KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASI-

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASI-

Cemiyetin (ümmetin) ve devletin hukuk ihtiyacını karşılamak, Şeriat’a uygun kanunlar çıkarmak, ilmi sahalardaki tatbikat meselelerinde nihai hududu tayin etmek için içtihat şurası teşkil olunmuştur. İhtilafların halli için acil olan kaza teşkilatı tatbikatlarındaki içtihat ihtiyaçlarından başlamak üzere, itikat, ibadet ve ilmi meselelerdeki içtihat ihtiyacını karşılayacak müessesedir.

İçtihadın ihtiyaç haline gelip gelmediğini, bir mevzuda veya sahada gerçekten içtihat ihtiyacının doğup doğmadığını bilmek ve anlamak gerekir. İçtihat mevzuu, dinde reform meselesi ile bitişik haldedir, küçük bir zaviye kayması, içtihat yaparken, reform yapmak tuzağına düşülmesine sebep olabilir. Ulemanın içtihat kapısını kapalı tutması, bu hassasiyetten kaynaklanan bir tedbir mahiyetindedir. Nazari manada içtihat kapısı asla kapanmaz ama reformcuların müçtehitlik iddiasına mani olmak gerekir.

Tarihi süreç dikkatle tetkik edildiğinde görülecektir ki tüm refomcular, kendilerini “müçtehit” diye takdim etmişler, yaptıkları işe de içtihat demişlerdir. Ehl-i Sünnet uleması, tehlikeyi farketmiş, İslam’ın müdafaa hattını tahkim etmek için içtihat kapısını kapatmıştır. Aslında içtihat kapısının kapatıldığına dair verilebilecek karar, en büyük içtihatlardan biridir. Bu zaviyeden bakıldığında, göze alınacak bir mesuliyet ve yük değildir. Ehl-i Sünnet uleması, meselenin tabii ki farkındadır, bu mesuliyeti yüklenmiş olması, dinde reform faaliyetlerinin önüne geçilemez derinliğe ve yaygınlığa ulaşması sebebiyledir ve devri bir karardır.

***
İçtihat evveliyetle ihtiyaca mebnidir. İhtiyaç yoksa içtihat yoktur. İslam, hukuku, hayatın bidayetine yerleştirir, hayat o hukuk evrenine doğar ve orada yaşanır. İslam hukuku hayatı takip etmez, hayat İslam hukukunu takip eder. Bazen hayatın inkişafı, hukukun teşkil ettiği sahayı aşar, bu durum bazen de zaruret sınırına ulaşır. İşte içtihadın ihtiyaç olduğu hal burasıdır. Hayat, İslam hukukunun teşkil ettiği sahada, zorlanmadan akıyorsa, içtihat ihtiyaç haline gelmemiştir.

İçtihat ve reform, mevcut kaidelerin dışında bir kaide arayışıdır. Mevcut kaidelere muvafık bir kaidenin keşfi ve ihdası, içtihattır. Bu mikyasın dışına düşmek ise reformdur.

Reform, ihtiyacı takip ettiğini iddia eder ama asla ihtiyacı takip etmez. Reformcu, kendi farkında olmasa da, İslam dışında, Allah rızası dışında bazı saiklerle hareket etmektedir. Bu sebeple, hassasiyetsiz tavırlar takınır ve acele şekilde kararlar verir, bunun için de ihtiyaç uydurur veya içtihadı ilzam etmeyecek mahiyetteki ihtiyaçları istismar eder. Müçtehit ise, içtihat yapmak için asla acele etmez, içtihadı ilzam edecek bir ihtiyacın hasıl olup olmadığını hassasiyetle takip eder, içtihat yapılmadığı takdirde hayatın İslam dairesinden dışarıya doğru akmaya başladığını ve bu akışın hızlanacağını görür. Mevcut içtihatların meseleyi halledip edemeyeceği mevzuunu da azami hassasiyet ve dikkatle tetkik eder. Bu noktaya gelene kadar içtihada tevessül etmez,

İçtihat akıl almaz ağırlıkta bir mesuliyettir. Bir içtihadın asırlarca tatbik edileceği ve milyonlarca Müslümanın tabi olacağı ihtimali düşünüldüğünde, ne çapta bir hassasiyet ve dikkat istediği anlaşılabilir. Yapılan içtihadın yanlış olması halinde ise, ortaya çıkacak günahın cezasını, kolayca göze aldığı görülen kişiden uzaklaşmak gerekir.

***
İçtihat bir zarurettir, bir taleptir, vazifedir, zaruret hasıl olmadan, talep zuhur etmeden ve vazifelendirilmeden içtihat yapmaya kalkanlar, müçtehit teçhizatına ve seviyesine malik olsalar bile isabet kaydedemezler. Zaruret hasıl olacak, zarurete duçar olanlar talep edecek, nihayet liyakat sahibi alimler arasından bazıları veya tamamı vazifelendirilecek ki, içtihatta isabet etmenin manevi şartlarına malik olsun. İçtihat yapmaya talip olanlar, içtihadın kıymetini bilmeyenlerdir ki ona layık değillerdir. İçtihadın kıymet ve ehemmiyetini bilenler, “beni seçmesinler” diye dua eden alimlerdir, seçildiklerinde de, vazife ve mesuliyetten kaçmanın ağır bir cürüm olduğunu bilecek kadar şuur sahibidirler.

Büyük Doğu Devlet Nizamı, içtihat şurası için ihtiyaç duyulan tüm altyapıyı oluşturduğu ve içtihat yapacak şura azalarını, ehliyet sahibi kadroların nasp ve tayini yolunu açtığı için, usul dışı tüm içtihat iddialarını ve sahiplerini zapt altına alır, değil içtihat yapmak, ağızlarından “ben” kelimesinin bile çıkmasına fırsat ve imkan vermeyecek bir hayata mahkum eder. İçtihat mevzuundaki hassasiyet, Hz. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimizin, alnındaki damarların patlayacak kadar kabardığı hassasiyet meselelerinden biri kabul eder. İçtihat ile reform arasındaki soğan zarı kadar ince farkın aşılmaması için araya nükleer silahlarla mücehhez ordulardan bir tahkimat yapar. Büyük Doğu Devlet Nizamı, bu incecik zarın delinmesine mani olmak için, kainat savaşı çıkaracak kadar gözü kara ve o savaşı kazanacak kadar tedbirlidir.

İçtihat Şurasının oluşturulması arifesinde, muhtemel namzetlerin en küçük iştiyak ifade eden tavır ve edası, onların şuraya alınmaması için kafi sebeptir. İçtihat, modern dille söylemek gerekirse, motivasyon gerektiren bir nazari faaliyet değil, aksine tam bir mesuliyet, derin bir hassasiyet, keskin bir idrak ve gökleri saracak bir haşyet mevzuudur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir