KEMALİST BECERİKSİZLİK MİRAS KALDI

KEMALİST BECERİKSİZLİK MİRAS KALDI
Bu ülkede 1923 yılından beri beceriksizlik genetik hale mi geldi ne… 1923 yılından beri çözülmüş bir tane problem hatırlayan var mı? O zaman mevcut olan problemlerin hepsi de hala devam ediyor, hem de büyüyerek, kangrenleşerek, derinleşerek… O tarihten bu güne kadar devam eden problemlerin yüzde doksanı ise siyasi ve hukuki rejim ile ilgili. Daha doğrusu siyasi ve hukuki rejim, mütemadiyen problem üretiyor, problem çözmek yerine.
Kürt isyanlarını birkaç defa katliamlarla bastırmış olmayı “başarı” hatta “zafer” kabul eden ahmak cumhuriyet eliti ve yöneticileri, her defasında bir sonraki isyanın daha büyük, daha derin, daha organize olduğunu gördüğü halde, hala eski katliamla ve hesap vermeden bastırdığı isyan günlerini aramakta. İrtica diye yaftalayıp kültürel ve siyasal alanda mahkum ettiği Müslümanları, iç ve dış güvenlik kuruluşlarını da arkasına takıp üç beş kişiyle kitap okuyanları derdest ederek zindanlara attığı dönemleri hala özlüyor. Fakat her zindana attığının yerine on tanesi, yüz tanesi daha yetişiyor ama ahmaklık çapı o kadar yüksek ki, bir türlü bu gidişin kendi aleyhine olmadığını anlamıyor. Gelişmeler kendisi için tehlikeli boyutlara ulaştıkça darbe yapıyor ve dehşetengiz katliamlar, işkenceler, sürgünler vesaireyi toplu olarak yapıyor ve bununla zannediyor ki, gerekli tedbirler alınmıştır. 1950 yılına kadar asarak, katlederek, yok ederek sessizliğe mahkum ettiği muhalefetin “yok edildiği” vehmine savrulacak kadar ahmak türünden bir kişilik prototipi. Nefes alış şeklinden “Allah” dediği intibaını edindiği insanlara bile işkence yapacak kadar gözü dönmüş olan Kemalist siyasi rejim, sürekli gerilemekte, sürekli zayıflamakta, sürekli eskimektedir. Bunlar olurken, siyasi rejimin sahibi olduğunu iddia eden beyinsizler, daha ağır tedbirler geliştirmek gerektiği zehabına kapılacak kadar siyasi tarihin en derin ahmaklığını şahıslarında sembolleştirmektedir.
Güce dayalı insafsız, vicdansız ve gayri insani (yani hayvani) uygulamalarla, insanları geçici olarak susturdukları dönemleri, problemlerin çözüldüğü devirler olarak hatırlıyorlar. Kimsenin konuşmaya mecalinin kalmadığı cumhuriyetin ilk yıllarını, problemlerin çözüldüğü altın yıllar olarak hatırlayınca, o zamanki uygulamalara özlem duyuyorlar. Yirmi birinci asırda hala Dersim’in bir katliam değil isyanın bastırılması olduğunu söyleyecek kadar katil ruhlu insanlardan bahsediyoruz. Bütün bunları anlıyorum da, bir şeyi anlamıyorum. İdeolojik gerçekliklerini “hayatın tek gerçekliği” olarak insanlara sunuyorlar ve buna itiraz edenleri bazen eli kanlı katillerle bazen de eli kanlı istiklal mahkemeleriyle yok ediyorlar. Bunları anladık. Fakat anlamadığım nokta, kardeşim beceremiyorsunuz. Beceremediğinizi nasıl oluyor da anlamıyorsunuz. Bu noktayı anlamıyorum. Seksen yıl oldu, hala neyi test etmeyi düşünüyorsunuz? Tüm uygulamalarınız sizin aleyhinize gelişti. Her tedbiriniz sizin altınızı oydu. Tüm politikalarınız halktaki nefreti artırmaktan başka bir işe yaramadı. Bu ne çapta bir ahmaklık ki, seksen yıldır yaptıklarının yanlış neticeler verdiğini her gün gördükleri halde, anlamıyorlar.
*
Bunlar çok yazıldı. Üzerinde durmak istediğim konu bu beceriksizliğin ülkenin genetiğine işlemeye başlamış olması. İşte bu çok vahim ve korkutucu bir durum… Kemalistlerin ahmaklığı ve beceriksizliğinden şikayet edersem namerdim. Onların beceriksizliği, halkın belki de tek şansı. Fakat uzun yıllar Kemalistlerin bu ülkede devlet denilen büyük örgütün tüm dehlizlerinde dolaşmasından kaynaklanan sirayet gücü, beceriksizlik konusunda da kendini göstermeye başladı. Hakikaten seksen yıl uzun bir süre ve bu süre içinde devleti elinde tutanlar, devlet müesseseleri ve o müesseselerin başına gelen kadroları derinden etkiliyor. Adamların temayüz etmiş vasfı da “beceriksizlik” olduğu için, yeni kadrolara etkileri de beceriksizlik şeklinde oluyor.
Kemalist kadroların bu ülkeye bıraktığı en büyük miras, beceriksizlik… Beceriksizliğin tecessüm etmiş hali hala kendi mensupları ve kadroları. Sadece kendileri beceriksizlikle malul olsalar, bırakın üzülmeyi çifte telli oynayacağım. Fakat bu kadar uzun süre devleti işgal ettikleri için herkese sirayet eden bir tortu haline geldi.
*
MİT Müsteşarının özel yetkili savcılar tarafından ifadeye çağrılması, Kemalist siyasi rejimin beceriksizlik sabıkası arka plana alınmadan değerlendirilecek bir mesele değil. Keza, MİT, Taraf gazetesinin bazı yazar ve muhabirlerini, (Taraf gazetesindeki habere göre) sahte isimler üzerinden aldığı mahkeme kararlarıyla gerçekten dinlemişse, Kemalist beceriksizliğin tortularını görmezden gelerek bu kadar ahmakça bir iş yapması nasıl izah edilebilir? Özel yetkili savcılık, MİT personelinin, hükümetin politika geliştirebilmesi için yollar araması, farklı alternatifler üzerinde çalışması, gerekli malzemeleri temin etmesi, irtibatları kurması gibi işler için kurulduğunu (tabii ki başka görevleri de var) bilmez mi, yoksa umursamaz mı? Bilmezse bu nasıl bir savcılıktır? Bilir de umursamazsa, bu nasıl hukuk anlayışıdır? MİT elemanlarının Taraf gazetesinin yazar ve muhabirlerinin telefonlarını sahte isimler üzerinden alınan mahkeme kararı ile dinlemesi, mahalle çetesinden bile daha acemice davrandığını göstermiyor mu? Aynı kurmay subayların darbe ve saire planlarını ofislerindeki masanın üzerinde bırakması gibi… Onları anlıyoruz, çünkü onların hepsi Kemalist… Fakat memleketin MİT personelleri bile Kemalistler kadar beceriksiz mi? “İyi de MİT de Kemalistlerin kurduğu bir teşkilat, bu kadar çabuk ve hızlı değişebilir mi?” diye soranlar (veya itiraz edenler) olursa, haklılar. Tamam da kardeşim, Allah rızası için şu memlekette Kemalist beceriksizliğin sirayet etmediği bir kuruluş ve kadro yok mudur?
FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir