MAHZEN-ÜL ULÛM’DA İLİM TELAKKİSİ -3- İLMİN MAHİYETİ -1-

İlmin Mâhiyyeti

Mahzen-Ül Ulûmda ilmin mahiyeti yapılmadan önce mahiyet kelimesinin tarifi yapılır. Bu tarife göre mahiyet, “şeyin kendisiyle var olduğu şey” dir. Yani; o, odur demektir. O odur demek ise, o şey o şeyin aynısıdır demektir. Müellif devam eder: Mahiyyet kelimesinin, mâ kelimesine mensûb demek olduğu da rivayet edilmiştir. Buna göre, mâhiyyet kelimesinin aslı, mâiyyet olup, adı geçen kelimenin mâ lafzından alınan masdarla karışmaması için, mâiyyet kelimesindeki hemde harfi “he” harfine çevrilmişdir. Bu mâhiyyet kelimesinde tercih edilen şekil, mâhüve kelimesinden nisbetden, ya’nî mâhüve kelimesinin ismi mensûb haline çevrilmesinden ibaretdir. Mâhüve ifâdesi mâ ve hüme kelimelerinden meydana gelmekdedir. Fekat bu iki kelime bir kelime gibi kabul edilmiştir. Mâhiyyet kelimesi ekseriyâ akl ile bilinen şeyler için kullanılır. Nitekim, insan sözünden, insanın hariçdeki varlığını göz önüne almadan hayvân-ı nâtık diye düşünülmesi bunun misâlidir.

Akıl ile bilinen şeyleri mâhiyyet olarak tanımlamak aynı zamanda mâhiyyetin işlevi hakkında malümat vermektedir. Şu sözlere dikkat; Aklî bir şeye, mâhüve [o nedir], süaline cevab olması i’tibâriyle mâhiyyet,  hariçte bulunması bakımından hâkikat, başkalarından farklı olması i’tibâriyle hüviyyet, ona mahsus özelliklerin kendisine nisbet edilmesi i’tibariyle zât, lafzdan anlaşılması i’ti’ariyle medlül, hâdiselerin üzerinde cereyan etmesi i’tibariyle cevher denir.

Görüldüğü üzere mâhiyyet, o nedir? suaalinin cevabının peşindedir. Mahzen-Ül Ulûma göre mâhiyyet üç kısımdır. Bunlar;

  • Mâhiyyet-i nev’iyye
  • Mâhiyyet-i cinsiyye,
  • Mâhiyyet-i i’tibâriyyedir.

Mâhiyyet-i nev’iyye: Kendini taşıyan ferdlerde eşid olarak bulunur. Bu mâhiyyet, ferdlerinden birinde neyi îcâb etdirirse, diğerinde de aynı şeyi îcâb etdirir. Meselâ, insan sözü, onun ferdlerinden olan Zeydde îcâb etdirdiği şeyi Amrda da îcâb etdirir. Mâhiyyet-i nev’iyye ile mâhiyyet-i cinsiyye birbirinin zıddıdır.

 

Mâhiyyet-i cinsiyye: Ferdlerinde eşid olarak bulunmaz. Meselâ, hayvan lafzı, insanın ta’rîfinde nâtık [düşünen] lafzıyla birlikde bulunmayı îcâb etdirir. İnsandan başkasında bunu îcâb etdirmez.

 

Mâhiyyet-i i’tibâriyye: Bu öyle bir mâhiyyetdir ki, mevcûd bir şey değildir. Ancak onun varlığını i’tibâra alan kimsenin aklında bu i’tibâr de vâm etdiği müddetce vardır. Meselâ, adedin [sayının] mâhiyyetini ya’nî bir şeyin kaç dâne olduğunu öğrenmek için kem [kaç] ifâdesiyle sorulan suâle kemiyyet [sayı] ile cevâb verilir. Cevâbda bildirilen sayı, mâhiyyet-i i’tibârîden ibâretdir.

METİN ACIPAYAM

metinacipayam@hotmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir