MEDENİYET HAMLESİ İÇİN SEFERBERLİK

MEDENİYET HAMLESİ İÇİN SEFERBERLİK

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet hamlesi, üç-beş kişinin veya otuz-kırk kişinin bir araya gelip başlatacağı, yürüteceği, altından kalkacağı bir teşebbüs değil. Otuz-kırk kişilik fikir ve ilim heyetinin ruhi ve zihni teçhizatı ne olursa olsun, hatta her biri günde bir kitap yazacak kadar velud olsa bile medeniyet hamlesini başlatmak ve sürdürmek için kafi değil. Medeniyet hamlesinin, isminin muhtevasına uygun bir faaliyet ve hareket haline gelebilmesi için asgari yüzlerce velud fikir ve ilim adamına ihtiyaç var. Bununla birlikte, ufku geniş, idraki derin ve terkip mahareti yüksek bir tane fikir adamı bile, meselenin ana haritasını ortaya koymak, ufkunu göstermek, istikametini tayin etmek bakımından mühimdir. Dikkatleri uyandırmak, fikirleri harekete geçirmek, tefekkür için zihni mecralar açmak bakımından mühimdir. Fikirteknesi web sitesi, Fikirteknesi yayınları ve şimdi de dergi ile yapmaya çalıştığımız da zaten budur, yani bu meselenin ehemmiyetini tespit etmek ve kamuoyuna sunmak…

Medeniyet hamlesinin başlatılabilmesi ve hakkıyla yürütülebilmesi için “tefekkür seferberliği” gerekiyor. Yüzlerce, binlerce fikir ve ilim adamının harekete geçmesi, bir seferberlik anlayış ve hassasiyeti ile üretim yapması, ciddi bir usul ve tertip içinde eserlerini vermesi lazım. Zira üzerinde çalışılması gereken “mevzu haritası”, binlerce ana başlıktan, milyonlarca alt başlıktan oluşuyor.
Tefekkür seferberliği başlatmak, tabiatı gereği zor bir iştir. Tefekkür, fabrikasyon üretim sistemlerindeki gibi “kapasite” artırılarak eser imalinin çoğaltılmasını mümkün kılan faaliyet alanlarından değildir. Tefekkür, enfüsi bir mesele olmak cihetiyle şahsa (ferde) bağlıdır ve ferdin istidat ve cehdiyle mahduttur. Artırılabilecek olan cehdidir, istidatları artırmak ise imkansız…
*
Tefekkür seferberliğinin başlatılabilmesi, öncelikle tefekkür faaliyetinin ufkunu medeniyet tasavvuru ve inşası olarak tespit etmek ve bu ufka yönelmekle mümkündür. Parça üretimlerden kurtulup, büyük terkibe yönelecek olan kalbi ve zihni evrenler, bu evrenlerdeki idrak merkezleri (melekeleri) ve idrak süreçleri, hedefin büyüklüğü nispetinde seferber olur. Küçük meseleler, basit mevzular, günlük problemlerle meşgul olmayı itiyat haline getiren akıl bünyeleri, seferberlik başlatamaz, başlatılmış veya teklif edilmiş olan seferberliğe katılamaz, büyük terkip içindeki herhangi bir bahisle ilgili faydalı bir eser veremez. Hedefin büyüklüğü, insan iç dünyasındaki kapasiteyi artırmaz ama en azından “tam kapasite” çalışmayı mümkün kılar. Doğrusu kapasite artırma meselesinden ziyade, atıl kapasiteyi harekete geçirmek, tam kapasite çalışabilmek gibi bir mevzumuz olduğu malum. Yüz kırk iki bin akademisyenin, belki de bir o kadar üniversite dışında fikir ve ilim adamının olduğu bir ülkede (Türkiye’de), mesele kadroların kapasitesini artırmak değil, tam kapasite çalışmayı mümkün kılmaktır.
Tefekkür seferberliği için tam kapasite çalışmak muhakkak ki yalnız başına kafi değil. Büyük terkibi (medeniyet tasavvurunu) gerçekleştirmek için çok ciddi bir tasnif ve tertibe ihtiyacımız var. Mevzu haritası çıkarmak, ilimlerin tasnifi için altyapı oluşturmak, güzergahı tespit etmek gibi temel meselelerin halledilmesi, ana hedefe doğru ilerlemeyi mümkün kılacaktır. Büyük terkibe (medeniyet tasavvuruna) ulaşmak için altyapı hazırlanmadığı takdirde, birbirinden bağımsız ve daha kötüsü birbirini umursamayan çalışmalar yapılacak, böylece birbirinden uzaklaşan istikametler, birbiriyle çelişen fikirler meydana çıkacak, bütün bunlar ana mihraka bağlı fikir çeşitliliği olmaktan ziyade fikri ayrışmalara ve çatışmalara yol açacaktır.
*
Tefekkür seferberliğini başlatabilmek için bir karargaha ihtiyacımız var; Medeniyet Akademisi…
Medeniyet akademisi, tefekkürü yönetecek bir karargah değil, tefekkürün üzerinde baskı kuracak bir merkez hiç değil, tefekkür çeşitliliğini ortadan kaldıracak bir iktidar makamı asla değil. Tefekkürü değil tefekkür seferberliğini yönetecek, tefekkür alanlarını tespit edecek, mevzu haritasını çıkaracak, ilimlerin tasnifinin altyapısını oluşturacak, tüm bunları da merkezi bir hiyerarşi içinde ve tepeden aşağı doğru değil, seferberliğe katılan tüm fikir ve ilim adamlarının katkısı ile meydana gelecek müşterek tefekkür alanında gerçekleştirecektir. Bir manada seferberliğin lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak, temel meselelerde karar vermek gerektiğinde “şura” oluşturacak veya şurayı içtima edecek, temel istikametleri ana kaynaklara nispetle tayin edecek, fikir ve ilim imalatını doğru yere yerleştirecektir.
Tefekkür faaliyetini temel meselelere yönlendirmek, temel meselelerin mücerred seviyedeki terkibinden başlayarak hayatın en küçük teferruatına kadar inecek olan fikri silsileyi, buna bağlı olarak mevzu haritasını oluşturacaktır. Mücerred meseleleri, “halk anlamıyor” mazeretiyle mevzu olmaktan çıkarmamak, mücerred tefekkürü ise sırça saraya mahkum olmaktan kurtarıp, halka ve hayata iş ve tatbikat olarak inmesini mümkün kılacak tefekkür silsilesini tanzim ve tertip edecektir. Mücerred meseleler idrak edilmeden halka dönük müşahhas meselelerde yoğunlaşmak, materyalist-pozitivist anlayışa savrulmayı mukadder hale getirdiği gibi, mücerred meselelerden ibaret bir tefekkür faaliyeti de, sırça saraya mahkumiyeti mukadder hale getiriyor. Mesele, her ikisinin de anlaşılmasını mümkün kılan bir tertip sahibi olmak, her ikisine de yönelik tefekkür faaliyetinde bulunmak, her ikisini de ihtiva eden büyük terkibi gerçekleştirmektir. Bunlar birbirinin zıddı mevzular değil, aksine birbirinin mütemmimidir ve biri olmadığında diğeri tüm manasını kaybeder. Medeniyet akademisi, mücerred tefekkür faaliyeti ile müşahhas teklifleri birbirine bağlayacak, toplam bir silsile oluşturacak, birini diğerine mahkum etmeden muhtaç kılacaktır.
Tefekkür seferberliğini başlatabilmek için tefekkür mecraları ve onların döküleceği ve verime dönüşeceği bir tefekkür havzası oluşturmalıyız. Dergi yoluyla açılacak tefekkür mecrasında (veya mecralarında) akacak olan fikri, tertip ederek eser haline getirecek ve basacak, bunların harmanlanması ve mayalanmasıyla ortaya çıkacak teklifleri (özellikle müessese numunelerini) devlet ve cemiyete arz edecek, devamında inşa ve ihdasını, sevk ve idaresini, tashih ve murakabesini yapacak bir tefekkür havzası mahiyetinde medeniyet akademisine ihtiyacımız var. Tefekkür faaliyetini, uzaya taş fırlatmak veya karanlığa kurşun sıkmak cinsinden ana mihvere bağlı olmaksızın, büyük terkibi ufuk edinmeksizin gerçekleştirmek, maksada muhaliftir daha da ötesi gayesizliktir. Fikri ve ilmi faaliyetleri “kariyer planlaması” haline getiren, fikir ve ilmi dünyalık meşgalenin malzemesi kılan, makale ve eseri akademik unvanın garnitürü yapan fikir ve ilim piyasası, kendini bin derece ateşin içine atıp pişirecek kadar nefs muhasebesi yapmak zorundadır.
Ümmetin izah ve hal edilmesi gereken temel mevzuları, çözülmesi gereken acil meseleleri, karşılanması gereken mühim ihtiyaçları var. Tüm bunları ihtiva eden ama ana mihveri maveraya uzanan “büyük terkip” şarttır ve tüm faaliyetlerimizi medeniyet tasavvuru (büyük terkip) içinde ve nizami şekilde yapmak için bir taraftan tefekkür seferberliğini başlatmamız diğer taraftan medeniyet akademisini kurmamız tarihi bir mesuliyettir.
NURETTİN SARAYLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir