktarı, asgari 50.00 TL dir. Daha yüksek aidat ödenmesi mümkündür, aidatın üst sınırı 250 TL dir. Her üye ödediği miktar nispetinde borç alabilir.
Madde -77-Üyeler aidat dışında “Karz-ı hasen” için kullanılmak üzere ayni veya nakdi kıymetleri derneğe tahsis edebilirler.
Madde -78-Üyeler muvakkat veya daimi olarak intifa hakkını devredecekleri menkul ve gayrimenkul kıymetleri derneğe tahsis edebilirler.
Madde -79-Üyelerin aidat dışında umumi hazneye aktardıkları kaynaklar, istedikleri zaman kendilerine iade edilir. Eğer umumi haznedeki miktar buna kafi değilse, acil işlerden kabul edilir ve en kısa sürede ödenir.
Madde -80-Üyelerin aidat dışında derneğin kullanımına sundukları nakit para için kendilerine “emanet makbuzu” verilir. Bu para ödenirken, “emanet makbuzu” kendilerinden alınır ve tahsil makbuzu imzalatılır.

ALTINCI FASIL
KARZ-I HASEN

BİRİNCİ KISIM
KARZ-I HASEN VERMEK

Madde -81-Üyelere, nakit ihtiyaçları için borç verilir.
Madde -82-Her üyenin aidatlarından “karz-ı hasen sandığında” birikmiş olan miktarın en fazla beş katı kadar borç verilir. Verilen borç her halde en fazla 10.000 TL yi aşamaz.
Madde -83-Karz-ı Hasenin miktarının, üyelerin birikmiş aidatlarının beş katından fazla verilmesine İdare Heyeti ve Genel Kurul yetkilidir. Sekiz katına çıkarılması İdare Heyetinin, on katına çıkarılması genel kurulun yetkisindedir. Beş katı ile sekiz katı aralığındaki artırımlarda, iki ek kefil, on katına kadar artırımlarda gayrimenkül teminatı istenir.
Madde -84-Aidat borcu olanlara borç verilmez.
Madde -85-Üyelere verilen borca, üyelik kefilleri, kefildir.
Madde -86-Borç vermede başvuru sırası esas alınır. Fakat aşağıdaki fıkra hükümleri sıralamayı etkiler.
Madde -87-Birden çok borç talebi olduğunda, karz-ı hasen sandığında kafi miktar para yoksa hiç borç almamış olandan başlamak üzere, az borç alanlar tercih edilir. Şartları eşit olanlar arasında tercih yapmak gerektiğinde, az miktar borç isteyenin talebi öncelikle karşılanır.
Madde -88-Dernek, hesapta para olduğu müddetçe borç talebini karşılamak zorundadır. Borç talebi sadece iki durumda reddedilebilir.
88-1-Talep edenin kefilleri rıza göstermediğinde
88-1-1-Kefillerin rıza göstermemesi durumundaki ret kararı, nihai karardır.
88-2-İdare heyeti uygun görmediğinde
88-2-1-İdare heyeti uygun görmediğinde, talepte bulunan üye, kefillerinin ve murakabe heyetinin yazılı teyidini alarak, borç talebinde bulunabilir. Bu durumda borç verilir.
Madde -89-Talepleri sıraya koymak, talebin reddi değildir. Sıra ile ilgili bilgi ve izah isteyen üyeye, sıra bilgisi ve gerekçesi sözlü veya yazılı olarak sunulur.

İKİNCİ KISIM
KARZ-I HASENDE TEMİNAT

Madde -90-Verilen borç miktarı, birikmiş aidat miktarını aşmadığı takdirde teminat alınmaz.
Madde -91-Verilen borç miktarı, birikmiş aidat miktarını aşıyorsa, aştığı miktar kadar senet (bono) alınır.

ÜÇÜNCÜ KISIM
KARZ-I HASENDE USUL

Madde -92-Borç en fazla 12 aylık vade ile verilir.
Madde -93-Borç vadesinde ödenmediği takdirde, bir defa olmak üzere üç aylık yeni vade verilir.
Madde -94-Uzatılmış vadelerinde de ödenmeyen borç karşılığı teminat senedi, icra yoluyla tahsil edilir.
Madde -95-İcra tahsilatında faiz talep edilmez fakat icra masrafı ve avukatlık ücreti alınır.
Madde -96-Altı ayı doldurmayan üyeler, borç talebinde bulunamaz, onlara borç verilemez.
Madde -97-Borç alma talebindeki azlık, alınan borç miktarındaki azlık, alınan borçların vadesindeki kısalık, borçların vadelerinde ödenmesindeki hassasiyet, üyelik sicil defterine kaydedilir.

YEDİNCİ FASIL
KEFİLLİK

Madde -98-Her üye, en fazla üç kişiye kefil olabilir.
Madde -99-Başkan, idare heyeti üyeleri ve murakabe heyeti üyeleri kefil olamazlar. Bunların seçilmeden önceki kefillikleri devam eder. Kefil oldukları üyeye, yeni kefiller bulması için 3 ay süre tanınır, üç ay sonunda başkan ve idare heyeti üyelerinin kefillikleri düşer.
Madde -100-Her kefil, kefil olduğu üyenin borçlarından mesuldür.
Madde -101-Kefil olunan üye aynı zamanda kendisine kefil olan üyenin kefilidir, onun borçlarından mesuldür. Mesuliyet, kefalet münasebetinin iki tarafı için de vakidir.
Madde -102-Karz-ı Hasen olarak verilen borçlardan “tahsil imkansızlığı” ortaya çıkan miktarlara tüm üyeler kefildir, tahsil imkansızlığı meydana gelen borç miktarından tüm üyeler, aidat miktarları nispetinde mesuldür.
Madde -103-Her kefil kefillikten istediği zaman ayrılabilir. Kefillikten ayrılma, yazılı başvuru ile yapılır.
Madde -104-Kefillikten ayrılma tarihi, yazılı başvuru tarihidir.
Madde -105-Kefillikten ayrılan üyenin, kefili olduğu üyenin hali hazırdaki borcu için mesuliyeti devam eder.
Madde -106-Kefillikten ayrılan üyenin kefil olduğu üyeye durum acil olarak bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren yeni kefil bulması için bir aylık süre tanınır. Bu süre içinde yeni kefil bulamayan üyenin, üyeliği düşer.
Madde -107-Kefil bulamadığı için üyeliği düşen kişinin yeniden üye olması için bir yıl geçmesi gerekmez.
Madde -108-Kefili kalmayan veya eksilen üye, kefili tamamlayana kadar, umumi murakabe salahiyeti ile genel kurulda oy kullanma salahiyetini kaybeder. Bu süreçte borç talebinde bulunamaz.

SEKİZİNCİ FASIL
ÜYELİK PAYLARININ HACZİ
Madde -109-Üyelerin birikmiş aidatlarına haciz geldiğinde, derneğe olan borcu ve varsa kefillikleri önceliklidir.
Madde -110-Üyenin borcu ve kefillikleri, birikmiş aidatından mahsup edildikten sonra bakiye üzerine haciz konur.
Madde -111-Birikmiş aidatına haciz konulan üyeye durum acil olarak bildirilir.
Madde -112-Haciz miktarının yüksek olmasına göre durum idare heyetince değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde üyelikten çıkarma kararı verilebilir. Bu durumda üyelikten çıkarma kararı verme yetkisi, idare heyetindedir. İdare heyeti üyelikten çıkarma kararını oy birliği ile verir.
Madde -113-Hakkında iflas kararı verilen üyenin üyeliği, idare heyetinde değerlendirilir ve üyelikten çıkarma kararı verilebilir. Karar idare heyetinin oy birliği ile alınır.
Madde -114-Yüksek miktar borçlanma ve iflas halleri, fevkalade hadiselerden kaynaklanıyorsa, mümkün olduğunca üyelikten çıkarmaktan imtina edilir.

KARZ-I HASEN MÜESSESESİ KURULUYOR” hakkında 5 yorum

  1. Bu gibi müesseseler müslümanların ümmet lezzetine varacakları hakiki hicret müesseseleri olur inşaallah.

  2. İslam’ı anlamanın topluma katkısının en güzel örneklerinden biri üzerinde beyin yoran,çalışmalar sergileyen arkadaşlarımıza teşekkürler ediyorum.Geleneksel anlayışın ötesinde asrımız insanının ihtiyaçları,sıkıntıları üzerinde neler yapılabileceğinin bir numunesi olan bu müesseseleşme, kanaatimce toplumda bir an önce yerini alacak ve hızla yayılacaktır. Konunun gerek fıkıh boyutu,gerek hukuk boyutu ve ilgili diğer boyutlar en geniş şekilde araştırılmış,ortaya alt yapısı sağlam,geçmişi kucaklayan geleceğe kucak açan bir çalışmanın ortaya çıkması sağlanmıştır.Temennim temeli henüz atılmakta olan bu yapının süratle tamamlanması ve istifadeye sunulmasıdır.

  3. Yahudiler, ve diğer dine mensup olanlar kendileri aralarında yardımlaştıkları için toplumdaki yerlerine bakabilirsiniz. Size yaşadığım bir olayı anlatırsam daha iyi anlarsınız. Çalıştığım işyerinin sahibini, cumartesi günü dini günleri olmasından dolağı ibadet hanelerine götürdüm.(bunu söylemeden geçmek istemedim. kutsal günlerinde trilyon kazanacaklarını bilseler, kimse onlara işyerini açtıramaz. çünkü o gün kazanç onlara göre haramdır. Birde biz Müslümanlara bakalım) neyse, haham başları dinsel törenlerinden sonra, herkese falanca falancanın işleri kötüye gittiği için 30.000 dolara ihtiyacı var dedi. Herkes masanın oradan geçerken listeye adını yazdırıp, hesap nosu aldılar. Bir süre sonra şahsı çağırarak kendisine bu listeyi vererek, bu senin borç listen sana 70.000 dolar toplandı dedi. Ben ve yanımdaki, başkasının yanında çalışan Müslüman abim,
    birbirimize bakakaldık. o şahsın şu andaki durumuna inanamazsınız. Hep düşündüm durdum. Biz Müslümanlar neden böyle değiliz.
    Rabbim bu düşünceyi gerçekleştirmek isteyen sizlere yardımcı olsun, şefahatin den mahrum etmesin.

  4. selamün aleyküm öncelikle böyle bi site açtığınız için allah razı olsun.inşaallah başarılı olursunuz.ben kısaca kendi durumumu ve yaşadıklarımı anlatmak istiyorum ben aylardır çalmadığım kapı kalmadı sadaka istemedim kimseden borç istedim çalışıyorum öderim ama hangi kapıyı çaldıysam hep hüsranla sonuçlandı kimse yardım etmedi yardım ederim diyenler benden bişeyler almak istedi çoğu zaman intarı düşündüm ama allahın verdiği canı ben nasıl alırdım sabrettim ve halen sabrediyorum rabbim birgün bu sıkıntılarımı bitirecek biliyorum inşaallah bu site beni ve benim gibi olanların kurtuluş kapısı olur allah yolunuzu açık etsin.

  5. Selamun aleykum siteniz cok guzel ben cok zor durumdayim bankalara faiz odemekten cok yoruldum allah rizasi icin banada yardimci olurmusunuz oyle bunalimdayimki benimde elimden tutun nolur artik kafayi yicem geri odemeli borc istiyorum en iyi dostanbile daha iyisiniz simdiden allah razi olsun bana ulasirsaniz sevinirim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir