KÜRESEL İSYANDA YENİ AŞAMA

KÜRESEL İSYANDA YENİ AŞAMA
Arap baharı ile başlayan ve bizim baştan beri küresel isyan olduğuna inandığımız “büyük isyan”, öngörülerimiz istikametinde hızla gelişiyor. Arap coğrafyasının dışına taşması büyük isyanın ikinci safhasıydı ve sabırsızlıkla beklediğimiz bir hadiseydi. Önce batı dünyasını vuracak sonra doğuya dönecek demiştik. Batıdaki hedeflerini yerle bir etmeden doğuya da yöneldi. Artık isyanın çapı, “küresel”…
Arap isyanı “dilini ve mecrasını” çabuk bulduğu için hedeflerini gerçekleştirmeye başladı. Batıya sıçrayan ve küresel hale gelen isyan, dilini ve mecrasını bulmakta zorlandığı için bir müddet patinaj yaptı. Hala büyük oranda patinaj yapmaya devam ettiğini de tespit etmek gerekiyor. Fakat nispeten de olsa dilini ve mecrasını bulmaya başladı. Dilini ve mecrasını bulmaya başladığından beri de hızlı şekilde büyümeye ve ilerlemeye başladı.
Küresel isyanın bu gün yalpalayarak da olsa bulduğu hedef, özelde finans kuruluşları ve büyük şirketler genelde ise kapitalizmdir. Batı dünyasında şekillenen bu hedefin dünyaya yayılmasına biraz daha zaman var. Batıda yerleşik hale gelmesi gerekiyor. Batıyı sarıp sarmalamadan dünyanın diğer bölgelerine yayılması zor görünüyor. Doğuda başka gerekçelerle isyanın büyümesi mümkün ama kapitalizm hedefine yoğunlaşabilmesi için batıdaki isyanın bu istikamette mesafe alması gerekir.
Batıdaki isyanın kapitalizm hedefine kilitlenmesi ve derinleşmesinin göstergesi, işgal, çatışma ve büyük sayılarla gözaltıların gerçekleşmesidir. Bir parkta çadır kurarak devam etmesi başlangıç için iyiydi ama ivme kazanması için kafi değil. İsyanın ilan ettiği hedefe yürümesi gerekiyor. Yürüyecek mi? Şüphesiz… Fakat ne zaman? Yakında…
Siyasi tarih göstermiştir ki, bir isyanda kan akmadığı müddetçe, o isyanın hedefine doğru kararlı şekilde yürümesi mümkün olmamıştır. Kan akmayan isyanlar bir müddet sonra yavaşlamaya ve küçülmeye başlamıştır.
ABD deki isyanın üzerine yürünmesi, müdahale edilmesi ve kan akıtılması, halkın, zenginlerin menfaatlerinin korunması için insanların canlarına da kast edileceğini gösterecektir. Bu nokta psikolojik süreçlerin en tehlikeli virajıdır. Bu güne kadar halkın ciddi bir kısmının isyan için sokaklara dökülmediği malum. Fakat kan akmaya ve can yanmaya başlandığında halkın psikolojik dünyası savrulacak ve mevcut sistemin ne kadar “vahşi” olduğu ortaya çıkacaktır. Kapitalizmin vahşiliğini tüm dünya biliyor ama kendi halkının kanını dökmeye başlaması bambaşkadır.
*
Batıdaki halkın aşamadığı zihni (ve psikolojik) bariyerlerden birisi, demokratik siyasi sistem meselesidir. Demokrasinin muayyen periyotlarla halkın önüne koyduğu seçim sandığı, “beğenmediğin hükümeti indir, niye isyan ediyorsun” mesajıdır. Gerçekten insanlar seçim yoluyla hükümetleri değiştirmektedir. Bu durum isyanın önündeki en önemli engeldir.
Demokratik ülkelerde özellikle de batılı ülkelerde seçimin sadece hükümeti değiştirdiği fakat asla sistemi değiştirmediği konusu uzun süredir tartışılsa da, halkın bu düşünceye itibar etmediği görülmüştü. İşte kırılma noktası burası. Şimdi halk, hızlı şekilde, seçimlerin sistemlerin değiştirmediği, meselenin seçimle halledilecek kadar sathi olmadığı, sistemin hükümetlerin üzerinde veya daha derininde mevzilendiği, hangi hükümet gelirse gelsin sistemin olduğu gibi devam ettiği hususlarına yönelmeye başladı. Batıda isyanın önündeki en büyük engel olan demokrasinin, bir illüzyon olduğu kısa sürede anlaşılacaktır. ABD deki isyanın gidişine bakılırsa bu hususun anlaşıldığı, kabul edildiği görülür. Çünkü isyan, ABD deki hükümeti hedef almıyor. Çünkü hükümetin bu işle ilgisinin olmadığını, hangi hükümet gelirse gelsin kendi problemlerinin aynı şekilde devam edeceğini biliyor. Hükümet aleyhine bir protesto gösterisi olsaydı, Obama’nın gitmesi (seçilememesi) ile bitmesi beklenirdi. Fakat Beyaz Sarayı hedef almadığı için seçimle bitmeyecektir.
Demokratik siyasi sistemin, “siyasi dolandırıcılık” olduğu geniş halk kesimleri tarafından kabul edilmeye başlandığı andan itibaren isyan büyük bir aşama katetmiş olacak. Seçim dışında bir yol aramaya başlayacak olan halk, görünmeyen düşmanların olduğuna kanaat getirecek. “Sistemin”, hükümetler üstü olduğuna kanaat getirmekle, düşmanlarının yeraltında (yani gizli) olduğunu düşünecek.
Halk, resmi muhatapları (hükümetleri) dışında sorumlular olduğunu kabul etmekle, büyük ekonomik gurupların üzerine yürüyecek. ABD başta olmak üzere, tüm dünyada gizli güçlerin kaynağının Yahudi olduğu kanaati, halk tarafından kabul edilebilir hale gelecek. Bu konuda yazılmış sayısız kitaba rağmen, Yahudi karşıtlığının yükselmediği dünya, halkların, izahı mümkün olmayan psikolojik evrenlerindeki ani ve dehşetengiz bir manevra ile tarihin en büyük Yahudi düşmanlığını üretecek.
Yakın zaman sonra küresel isyan, Yahudi avına dönüşecek gibi görünüyor. Dünyadaki tüm Yahudi kuruluşları basılıp yakılacak, tüm Yahudiler yaşadıkları yerleri bırakıp İsrail’e doğru kaçacak. Yahudi tarihindeki en büyük göç kısa zaman içinde başlayacak. Onlarca milyon Yahudi, İsrail’e yığılacak ama orada yaşayamayacak, barınamayacak ve boğulup gidecek.
Ne diyelim… İnsani hassasiyetimiz gereği Yahudilerin bu kadar büyük ve ağır bir durum ile karşılaşmalarını arzu etmeyiz. Ama ilahi adaletin önüne geçmek mümkün değil. Dünyayı bu hale getirenler, mutlaka ağır bir bedel ödeyecektir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir