MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ SÜREÇLERİ TAKİP EDER

MEDRESE, ZİHNİ-AKLİ SÜREÇLERİ TAKİP EDER

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

İslam tedrisat telakkisi, İslam dışı her din ve dünya görüşündeki zihni-akli süreçleri ihtiva ettiği gibi, onlardan fazla olarak kalbi-ruhi süreçleri de ihtiva eder. Bu sebeple İslami tedrisat, dünyada eşi ve benzeri olmayan bir talim ve terbiye anlayışına sahiptir. Kalbi-ruhi süreçler, insan telakkisiyle alakalıdır ve İslam’ın insan telakkisi dışında hiçbir din ve dünya görüşünde mevcut değildir, ruha inanan muharref semavi dinlerde de durum böyledir ruhçu felsefi cereyanlarda da böyledir. İslam; varlık, insan ve hayat temel bahislerinde kamil bir ilim ve anlayış teklif etmiştir. İnsan telakkisinde hata yapan ve eksiklik ihtiva eden her din ve dünya görüşü, hem bilgi telakkisinde hem de tedrisat telakkisinde sıhhatli ve kamil bir anlayış çerçevesi oluşturamaz.

Müslümanlar unutmamalıdır ki, İslam’ın ilim ve insan telakkisinin ufkuna sahip yeryüzünde bir bilgi evreni yoktur. İnsan ve ilim telakkisindeki bu münhasır mülkiyet, aynı zamanda bu ikisinin mütekabil terkibinden oluşan tedrisat telakkisini de rakipsiz bırakır. Bu sebeple İslam tedrisat telakkisi, terkip unsurları olan insan ve ilim telakkisindeki gibi İslam’a münhasırdır. İslam’a münhasır olması, aynı zamanda Müslümana münhasır olması manasına gelir. Netice olarak Müslümanlar; münhasır mahiyeti olan insan, ilim ve tedrisat telakkisine sahiptir. Bu temel telakkiler, sadece akıl ve zeka yoluyla idrak edilemeyeceği gibi tatbikatta kopyalanma imkanına da sahip değildir. İdraki mümkün olmayanın kopyalanmasında bir fayda ummak, ahmaklık alametidir.
İslam, Kitap ve Sünnet olmak üzere “Mutlak İlim”dir. Mutlak ilim, aynı zamanda Allah Azze ve Celle’nin sonsuz ilmine aittir ve aynı zamanda onun kapısıdır. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye, metinlerindeki harf ve kelimeden ibaret mana hacminin çok ötesinde bir muhteva yekununa sahiptir. Mutlak İlim olması cihetiyle; varlık, insan, hayat temel bahislerine dair izahları, hem mutlak doğrudur hem de tüm varlığı muhittir. Bu sebeple İslam’ın anlaşılması, “her şeyin” bihakkın anlaşılması demektir.
İslam’ın anlaşılması… Mesele budur ve tedrisat telakkimizin nihai maksadı da bundan ibarettir. İslam’ın anlaşılması ise münhasıran Müslümana tahsis edilmiş bir ihsandır. Çünkü Mutlak İlmin anahtarı, imandır. İman etmeyen İslam’ı idrak edemez. İslam’ı entelektüel meşgale haline getirenler, İslam’ı anlamaktan mahrum nasipsizlerdir ve bunlar ancak İslam’ın istismarını yaparlar. Oryantalistlerin İslam’ı “öğrenme” imkanları vardır ama asla idrak istidat ve imkanları yoktur. Bunlar gibi yerli oryantalistler de İslam’ı idrak edemezler.
*
İman, idrake mukaddemdir. İdrakin kaynağı ruhtur, ruh iman etmediğinde, iman etmediği meselenin idrakine manidir. Ruh iman etmediğinde, geriye kalan zihin ve kuru akıldır. Kuru akıl ve zihni evren, idrakin değil ezber ve öğrenmenin altyapısıdır. Zihin ve akıldan aşağıya (kalbe ve ruha) inmeyen ilmin idraki muhaldir. Bu sebepledir ki İslam, kendini, kendine iman etmeyen hiç kimseye açmaz.
Hakikat dünyada misafirdir, hakikatin vatan-ı aslisi ahirettir, ahirette de cennettir. Nasıl ki cennet kapısının anahtarı imandır, aynı onun gibi ilmin idrakinin anahtarı da imandır. İman etmeyen, hakikat ilmini tahsil ve idrak edemez. Zira iman etmeyen, bu dünyadayken cennetin (hakikat yurdunun) kapısını kendine kapatmıştır.
*
Medresedeki tedrisatın ana sütunu, iman talimidir. Medrese, öncelikle Müslümanın iç aleminde muhkem ve sıhhatli bir iman inşa eder. İman, kalb ile zihin, ruh ile akıl arasındaki koridordur, bu koridor açılmadığı takdirde zihin ile kalb, akıl ile ruh birbirinden uzaklaşır ve bağımsızlaşır. Bunların birbirinden bağımsızlaşması, münkir insanın iç alemini tesis eder. Bu sebeple kafirler İslam’ı anlamaz, zira zihni evren ile kalbi evren, akıl ile ruh arasındaki koridor kapalıdır, aslında bu koridor hiç açılmamıştır.
İman talimi, bilgi tedrisatından ibaret değildir, aslı itibariyle ruhi tedrisattır. Bilgi ciheti olduğu doğrudur ama iman eden merkez ruh olduğu, ruh da esasen manayı aradığı için, ruhi tedrisat ciheti ağır basar. Ruhi tedrisat olmadan sıhhatli ve muhkem bir iman mümkün değildir, sıhhatli ve muhkem bir iman olmadan, ruhun ve imanın insan iç alemine hakim olması, onun üzerinde tasarrufta bulunması muhaldir. Oysa Müslümanın zihni evreni ve akıl bünyesi, hakikat ilmiyle inşa edilmiştir. Ruh ve iman kaim değilse, nefs ve inkar (en azından ihmal) kaim ve hakimdir ki, insanın zihni ile kalbinin, aklı ile ruhunun vuslatı vaki olmaz.
*
Medreselerdeki tedrisat imanı ikame ettiğinde, onun idrak melekesi olan akl-ı selimin inşaı mümkün hale gelir. Medresenin asli vazifesi, Müslüman şahsiyetin iç aleminde iman ve akl-ı selim inşasıdır. Geri kalanı bu ikisinin faaliyet ve tezahürlerinden ibarettir.
İman, ruhu insanda kaim kılar, inkar nefsi… İman akl-ı selimin kaynağıdır fakat akl-ı selimin ayrıca inşa edilmesi gerekir. Akl-ı selim, imansız muhaldir ama tedrisatsız da inşa edilemez. Bu ikisi olmadığında insan Müslüman olmaz. İman olduğunda insan mümin olur, akl-ı selim inşa edildiğinde ise Müslüman… Bu sebeple akl-ı selimin inşa süreci, aynı zamanda müslümanlaşma sürecidir. Çünkü akl-ı selim, iman ile teslim olunan muhteva yekununu idrak, izah ve tatbik edecek merkezdir.
Medrese, zihni evreni kalbi evrene, aklı imana bağlar. Bunlar yapıldığında ruh, insan iç aleminin merkezine ikame edilmiştir.
İmanın bir kutbundaki tezahürü ahlak, bir kutbundaki tezahürü ise akl-ı selimdir. Ahlak, hem muhteva yekununu gösterir hem de sınırları tayin eder. Akl-ı selim ise muhteva yekununu idrak ve tatbik edecek merkezdir.
*
Medrese, deruni meseleleri tekkeden ödünç alır ve insanı tekkeye hazırlar. Bu sebeple medrese tedrisatının nihayeti, tekke tedrisatının bidayetidir. Medrese tedrisatının asli vazifesi, insanın iç alemini, tekke tedrisatını mümkün kılacak altyapıya kavuşturmaktır. Ne var ki medrese, bu vazifesini tekkeden tamamen müstakil (bağımsız) şekilde yapamaz. Yapamaz, zira ruhiyat ilmi medresenin altından kalkabileceği bir sıklet değildir.
HAMZA KAHRAMAN hamzakahramanlar@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir