MEDRESEDEKİ TEDRİSAT

MEDRESEDEKİ TEDRİSAT

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Medrese, ilmin ana rahmidir. İlim orada keşfedilir, orada telif edilir, orada terkip edilir, tedrisatı orada yapılır. Tedrisat, medresenin vazifelerinden sadece birisidir, medrese tedrisattan ibaret hale geldiği günden itibaren gerilemeye, çürümeye ve çökmeye başlamıştır.
Medresenin birinci vazifesi, ilmi keşif, telif ve tertip etmektir. Zaten medresedeki esas tedrisat, mevcut ilmi müktesebatın talebeye ezberletilmesi ve öğretilmesi değildir. Medreselerde mesleki tedrisat olması da mümkündür ve bunlar ayrıdır. Esas ilimlerle ilgili tedrisat, ilmin keşif, telif ve tertip süreçlerinin talebe tarafından idrak edilmesini mümkün kılmak içindir. Bunu mümkün kılan tedrisat ise, ilmin keşif, telif ve tertip sürecini müderris ile talebenin birlikte gerçekleştirmesidir. Çünkü ilim tariflerinin en özlü ve hakikate en yakın olanı, “İdrak”tir. Kısaca ilim, idraktir. Öyleyse medreselerdeki ilmi tedrisat; idrak süreçlerini, talebenin kalbi ve zihni evreninde, ilmi usuller çerçevesinde idare edebilmesinin ruhi ve akli altyapısını inşa etmektir. İdrak süreçlerine vakıf olamayan, idrak süreçlerini sevk ve idare edemeyen, bunun tabii neticesi olarak idrak ve tefekkür faaliyetini gerçekleştiremeyen talebe, ilmi tedrisata tabi tutulmuş olmaz.

Medrese dışı tedrisatta, talibin, ilmi tatbik edecek kadar öğrenmesi kafidir, idrak etmesi şart değildir. Fakat medresedeki tedrisat, önce idrak istidadı olanların seçilmesi, sonra da onlara idrak mahareti kazandırılmasıyla devam eder. Bu sebeple medreselerdeki imtihan, bilgiden ziyade idrak istidatlarından ve idrak maharetinden yapılır. Veya şöyle ifade edilebilir; bilgiden yapılacak imtihan neticeye yüzde otuz katkı sağlıyorsa, idrak maharetinden yapılacak imtihan yüzde yetmiş katkı sağlar.
*
Medresedeki tedrisat, ister saf ilim tedrisatı olsun, ister meslek tedrisatı olsun ehliyet, liyakat ve kifayet şartını takip eder. Bu şartları yerine getirmeyene, ilmi meselelerde konuşma ve tatbikat yapma izni verilmez, yani mezun edilmez. Medreselerin halka açık olan kısımları olabilir, herkesin istediği ilmi tahsil etmesi mümkün olabilir ama bunlar, nizami tedrisata dahil edilmediği gibi mezuniyet evrakı tertip ve teslim edilmez.
Medreselerde mezuniyet (icazet) müderris tarafından verilir. Her müderris, talebelerine, kendisi tarafından tedrisatı yapılan ilmin veya ilimlerin icazetini verir. Müderris-talebe silsilesi hayati ehemmiyettedir, icazetle resmiyet ve hayatiyet kazanır. İcazet, sadece talebe için değil, aynı zamanda müderris için de ehemmiyet taşır ve bağlayıcıdır. Talebenin kusurundan, illiyet silsilesi kurulabildiği takdirde müderris de mesuldür. Ehliyet, liyakat ve kifayet şartlarına malik olunmadan alınan bir icazet, hem talebe hem de müderris için müeyyide sebebidir, her ikisini de mevkiinden eder.
İlim, medreseyle değil, müderrisle kaimdir, medrese ilmin, keşif, telif, tedris ve muhafazasını temin eden müessesedir. İlim talebeye, medresede geçmez, müderristen intikal eder, medrese ilmin müderristen talebeye intikalini sağlayan imkan altyapısıdır. Bu nokta unutulduğu içindir ki diplomalar (icazetnameler değil) okul tarafından verilmeye başlanmıştır. Dikkat çekici olan nokta ise, diplomanın hak etmeyen kişiye verilmesinden dolayı hiçbir müeyyidesinin olmamasıdır.
AHMET MUHTAR TURAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir