KİTAP NOTLARI -1- “PEYAMİ SAFA ‘OSMANLICA TÜRKÇE UYDURMACA’

Ana takdim

Kalemi elime aldığım gündenberi Türkçe’nin müdafaası

için yazdığım satırları birbirine eklesem,

İstanbul-Ankara şimendifer hattından daha uzun olur

PEYAMİ SAFA

 Kitabın künyesi

Peyami Safa, Osmanlıca Türkçe Uydurmaca, Ötüken Yayınevi, 2. Baskı İstanbul 1976

Notlar

Yunus Emre’nin dilini anlamayan Türk münevverlerinin kafasında Voltaire’nin Fransızcası hâlâ saltanat sürüyor. (s.10)

Bundan on dört sene evvel bir ecnebi, Vakit gazetesi başmuharririne demişti ki: “Türkçe öğreniyorum. Diliniz kolay ve güzel. İlerletmek için Türklerle konuşmak istiyorum; fakat kime bir şey sorsam bana hep fransızca cevap veriyor!” (s.10)

Önemli  bir bölüm?

Lisan ikiliği başlığıyla

Maarif vekâletinden iki şey isteyebiliriz. Mektep kitaplarıyle birlikte bütün neşriyatta, bugünkü yazı Türkçesinin normalarına aykırı hiç bir lisan oyununa müsaade etmemeli, hususî ve resmî neşriyat arasındaki lisan ikiliği hemen kaldırılmalı. Bütün mektep kitapları ve bütün resmî neşriyat bütün münevverin, devlet adamının, halk’ın yazı dilinde kullanılan yaşayan kelimelerle, kaidelerle yapılmalı. Ondan sonra, bir de Türkçe’nin ıslahı hareketine herkesten evvelâ san’atkârlığı iştirâk ettiren akademi nev’inden bir teşekkülün temeli hemen atılmalı. Bunlar yapılmadıkça, hususî ve resmî neşriyat arasındaki lisan ikiliğinin anarşisi devam ettikçe, Türkçenin ıslâhı ve tasfiyesi işi san’atkâr ellere verilmedikçe, neşriyat değil kültür ve maarif sözlerini ağıza almak için bir kaç defa yutkunmak lâzım geleceğini kabul etmekte Muhittin Bergen[1]’le beraberim. (s.29)

Lâtin Harfi Neslinin İstikbâli

Cumhuriyet gazetesi 1939

Bir tabiiyatçı dostum İngiltere’de tabiiyata dair neşredilmiş eserlerin kırk binden yukarı olduğunu söylemişti. Fransa’da veya Almanya’da da aşağı yukarı öyle. Bizim üniversitelerimizde tabiiyat yapan gencin önüne hayvanata veya nebatata dair kaç kitap koyabildiğimizi tahmin edersiniz? Lâtin harfi nesli Üniversiteye çoktan girmiş olduğu için, tabiî, yeni harflerle basılmış kitaplardan bahsediyorum.

Tahmin ediniz.

  • Bin tane, diyeceksiniz.
  • İniniz çok ininiz.
  • Beş yüz tane, diyeceksiniz.
  • İniniz, daha, daha ininiz.
  • Yüz tane, diyeceksiniz.
  • İniniz, yarıdan çok daha aşağıya ininiz.
  • Bir tane, diyeceksiniz.

Hayır! Bir tane bile yoktur. Üniversiteli, jeolojinin iki kitabı müstesna, hayvanata ve nebatata dair tek eserden mahrumdur ve bütün bilgisini ders notlarıyle tamamlamağa mahkûmdur.

Şimdi sorabilirsiniz:

  • Bir tek hayvanat ve nebatat kitabı yok, fakat bu kitabı hazırlayacak bir tek Maarif Vekâleti de yok mu?

Buna menfi cevap vermek istemem. Fakat bu gidişle Latin harfi neslinin istikbali üstüne tüylerimiz ürpererek kondurabileceğimiz en reel vasıf şudur:

Korkunç!  (s. 29-30)

[1] Muhittin Bergen, 1939 yıllarında Son Posta gazetesinde muharrir olan san’atkardır. O yıllarda Türkçe ile alakalı yazılar yazması sebebiyle Peyami Safa onu işaret etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir