MEKAN

MEKÂN
Kainat (kozmos) ile ilgili “gerçeklik” , zaman ve mekândan başka bir şey değildir. Bu sebeple zaman ve meknı aşmamış bir anlayış için, toplam varlık çeşidi üçtür; zaman ve mekân ve ruh… Ruh zamanüstü bir varlıktır ama bedene taalluk ettiğinden itibaren zaman içindedir, ne var ki zaman içinde olması, zamani varlık olduğu manasına gelmez. Zaman, mekan ve ruh dışında görülen tüm varlık çeşitleri, bu üçünün müştaklarıdır. (En doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir)
Kainattaki maddenin çok azının görünebilir, bilinebilir, anlaşılabilir özellikler taşıması ve büyük kısmının ise “karanlık madde” gibi isimlendirmelerle ifade edildiği, görünmediği ve anlaşılamadığı malum. Fizik biliminin matematiğin yardımıyla ulaştığı bu netice, hem ontoloji inşasında hem de mekanın anlaşılmasında ciddi bir zafiyet, ciddi bir “eksik malzeme” oluşturuyor.
Büyüklerin (makrokozmosta) dünyasında “karanlık madde” denilen ve açıklanamayan, küçüklerin (mikrokozmosta) dünyasında kuant alanları olarak isimlendirilen ve açıklanamayan konu; mekanın anlaşılmasını zorlaştırıyor.
Karanlık maddenin (veya uzaydaki boşluğun), ses ve ışığı nakletmesi onun madde ile herhangi bir şekilde ilgili olduğunu gösterir. Fakat buradan hareketle “madde” olduğunu söylemek, delil yetersizliği ile maluldür. Mesela maddenin kaynağı olması, maddeye vücut veren öz olması, maddenin varoluşunu mümkün kılan malzeme olması mümkündür. Fizik biliminin bu gün ulaştığı neticelere bakılırsa, maddenin kaynağı madde değil, madde ötesi (metafizik) bir alan, alem, varlıktır. Karanlık madde anlaşılamadığı için onun hakkında söylenecek her söz, spekülatif olur. Atom altı parçacıklardaki arayışın, maddeye kütle kazandıran bozonun (Higgs bozonu deneyini hatırlayın) peşine takılmış olması, fizik biliminin, maddi evren ile metafizik evren arasındaki “geçidi” aradığını gösteriyor. Fizik bilimi, içinde aktığı pozitif bilim mecrası gereği metafizik evreni veya metafizik varlığı reddettiği için, ikisi arasındaki geçidi aradığını söylemesini beklemiyoruz. Lakin maddeye kütle kazandıran bozon arayışı, maddenin oluşumundan hemen önceki anı aradığı görülüyor. İşte geçit dediğimiz nokta orası…
Fizik biliminin iki evren arasındaki geçidi bulup bulamayacağı, bu geçide ihtiyaç duyup duymayacağı bir tarafa, o geçit bulunursa, mekana yaklaşılmış olur. Mekanın aranacağı nokta, maddenin (daha geniş manada varlığın), oluşumunun hemen öncesidir. Varlığın varoluş sürecinin başı, mekanın saf halde aranacağı yerdir, oraya varıldığında sadece mekan değil zaman da anlaşılmış olacaktır.
Karanlık madde, büyük ihtimalle mekan değildir ama mekana da çok yakın bir varlık çeşididir. İsimlendirmedeki “madde” kelimesi isabetsizdir, o, madde değil, başka bir varlıktır. Mekanın sadece maddeye ana rahmi olduğu düşüncesi, maddeden başka bir varlık çeşidine kör bakan pozitif bilim mecrasının at gözlüğüdür.
Uzayda boşluk olmadığı, olamayacağı yeni anlaşılmış, boşluk olarak görülen bölgenin de karanlık madde ile dolu olduğu kabul edilmiştir. Uzaydaki boşluk, madde boşluğudur, madde boşluğunu “boşluk” olarak kabul etmek, fizik biliminin uzun süre patinaj yapmasına sebep olmuştur. Boşluğun “yokluk” olarak anlaşıldığı zamanlar oldu, yoklukta hiçbir şeyin varolamayacağı, varlığını devam ettiremeyeceği idrak edilemedi. Buradaki zafiyet fizik biliminde olduğu kadar da felsefedeydi. Uzaya çıkmadan önce fizik biliminin boşluk üzerinde araştırma yapamayacağını kabul etmek gerekir ama felsefenin (batıda) bunu anlaması gerekirdi.
Bütün bunlara mukabil İslam İrfan Müktesebatı bin yıldan fazla bir zamandır, boşluk olmadığını biliyordu, yokluk anlamına gelen bir boşluğun ise asla olamayacağını biliyordu. Mekan fikri zaten İslam İrfan Müktesebatında vardı ve derinliğine tetkik edilmişti. Batıda mekan fikrinden ziyade “uzay” fikri vardı ve uzay ise asla mekan mefhumunun mana yekununa denk gelmiyordu.
*
Mekân, bir satıh değildir. Satıhtan ibaret bir mekan anlayışı, meselenin dibacesini (önsözünü) bile oluşturmaz. Mekân, varlığın, varoluşunun şeklini, suretini, kütlesini temin eden özdür, kemiyetini mümkün kılan cevherdir.
Zaman, varlığın, varoluşunun keyfiyetini temin eden özdür. Varlığın varoluş biçimini mekânda bulan ve mekânın varolma imkânını sunmasıyla varoluşu gerçekleştiren bir nevi enerjidir. Aslında ise zaman enerji değildir ama enerji tezahürü ve ameli de vardır ve biz onun bu özelliğini daha fazla fark etme imkânına sahip olduğumuz için bu cihetiyle anlamaya meylederiz.
Mikrokozmostaki kuant alanları ile uzay boşluğu birbirine benzer.
Boşluk (madde boşluğu) mekânın saf hali değildir. Çünkü uzay boşluğunda zaman ile mekân teğet haldedir ve mekân zamandan asgari seviyede de olsa etkilenmiş haldedir. Bu sebeple mekânın uzay boşluğundaki hali maddi tepki vermemesine rağmen maddenin tepki vermesine imkân tanır. Kozmolojideki en büyükler ile en küçüklerin varoluşu farklı kurallara tabi değildir ve makrokozmostaki kanunlar mikrokozmosta da caridir. Fakat makrokozmostaki müşahede edilebilirlik (gözlemlenebilirlik) ile mikrokozmostaki gözlemlenemezlik her iki alanın birbirinden farklı olduğu zannını besleyebilir. Diğer taraftan, makrokozmostaki kaideler, mikrokozmosa indiğinde, mahallin küçüklüğünden dolayı değişikliğe uğruyormuş gibi görünür. Buna aldanmamak gerekir. Makrokozmostaki varoluş ile mikrokozmostaki varoluşu mekânda, varoluş sürecini ise zamanda aramak şartı göz ardı edilmemelidir.
Boşlukta, mekân ile zaman teğettir ama mutlaka temas halindedir. Fakat bir birine sirayet etmiş (geçişmiş) halde değildir. Varlıkta ise zaman ile mekân bir biriyle yoğun temas halindedir ve birbirine nüfuz etmiştir. Saf mekânda varlık (madde ve enerji) meydana gelmez. Mekânın kendiliğinden yoğunlaşma imkânı yoktur. Mekânı yoğunlaştıran müdahale ya da maya, zamandır. Saf mekân, kâinatın dışında bulunmaktadır. Kâinatın içinde saf mekânın bulunabileceği bir yer yoktur. Kâinatın içinde mekâna saf haliyle ulaşmak kabil değilse de en fazla yaklaşılan noktalar, mikrokozmostur.

Sohbete katılın

2 yorum

  1. Kainat (kozmos) ile ilgili “gerçeklik” , zaman ve mekândan başka bir şey değildir. Bu sebeple zaman ve meknı aşmamış bir anlayış için, toplam varlık çeşidi üçtür; zaman ve mekân ve ruh… Ruh zamanüstü bir varlıktır ama bedene taalluk ettiğinden itibaren zaman içindedir, ne var ki zaman içinde olması, zamani varlık olduğu manasına gelmez. Zaman, mekan ve ruh dışında görülen tüm varlık çeşitleri, bu üçünün müştaklarıdır. (En doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir)”

    Bu söylenilenlerin dayanağı nedir? Bilim değil; hadis mi? ayet mi? Tamam güzel ama.. ikna edici dayanağı nedir?

  2. İslam’ın ondört asırlık müktesebatı çok hacimli, derin ve zengindir. Kadim müktesebatımızda meseleye dair ciddi kayıtlar var. Buradan mesajlaşarak meseleyi vuzuha kavuşturmak zor. Tevafuk ettiniz bilgisayarın başındayım, biraz sonra kalkacağım, nasıl izah edeyim

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir