KAZA (YARGI) TEŞKİLATI-MUKADDİME

KAZA (YARGI) TEŞKİLATI-MUKADDİME

Büyük Doğu devlet mefkuresinde kaza teşkilatı izah edilmemiş, umumi devlet nizamı içine yerleştirilmemiş, sadece riyasetinin Başyüce tarafından tayin edileceği kayıt altına alınmıştır. Üstad, “Başyücelikte Ceza Ölçüsü” başlığı altında “had suç ve cezalarına” kısaca temas etmekle iktifa etmiş, o bahiste de ceza hukuku fikriyatının hulasasını yapmıştır.

İdeolocya Örgüsündeki Devlet ve İdare Mefkuremiz kısmı, devlet cihazının zirvesini teşkil eden birkaç mevzuu hakkındadır ve onlar dahi hulasa cinsindendir. Büyük Doğu Devlet Nizamı üzerinde tetkik ve telif faaliyetinde bulunmak, ruhu ve fikri tayin edilen, umumi dairede tertibi yapılan bir mevzuu üzerinde çalışmaktır. Netice olarak; devlet cihazı, zirvesinden eteklerine kadar fikir ve şekil (şema) olarak telif edilmelidir. Kaza teşkilatı ise hiç temas edilmemiş olması münasebetiyle umumi hatlarından teferruatındaki şekil şartlarına kadar örülmelidir.

***
Hukuk mevzuatının ve kaza teşkilatının ehemmiyeti izahtan varestedir. İslam’ın mevzua verdiği kıymet ise, mevcut devlet (siyaset) ve hukuk anlayış ve tatbikatlarından fersahlarca ileridedir.

Devlet tasavvurunu (siyaset tasavvurunu) tayin eden ana mevzu hukuktur. Dünyadaki tüm devlet tasavvur ve tatbikatlarında, kaza (yargı) kuvveti müstakildir, İslam devletinde ise öncelikle hukuk müstakildir (bağımsızdır), ona bağlı olarak kaza teşkilatı da müstakildir.

İslam devletinde hukukun kaynağı siyaset değildir, demokratik sistemlerde hukukun kaynağı siyaset, diktatörlüklerde ise kuvvettir. Demokratik sistemler, seçim yoluyla teşri merciini (yasama meclisini) teşkil eder ve orada hukuk üretilir. Hukuk üretenler, hukukçu olmak zorunda değillerdir ve kanun, parmak sayısıyla kabul veya reddedilir. Diktatörlüklerde ise zaten kanunun kaynağı kuvvettir. Bu zaviyeden bakıldığında hukuk yoktur, sadece siyaset veya kuvvet vardır.

Hukukun kaynağı siyaset veya kuvvet ise, sadece hukuk değil devlet de yoktur. Orada sadece siyasi (kuvvet) müsademesi ve mücadelesi mevcuttur. Hukuk ve devletten bahsedenler, kuvvetlerini ve iktidarlarını meşrulaştırmak için sihirli mefhumları kullanıyor ve istismar ediyorlar.

Hukukun mevcudiyeti, kuvvet ve kudret temerküzünden öncedir, önce olmalıdır. Aksi halde kuvvetin kanunun cari olur ve buna mani olmanın yolu yoktur. Hukuk, mevzuun bidayetinde mevcut ise, kuvvet temerküzü “hak” mefhumu mihverinde zuhur eder ve hukuk dairesinde kalır. Çünkü içtimai sahadaki kuvvet vahitlerinin coğrafyası hukuk haritasıdır. Hukuk haritasındaki yalçın dağların adı, haktır. Hayatın altyapısı hukuk ile inşa edilmişse, kuvvet kaynakları, “hak” isimli yalçın dağlardaki membalardır.

***
Dünyadaki tek hukuk devleti olma (kurma) istidat ve imkanı İslam’dadır. Çünkü İslam Hukuku, devletten müstakildir. Çağdaş demokrasilerde kaza (yargı) teşkilatının, devleti teşkil eden üç kuvvetten biri olması ve diğer ikisine karşı müstakil (bağımsız) olarak kurulduğu iddiası, nazari ve ilmi sahadaki en büyük hiledir. Hukuk müstakil olmadan kaza teşkilatının müstakil olması muhaldir.

İslam, devletten önce hukuku inşa etmiştir. Devleti hukuk haritasına göre kurmuş, o haritadaki yalçın dağları nirengi noktası kabul etmiştir. Dünyada elan İslam devletinin bulunmaması, hukuk devletinin nasıl olacağını misallendirme imkanı vermiyor. En azından bu sebeple İslam Devlet nizamının kağıt üstünde de olsa hazırlanması şarttır.

***
İslam devletinde hukukun kaynağı devlet olmadığı içindir ki kaza teşkilatı müstakildir. Büyük Doğu Devlet Mefkuresinde, mahkemelerin, adaleti “Başyüce” namına tevzi etmesi, kaza teşkilatının devlet cihazı içinde yer alan cüzlerden biri olduğunu göstermez. Adaletin Başyüce adına tevzi edilmesi, İslam’ın her sahadaki vahdet arayışının neticesidir. O kadar ki hutbe bile Halife adına, halife olmadığında İslam devletinin reisi adına okunur.

Tarih boyunca zulüm eksik olmamıştır. Zulüm devam ettiği gibi zulme karşı mücadele eden hareketler ve devletler de olmuştur. Zulmün kaynakları tetkik edildiğinde en mühim sebebinin tek adam idaresi olduğu tespit edilebilir. Saltanat meselesi de tek adam idaresinin bir çeşididir. Saltanatı, şekil olarak tek adamlık olmasına rağmen, muhteva olarak tek adamlıktan çıkaran tek misal, Osmanlıdır. Ne var ki tek adamlık idaresi her zaman marazi bir haldir.

Hukukun müstakil olmasına mukabil, kaza teşkilatının da müstakil hale getirilmesi lazım lakin devlet ve cemiyet hayatında müstakil sahalar ve müesseseler inşa etmek, vahdeti tehdit eder. Müstakil sahalar teşkil etmek, o sahayı tehdit edecek merkezlere karşı muhafaza surları inşa etmektir. Tam istiklal inşası, hayatı ve cemiyeti vahdet halinde tutmaz, dağıtır.

Bu mevzuu birçok marazı bünyesinde taşır. Tam istiklal, murakabeye karşı mukavemet edebilme kudreti ve salahiyeti verir ki, bu hal çürümenin başlıca sebeplerinden biridir. Bu tuzağa düşmemek gerekiyor. Diğer taraftan bazı sahaları ve müesseseleri, onları tehdit edebilecek salahiyet ve kuvvet merkezlerine karşı kafi derecede muhafaza edememek, kuvvet muvazenesini yıkar.

Büyük Doğu Devletinde, mahkemeler, adaleti Başyüce namına eder. Başyüce, devletin ve hukukun vahdetini temsil eder. Bununla birlikte kaza teşkilatı, hakimlerin seçimi ve tayinleri gibi mevzularda Nikabet Teşkilatı ve onun reisi olan Nakibü’l Eşraf salahiyetlidir. Bu şekilde kurulacak kaza teşkilatı, hem muayyen bir vahdet şemsiyesi altında bulunur ve murakabe edilir, hem de devlet cihazından müstakil (muhtar) halde inşa edilir, faaliyet gösterir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir