Küresel İsyan Dalgası Nereye Gidiyor?

KÜRESEL İSYAN DALGASI NEREYE GİDİYOR
Arap baharı başladığından beri konu mütemadiyen Arap coğrafyasıyla alakalı ve sınırlı olarak anlaşılıyor ve anlatılıyor. Israrlı şekilde meselenin Arap baharından ibaret olmadığını yazdık. Fakat akıllar gördüklerinden başka şeyi anlamadığı için gelen küresel dalganın mahiyetini ve çapını bir türlü görmedi.
Dünyanın her bölgesi ayaklanacak. Arap coğrafyasından sonraki ilk ayaklanma, batı dünyasında gerçekleşecek. Batıdan sonra tekrar doğuya yönelecek ve Çin’e kadar ulaşacak. Bu yazıda batılı halkların ayaklanması meselesi üzerinde duracağız.
Batı toplumlarının ayaklanması için şartlar oluştu. Fakat batılı ülkelerin çoğunda hala halk ayaklanmaya başlamadı. Neden? Kritik soru bu…
İsyanın şartlarının oluşması, isyanın patlaması için kafi değil. Arapların isyan şartları da yıllar önce gerçekleşmişti ama yeni patladı. İsyan için tüm şartlar gerçekleştikten sonra lazım olan şey, “isyan dili”dir. İsyan dilini bulamayan, akacak mecrayı keşfedemeyen veya açamayan halkların isyan etmesi kabil olmuyor. Arap baharındaki isyanın dilini, “hürriyet” oluşturdu. Hürriyet çok güçlü bir dil oluşturur. Merkezine hürriyeti yerleştirebileceğiniz siyasi dil, önünde durulabilecek bir güç değildir.
Batılı toplumlar, hürriyet merkezinde isyan dili oluşturamıyor. Dünyanın en özgür siyasi sistemleri batılı ülkelerde olduğu için, halk kendine isyan dili oluşturmakta fevkalade zorlanıyor. Hürriyet merkezinde isyan dili oluşturmak, filozofik çabaları gerektirmeyecek kadar kolay.
Toplumlar isyan dilini oluşturamayınca, akacak mecrayı da bulamıyor. Büyük halk kütlelerini harekete geçirebilmek için dev mecralar oluşturmak gerekir. Dili bile oluşturulamayan halk hareketlerinin akacak mecra bulabilmesini beklemek komiktir. Batılı toplumların iç dünyalarında nükleer infilaklar yaşanmasına rağmen sokağa dökülememesi (dökülmeyenler için) konuşacak dil, gidecek yol bulamamasındandır.
Yunanistan’da gösterilere katılan insan sayısındaki büyüklüklere rağmen mesafe alınamaması, dilin ve mecranın oluşamamasından kaynaklanıyor. Kalabalıklar ne diyeceğini bilemiyor, nereye gideceğini kestiremiyor. Sadece protesto etmekle iktifa ediyor. Oysa isyan bu değil…
Batılı toplumların döküleceği mecra ve sahip çıkacakları isyan dili ne olabilir? Mutlaka patlayacak ve sokakları cehenneme çevireceklerdir. Fakat hala yolunu bulamamış olmanın tedirgin duruşuna sahipler. İstikameti tayin edememenin kararsız bekleyişi… Menzil ve istikamet belli olmaya başladığında milyonları sokakta göreceğiz.
Psikolojik evrenlerinde mayalanmaya devam eden büyük isyan, hızlı şekilde patlamaya doğru gidiyor. Bu günün isyanı, sokaklarda değil, psikolojik evrenin caddelerinde cereyan ediyor. Arap coğrafyasındaki halkların hayat tarzı ile siyasi rejimlerin mahiyeti arasındaki derin çelişki, hürriyet merkezinde isyan dilinin inşasını kendiliğinden ve çok çabuk oluşturdu. Batılı ülkelerde isyanın siyasi rejime yönelememesi, patlamayı sürekli erteliyor.
Tekrar soralım. Batılı toplumların isyan dili ne olacak? Yunanistan’da kısmen pankartlara taşınan ama hala tüm halkı sarmalamayan, New York’ta ise daha belirgin olarak kendini göstermeye başlayan isyan dili büyük ihtimalle “zengin-fakir” çatışması olacak. Batılı ülkelerin içinde bulunduğu krizin özü felsefi krizdir ve iktisadi kriz de bunun neticesidir. Fakat halkın doğrudan etkilendiği kriz, iktisadi krizdir. Bu sebeple halkın oluşturacağı isyan dili, iktisat merkezli olarak başlayacak ve sonra siyasi mahiyet taşıyacak gibi görünüyor. Çünkü batılı ülkelerdeki sistemler, krizlerde zenginleri koruyor (Aslında her siyasi sistem böyledir). Zenginlerin (büyük şirketlerin) menfaatlerini korumak için halka daha fazla ıstırap çektiriyorlar.
Zengin-fakir çatışmasından başlayacak bir isyan, siyasi isyanlardan çok daha derin ve yıkıcı olur. Siyasi isyanlarda siyasi rejime yönelen halk, siyasi iktidarı ve siyasi rejimi devirdiğinde neticelenir. Siyasi kaos kısa bir müddet devam eder ve yeniden kurulur. Zengin-fakir çatışmasından beslenen isyan ise hem siyasi düzeni hem iktisadi düzeni hem de içtimai düzeni yıkar. Hayatın tüm altyapıları çöker. Neticede halk siyasi rejimle de çatışmaya başlar ama daha önemlisi halkın kendi kendine (zenginin fakire, fakirin zengine) zarar vermesidir. İçtimai nizam, hayatın nihai altyapısıdır. Siyasi sistem zannedildiğinden daha az etkilidir hayatın devamı için…
Zengin-fakir çatışmasından başlayacak olan isyanın nerede duracağı belli olmaz. Siyasi rejime kadar uzanacak kadar derinleştiği takdirde, ülke ve halk için çok vahim neticeleri olur. Ülkede her şey yıkılır ve çöker. Yeniden kendine gelmesi siyasi isyanlardakinden çok daha uzun sürer.
Muhtemel neticelerine göz atmak gerekirse… Büyük şirketlere yönelecek öfkenin ilk vuracağı hedeflerden birisi, Yahudi kuruluşları olacak. Zira batıda büyük şirketlerin ciddi bir kısmı Yahudi sermayesidir. Batılı ülkelerin İsrail’e verdikleri desteğin kendileri için ciddi bir maliyet oluşturduğu da hatırlanırsa özellikle ABD de halkın öfkesinin İsrail ve Yahudi kuruluşlarına yönelmesini beklemek fazla anlamsız olmaz. Eğer küresel isyan dalgasındaki kitlesel öfke İsrail ve Yahudi kuruluşlarını hedef seçerse, dünyadaki Yahudi imparatorluğu yerle bir olur.
İslam ülkelerindeki isyanlar siyasi mahiyet taşıdığı için hayatın altyapısına zarar vermez. İçtimai nizam isyanda bile devam etmektedir çünkü. Bu sebeple maliyeti düşük, toparlanması daha çabuk olur. Zengin-fakir çatışmasından kaynaklanıp, siyasi rejime kadar yönelen (derinleşen) isyanlar hayatın tüm altyapısını çökerteceği için maliyeti çok yüksek olur ve toparlanması ise uzun sürer.
Küresel çaptaki bu isyan dalgası bir müddet sonra tüm dünyayı aşağı yukarı eşitleyecektir. İslam coğrafyasındaki yeniden inşa dönemi daha önce başlayacağı ve daha az maliyetle atlatılacağı için küresel dalgadan karlı çıkacaktır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir