MEDENİYET HAMLESİNİN BAŞARISIZLIK İHTİMALİ

MEDENİYET HAMLESİNİN BAŞARISIZLIK İHTİMALİ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

Medeniyet hamlesinin başarısızlık ihtimali var mıdır? Bu sorunun cevabını aramak, hangi ihtimallerde başarısız olacağını bulmak, başarısızlık halinde etkisinin ve sonucunun ne olacağını araştırmak bana düştü. Bu vazifenin bana düşmesini talihsizlik olarak kabul ediyorum. Ne ki, tuvalet temizlemek de olsa, vazife vazifedir.
Medeniyet hamlesinin başarısızlık ihtimalini iki kategoride değerlendirmeliyiz. Birincisi, kim başlatırsa başlatsın, nerede (hangi ülkede) başlarsa başlasın, ümmetin medeniyet hamlesinin başarısız olma ihtimali değerlendirilmelidir. İkincisi ise, bizim başlattığımız (başlatmak istediğimiz) medeniyet hamlesinin başarısız olması halinde ortaya çıkacak sonuçların değerlendirilmesidir.
*

Son birkaç asırdır dünya batının tasallutu ve hakimiyeti altında yaşıyor. Batı, dünyada birkaç istisna dışında tüm ülkelerin mahremine kadar nüfuz etmiş, içeriden gizli veya açık mahfilleriyle, dışarıdan ise BM kararları ve ambargo gibi uygulamalarıyla dünyayı idare etmiştir. Bu kadar ağır işgal altındaki dünyadan, batı dışında ve batı aleyhine bir medeniyet hamlesinin başlaması sanki muhaldi. Batının son birkaç asırlık dünya hakimiyeti bitmeye başladı. Batı kendi içinde hızlı bir çöküş sürecine girdi, bundan sonra da dünya ile ilgilenmekten ziyade kendi iç meseleleriyle ilgilenmek zorunda kalacaktır. Kısacası birkaç asırda bir gelen büyük bir fırsatla karşı karşıyayız.
Batı, yirminci asrın başlarında dünyanın haritalarını çizmişti, haritaları çizerken “yüzyıllık anlaşmalar” yapmıştı. Yüzyıllık anlaşmalarla zapt altında tutulan ülkeler, batı ekseninden çıkamamakta, çıkmaya çalışanlar ise o anlaşmalar gereği oluşan geniş bir koalisyonun saldırısına maruz kalmaktadır. Artık yüzyıllık anlaşmaların da sonuna geliniyor. Bir taraftan batı çatır çatır çöküyor, bir taraftan yüzyıllık anlaşmaların bitmesiyle milletlerarası hukuk korumasını kaybediyor. Tam zamanı, medeniyet hamlesini başlatmanın, hızlı şekilde yol almanın, dünyaya iktisadi refahtan ibaret olmayan bir “numune” sunmanın vakti geldi.
Ümmet için medeniyet hamlesini başlatmanın bundan daha uygun zamanı olamazdı. Batının dünya hakimiyetinin bittiği, kendi içine çöken batının dünyaya ihraç edeceği kültürel bir kodifikasyonunun kalmadığı, yüzyıllık anlaşmaların sonuna gelindiği bugün, medeniyet hamlesi başlatılmalı ve başarılmalıdır. Eğer medeniyet hamlesi başlatılamaz veya başarılı olamazsa, bizden bağımsız olarak batı çökecektir ama onun yerini Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya’nın alması mukadder gibi görünüyor. Bugün için ABD düşmanlığı tortulaşmış bir reaksiyon haline gelmişse de, ümmet için ABD ile Çin arasında bir fark yoktur ve biz dirilişimizi gerçekleştiremediğimiz takdirde batının yerini doğunun alması birkaç yüzyıl daha kaybetmemiz anlamına gelir. Birkaç yüzyıl daha kaybetmek… Bu tahammül edilebilir, göze alınabilir bir tehlike ve ihtimal değil.
İçinde bulunduğumuz fırsat, İran’ın yapmaya çalıştığı gibi iktisadi ve askeri anlamda güçlü olmakla geçiştirilecek cinsten değil. Medeniyet hamlesini başlatmak, dünyaya yeni bir fikriyat sunmak, insanlığın bize fikrimizden dolayı meyletmesini sağlamak gerekiyor. En büyük savunma kalkanı, fikir ve kültürdür. Dünyaya yayılacak olan medeniyet hamlesi ve onun insan ve hayat telakkisi, en azılı düşmanımız olan ülkelerin mahremlerine, aydınları ve halklarına kadar nüfuz etmelidir.
Ümmet bu fırsatı kaçırırsa, korkarız ki birkaç asır daha zillete mahkum olacaktır. Bu fırsatı kaçıramayız, bu fırsatı küçük hamleler için kullanamayız. Bu fırsat, “büyük hamle” için Cenab-ı Allah Azze ve Celle’nin Müslümanlara bir ihsanıdır, şimdi mesele bu ihsana layık olduğumuzu göstermektir.
*
İkinci ihtimal, bizim başlattığımız hamlenin başarısız olması halinde sonuçlarının ne olacağı sorusudur. Bu ihtimaldeki en kötü senaryo, medeniyet hamlesinin boş bir hayal olduğuna dair bir kanaatin münevver camiada ve halkta oluşmasıdır. Böyle bir sonucun zuhur etmesi, böyle bir teşebbüsün bir daha başlatılamayacağı veya başlatılması için çok zaman geçeceği manasına gelir ki, bizim için çok ağır bir sorumluluktur. Böyle bir kanaatin oluşmaması durumunda başarısızlık çok önemli değildir zira bizden sonra veya bizimle hemzaman olarak başkaları da medeniyet hamlesini başlatabilir. Bu durumda medeniyet hamlesini ilk başlatanlar olarak kayda geçeriz ki, bizim için yeterli bir şereftir.
Başlattığımız medeniyet hamlesinin başarısız olmaması, başarısız olursa tekrar başlatılması için gerekli tedbirleri alıyoruz. Bizimle hemzaman olarak veya bizden sonra medeniyet hamlesinin başlatılabilmesi için, yaptığımız çalışmaları külliyat haline getiriyor, basıyor ve literatüre geçiriyoruz. Literatür, eserlerin muhafazası için müellifinden daha muhkem bir havzadır. Her ne kadar medeniyet tasavvuru içinde ümmetin kadim müktesebatı ile birlikte asri müktesebatını da “tedvin” etmek ve kendi ıstılah haritamızı hazırlamak varsa da, külliyatı şimdilik mevcut literatüre havale ediyoruz.
Fikirteknesi külliyatı ile birlikte, dergimizin de külliyatı oluşacak. Her sayıda hazırladığımız “dosya konumuz”, gelen yazıların sayısına uygun olarak bir kısmı dergide, bir kısmı da dergiyle birlikte kitap olarak basılacak. Kitapların ikinci baskısı, dergide yayınlanacak yazıları da ihtiva edecek ve böylece dergi külliyatı kitap olarak literatürdeki yerini alacak. Bizim dışımızda veya bizden sonra medeniyet hamlesini başlatacaklar için, yaptığımız çalışmalara külliyat olarak ve tabii ki derli toplu şekilde ulaşma imkanı hazırlıyoruz.
Medeniyet hamlesi gibi büyük vazifeyi hiç kimse bizimle yürütmek zorunda değil. Böyle bir talepte bulunmak, nefsten kaynaklanan bir fikir hasisliği olur. Buna mukabil, herkes yaptığı işi belli bir çerçeveye almalı ve ümmetin istifadesine sunmalıdır. Bu mesuliyet gereği, yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmaları nizami bir külliyat halinde piyasaya sunmak, benzer çalışmalar yapanlara açık tutmak, talep etmeleri halinde yardımcı olmak niyet ve çabasındayız.
*
Medeniyet hamlesi mutlaka başlatılmalıdır. Bizim tarafımızdan veya başkaları tarafından… Ümmetin sahih mecrası olan Ehl-i Sünnet mensupları tarafından başlatılması halinde hiçbir kıskançlık ve hasislik göstermeden katkıda bulunacak, yardım edecek bir noktada duruyoruz. Yeter ki istismar olmasın, yeter ki ucuzluk olmasın, yeter ki bu mesele “dünyalık” nevale haline getirilmesin…
MUSTAFA KARAŞAHİN
mustafakarasahin1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir