Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti

Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti

Batılı emperyalist ülkelerin Birinci Harp sonrası Osmanlı Türk hâkimiyetinden koparmaya çalıştığı Musul, Kemalistlerin Lozan’daki gafilce siyasetleri sonucu ve Batılı inkılâplar uğruna gözden çıkarılmış bahtsız bir ümmet diyarıdır.

M. KEMAL’İN MUHALİFİ İKİNCİ GRUP MUSUL’UN SİLAHLA ALINMASI TARAFTARIYDI

İlk Meclis’te Kemalistlerin Misak-ı Millî politikalarının Musul-Kerkük’ten ve adalardan haddi aşan tavizler verildiğini yüksek sesle dile getiren İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif ve Meclis’in en kahraman milletvekili olup bu kahramanlığından dolayı hunharca öldürülen Ali Şükrü Bey gibi İkinci Grubun milletvekillerinin büyük çoğunluğu Hüseyin Avni’nin başkanlığında Musul’un silah kullanılarak alınmasından beyan ettiler.

RESMÎ TARİH KEMALİST KADRONUN MUSUL’U İNGİLİZLERE BIRAKTIĞINI YAZMAZ

Resmi tarih yâni “Yalan söyleyen tarih” Musul bahsinde bunları yazmaz. İkinci Grubun bu teklifi M. Kemal’in tâlimatıyla Meclis gündemine alınmamıştır.

Tarihçi Mustafa Armağan’ın “Efsaneler ve Gerçekler” kitabına göre M. Kemal 1923 Şubat’ında Musul’la ilgili gizli oturumda yaptığı “Ordumuzun kuvveti Musul’da hangi kuvvetlerle karşılaşacaktır? Harp olursa safahatı ne olur? Çok rica ederim bunları burada mevzuu bahis ettirmeyiniz. Eğer bunlar açık olarak mevzuubahis olacak olursa ve bunlardan düşmanlar haberdar olursa belki sulh yapmak isterken aksi netice ile karşılaşabiliriz…” şeklindeki konuşmasını gazetecilere aşikâr ediyor ki, bu yolla Millî Mücadele sırasındaki 16 Ocak 1920 Misâk-ı Millî politikasını terk ettiğini ve Batıcı laik inkılâpları başlatacağını İngilizlere duyurmuş oluyor.

İşte o konuşma metni:

“….Ben Meclise gittim; dedim ki: ‘Efendiler! Ne istiyorsunuz? Karaağaç, Musul vesaire için harp mi edelim? Millet harpten usanmıştır. Takati kalmamıştır. Harp edemeyiz. Milleti harbe sürüklemek için pek hayatî, son derece mühim meselelerin mevzubahs olması lâzımdır.”

Armağan’ın adı geçen kitabına göre İngiliz heyetinin başındaki Lord Curzon’ın 8 Aralık 1922’de ve 5 Ocak 1923’te gündeme getirdiği Kuzey Irak’tan toprak verilmesi teklifini elimizin tersiyle reddedişimizdir.

Önce İsmet Paşa’yla, sonra da Dr. Rıza Nur’la görüşen İngiliz heyetinin ikinci adamı William Tyrell’ın başı dönmüştü. Çünkü İsmet Paşa, Tyrell’a göre Musul’u değil, petrollerinden pay ve ekonomik yardım istemekteydi. Oysa İsmet Paşa’ya göre bu teklifi yapan Tyrell’dı.

Lozan sonrasına bırakılan Musul problemi için16 Aralık 1925’de Milletler Cemiyeti Meclisinde konuşan İsmet İnönü’nün yumuşak tavrı, M. Kemal’in Musul’un ‘misak-ı Millî sınırlarda kalmasına çok da önem vermediğine, Batılılaşma ve modernleşme projelerine önem verdiğine dair İngiliz İstihbaratının raporlarını doğruluyordu.

Nihayetinde 1926 Ankara Anlaşması’nda Musul’un Kemalistlerce gözden çıkarılıp İngilizlere terk edildiği hakikatini Kemalistler, ulusalcılar ve Chp’liler görmezlikten gelirler. Bu tavırları tamamen ideolojik olup tarihî hakikatle ilgisi yoktur.

ATATÜRKÇÜLER MUSUL MESELESİNDEKİ ACZİYETLERİNİ ÖRTÜYORLAR

Bir misal: Emekli Atatürkçü bir general, Musul’u kaybetmemizin arkasında yatan ana sebebin Atatürk’ün Cumhuriyet devrimlerine karşı din elden gidiyor diyerek halkı kandıran, dini kullanan ve devlete isyan eden Şeyh Sait ve arkadaşlarıdır’ diyerek resmî Kemalist tarihin yâni “yalan söyleyen tarihin” ideolojik tavrını bir daha ortaya koyuyor.

Kemalist Cumhuriyetçilere göre Musul’un kaybedilmesinin Lozan Anlaşması’nın ilgisi yok. Oysa Lozan’da vuzuha kavuşmayan, fakat 1926 Ankara Anlaşmasıyla Musul’ bütünüyle İngilizlere bırakan yine Kemalist kadrodur.

Neticede Musul bölgesinin 25 yıl süreyle Milletler Cemiyeti mandası altında kalmasına karar verilir.

Hâsılı, Musul / Kerkük’ün dramının arkasında Kemalistlerin Lozan ve sonrasında dirayetsizliği ve pragmatist siyasetleri yatıyor.

Hasılı, bugün daha farklı daha feci bir şartlarda olan Musul hakkında siyasî irade ve millet bilmelidir ki Musul’u Kemalistler elden çıkarttı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir