MEDYADAKİ İSLAM-E-KİTAP-İBRAHİM SANCAK

TAKDİM
Türk medyasında İslam, Cumhuriyet döneminde ana meselelerden biridir. Müslümanların medyada zayıf oldukları son yirmi yıla kadar İslam, karikatürize edilerek “konu” edinilmiş, yobazlık, irtica, gericilik vesaire yaftalarla kendisine karşı savaş açılmıştır. Artık o dönem eskide kaldığı için sıcak gündemimizde değil. Muhakkak ki, ülkenin, medyanın ve İslam’ın nerelerden nerelere geldiğini göstermesi bakımından ciddi araştırmalara konu edinilebilir, edilmelidir de. Bizim naçizane çalışmamız, yakın dönemdeki fikirlere inhisar etmektedir.
Sistematik bir çalışma olmadığını belirtmeliyiz. Yazarların köşe yazılarını takip eden, bazen tenkit, bazen teyit, bazen teklif getiren bir üslup ile yazılan yazılardan mürekkep. Köşe yazılarının yazılarından ibaret olmadığını ve ayrıca teorik yazıların da olduğunu hatırlatalım.
Yazılar sadece saf İslam ile ilgili olmayıp, ülkedeki Müslümanların halleri, gidişleri, tenkitleri de mevcut. Özellikle “öteki cenahtan” yazılan İslam ve Müslümanlarla ilgili yazıların tenkidi, pratiğin takibini de ihtiva ediyor. Hala eski dönemin “kafasıyla” İslam’a ve Müslümanlara bakan Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve benzeri gazetelerdeki köşe yazarlarının bazen hezeyanları, bazen yanlışları, bazen propaganda ve dezenformasyonlarını tenkit eden bir çizgi de mevcut. Özellikle bu taifenin “anlayış” ve “ufuk” hallerine dair teşhis, tespit ve tenkitler ihtiva ediyor.
İşin özü, İslam’ı dünya görüşü çapında anlamak, anlatmak ve tatbikat imkanları oluşturmak istikametinde seyreden bir anlayış çerçevesi oluşturmaktır. Çabamız ve gayretimiz bu, dolayısıyla teşhis, tespit, tenkit ve tekliflerimiz de bu maksada matuf. Bu meyanda, Müslüman fikir ve ilim adamları ile ilgili bazen sert bazen munis bir üslup kullandık. Yazılardan görüleceği üzere, sert üslup kullandığımız hususlar, İslam’ın özü ile ilgilidir. İslam’ın özüne dokunan, özünü tahrif eden, reform olarak anlaşılması mümkün olan konularda, “hakikatin hatırı, herkesin hatırından üstündür” şiarı mucibince sert tenkitlerimiz olmuştur. Sert tenkitlerde biz yanlış yapmışsak, öncelikle Allah’a istiğfar eder, muhataplarımızdan da helallik isteriz. Herhangi bir sebeple “hakikat kaygısından” uzak düşmeyi arzu düşmeyi istemeyiz. Yanlış yapmak mümkün ve affı kabil ama “hakikat kaygısındaki” zafiyet, affedilebilir cinsten değil.

MEDYADAKİ İSLAM İNDİRMEDYADAKİ İSLAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir