MEDRESE, VAROLUŞUN ÇEVRE EMNİYETİNİ SAĞLAR

MEDRESE, VAROLUŞUN ÇEVRE EMNİYETİNİ SAĞLAR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Medrese İslam’ın bilgi evrenini inşa eder, merkezini ve sınırlarını tayin eder, sınırlarına bilgi gümrükleri ve karantina merkezleri inşa kurar. Müslümanlar bu bilgi evreni (vatanı) içinde kalmalıdır, merkezini kaydırmamalı ve sınırlarını ihlal etmemelidir.
Medrese, bilgi evreninin genişlik buudunu inşa eder ve bir saha oluşturur. Tekke ise bilgi evreninin genişlik buuduyla oluşturduğu sahayı dışarıya çıkmadan, sınırları aşmadan derinleşmeye başlar. Mesele budur, yani sondajın nereden vurulacağını gösteren medrese, sondajı vuran ise tekkedir.
Şeriat, bilgi evrenimizi inşa eder, bu sebeple Şeriat’ı temsil eden medresedir. Fakat bilgi evrenimizin bir de derinlik buudu vardır ki onu medrese taşıyamaz. Bilgi evrenini iki buudlu (sadece genişliğine) kabul etmek, sığ bir bakış ve anlayıştır. Bilgi evreninin derinlik buudu olmadığında, idrak faaliyeti imkansızlaşmakta ve ezberlerin tatbikatından ibaret kalmaktadır. Bu durum ise orta zekaların işidir.
*

Medrese, derinlik buudunu murakabe edemez, zira idrak edemez. Medrese, umumi çerçeveyi tayin eder ve o çerçevenin dışından sondaj vurulmasına mani olur. Tasavvuf, o çerçeve içinde sondajını vurur ve tevhid güzergahını açar.
Tevhid güzergahı çok girifttir, giriftliği nispetinde çetin ve zordur. Bu sebeple sondajla elde edilen hikmetlerin kelama dökülmesi, medresenin idrak hacmini ve özellikle derinliğini aşar. Bu sebeple kadimde tekke ile medrese arasında yer yer münakaşalar olmuştur. Medrese, tekkenin sondajına itiraz etmemiş, sondajdan elde edilen verimlere itiraz etmiştir. Usule itiraz ile neticeye itiraz aynı şey değildir.
Tekkenin bazı keşiflerine medresenin itirazı, muhteva cihetiyle değil, keşfedilen manaları halkın idrakten aciz olması ve yanlış anlama ihtimalinin yüksekliğidir. Tasavvuftaki derinlik, medresenin bile anlamayacağı bir irtifaa işaret ettiğine göre, halkın yanlış anlaması mukadderdir. Bu durumda medrese, varoluş sürecinin çevre emniyetini sağlama vazifesini deruhte etmiştir.
*
Bir şeyin “ne olduğu” kadar, “nasıl anlaşılacağı” de mühimdir. Bidat ve irtidad hareketlerinin bir kısmı, doğru noktadan başlayıp, yanlış anlamalarla yol bulmuştur. Tasavvuftaki derinlik, ehli dışındaki herkes tarafından yanlış anlamalara sebep olabilir. Bu sebeple tasavvuf ehli, irtifaa kesbettikçe sükuta gömülmüştür. İfşa edenlerin beyan ve hallerinden yanlış anlamaların meydana gelmemesi için medrese, bazı beyanlara (keşiflere) itiraz etmese de, ifşasına mani olmuştur.
*
Varoluş güzergahının çevre emniyeti mühimdir. Bugün çevre emniyeti sağlanamadığı için tasavvuf yoğun şekilde yanlış anlaşılmakta ve inkar edilmektedir. İdrak zafiyetinin tek ilacı edeptir, edep dışında bir çaresi de yoktur.
MUSTAFA KARAŞAHİN mustafakarasahin1@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir