MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

Muhalefetin aday stratejisi belli, “çatı aday” formülü ile seçimi kazanacağını düşündükleri bir yola başvurdular. Bu stratejinin altındaki psikolojik durum ise, Akparti ve Erdoğan’ın yenilmezliği ile ilgili “fikri sabit” haline gelen acizlik… Çatı aday formülü bir tercih değil, acizlikle malul hale gelen psikolojik süreçlerinin zaruri neticesidir.

Çatı adayın tercih edilmesi ile mecbur kalınması arasında psikolojik süreçler bakımından ciddi farklar var. Mecbur kalmış olmaları (ki vakıa böyle) artık siyaset üretmediklerini (hiç üretmediler ama darbe gibi ümit bağladıkları yollar vardı), sadece Erdoğan’a bakarak savrulduklarını, onun tavrına ve hareketine göre mevzilendiklerini gösteriyor. Yani üretemiyorlar, müthiş bir kabızlık hali var.

Çatı aday, yani müşterek aday, Erdoğan’a karşı diğer tüm partileri, siyasi düşünceleri ve siyasallaşmamış halk kesimlerini toplamak düşüncesine dayanıyor. Çatı adaya mahkum olmaları gerçeği bir tarafa, bugün için başka bir alternatifleri de yoktu zaten. Muhalefetin kendini çatı adaya mahkum etmesi bugünün problemi değil, on iki yıldan beri siyaset üretememenin tabii ve zaruri neticesiydi. On iki yıldır (aslında doksan yıldır) düşünce ve siyaset üretmemiş, üretememiş muhalefetin, bugün, bir anda dahiyane fikirler üretmesini beklemek komik kaçar.

Çatı aday yoluyla muhalefetin tümünü toplama çabasına girmeleri, buna uygun olduklarını düşündükleri bir aday tespit etmeleri, bu adayın da muhafazakar bir kimliğe sahip olması, kağıt üzerinde makul görünüyor. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun muhafazakar kimliği ile Akparti tabanından da oy alacağını hesaplamış olmaları, kurmaya çalıştıkları siyasi denklemin tüm unsurlarının mevcut olduğunu gösteriyor. Yine kağıt üzerinde…

Ne var ki siyasetin matematiği farklıdır. Siyasette iki artı iki dört etmek zorunda değil, üç de edebilir, beş de edebilir. Denklemi kağıt üzerinde kurmak, normal matematiğe (iki ile iki topladığında dört eden matematiğe) bağlı hesap yapmaktır. Matematik ilminin hiçbir hesabı, içtimai sahada tutmamıştır, tutması da içtimaiyatın tabiatına muhaliftir.

Ekmeleddin İhsanoğlu, 10 Ağustosta, kendisine destek veren partilerin bir önceki seçimlerde aldığı oyun toplamını alamadığında, siyasi matematiğin, matematikten farklı olduğu bir kez daha anlaşılmış olmayacak, aynı zamanda CHP ve MHP yönetiminin ayağının altındaki zemin kayacaktır. Aday belirleme sürecinde tartışılan tek aday yerine çok adayla seçime girme meselesi, aday belirleme süreci bittiği için bugün tartışma gündeminden çıkmış gibi görünüyor ama esas o zaman tartışma gündemine gelecek ve çok sert tartışmalar yaşanacaktır.

Özellikle İşçi Partisi’nin, bazı CHP milletvekillerinin de desteğini alarak gündeme getirdiği çoklu aday ve Atatürkçü aday meselesi, CHP yönetiminin kuyusunu kazmaya başlayacaktır. İşçi Partisi’nin, birden çok aday olduğunda tüm seçmenlerin sandığa gideceği, katılımın artmasından dolayı Erdoğan’ın birinci turda seçilmesinin zorlaşacağı hatta imkansızlaşacağı iddiası, CHP’nin içinde ve dışında şiddetli tartışmaların merkezi haline gelecektir.

Seçime katılımın mahalli seçimlerdeki katılımın altında kalması halinde İşçi Partisi’nin iddiası doğrulanacak, Erdoğan birinci turda seçildiği takdirde ise güçlenecektir. Bu ihtimal ağır basıyor olmalı ki Kılıçdaroğlu otoriterleşmeye, “tıpış tıpış sandığa gidecek ve İhsanoğlu’na oy vereceksiniz” türünden tavırlar sergilemeye başladı.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen parti sayısı yediye ulaştı. Bunların beş adedi bir tarafa da, CHP ve MHP’nin toplam oylarının altında bir oy alması ve Erdoğan’ın birinci turda seçilmesi, muhalefetin çatı aday stratejisinin doğru olmadığını gösterecek. Kamuoyu araştırmalarına bakılırsa İhsanoğlu CHP ve MHP oylarının toplamını alamayacak gibi görünüyor. Bu durumda CHP’yi çok kötü bir gelecek bekliyor. Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı birinci turda seçtiren adam olarak tarihe geçecek ve partinin başında kalma ihtimali sıfıra inecektir.

İhsanoğlu’nun CHP ve MHP oylarının toplamından az oy alması, Erdoğan’ın birinci turda seçilmesi, muhalefetin psikolojik süreçlerine nasıl tesir edecek?

Anlaşılan o ki, çatı aday formülü ve İhsanoğlu’nun adaylığı meselesi bir projedir. CHP ve MHP yönetimlerinin fazla inisiyatif kullanamadığı, mecburen razı oldukları, zaten başka bir formül (siyaset) de üretemedikleri bu tercihin beklenenden kötü bir netice vermesi, muhalefetin ümitsizlik girdabında debelenen psikolojik evrenlerini yeni bir aşamaya taşıyacaktır.

Yenilginin mukadderat olduğu, Akparti’ye karşı seçim kazanma şanslarının kalmadığı, artık rejim değişikliği dahil her türlü aleyhlerine gelişmeyi seyretmek zorunda oldukları bir ülkede yaşadıklarını kanıksayacaklar. 11 Ağustos sabahı psikolojik evrenlerindeki tek ümit kaynağı, 2015 seçimlerine Akparti’nin Erdoğan’sız girecek olmasıdır.

Muhalefetin psikolojik süreçleri için 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimleri kadar 2015 seçimleri de önemlidir. Akparti’nin başarıları, taraftarları ve muhalifleri tarafından ortak bir şekilde Erdoğan’a yüklendi. Erdoğan’ın olmadığı bir Akparti’nin yüzde otuzu bile alamayacağı kanaati her nedense ülkede yerleşti. Mesele Erdoğan’da bu kadar yoğunlaşmasa ve Akparti de yoğunlaşsaydı, cumhurbaşkanlığı seçimini çatı aday ile kaybetmiş olan muhalefet, psikolojik evrenindeki son ümit kırıntılarını da tüketmiş olacaktı. Erdoğan’sız milletvekili seçiminde Akparti’nin mağlup olacağı zannı, muhalefetin psikolojik evrenin tekrar mayalayacak ve 2015 seçimlerine nispeten diri bir şekilde girmelerini sağlayacaktır.

2015 milletvekili seçimleri, muhalefetin psikolojik kaynaklarını kurutacak son hamledir. Özellikle de Akparti de üç dönem şartından dolayı partinin ağır toplarının seçim dışı kalacak olması, muhalefetin ümitlenmesini artıracaktır. 10 Ağustosa kadar olağanüstü bir gelişme olmaması halinde cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları üç aşağı beş yukarı netleşti. Şimdi esas mesele, gelecek yıl yapılacak milletvekili seçimlerinin neticesidir.

Ümit edilir ki Akparti kurmayları, Erdoğan’sız girecekleri milletvekili seçimleri için ciddi çalışmalar ve planlamalar yapmış olsun. Üç dönem şartından dolayı büyük bir tasfiyenin gerçekleşeceği milletvekili seçimlerinde başarılı olmanın altyapısı hazırlanıyor olmalı. Cumhurbaşkanlığı seçim zaferi üzerine milletvekili seçiminde bir hezimet, muhalefetin psikolojik evrenini önümüzdeki on yıl daha diri tutar. Meseleye bu çerçeveden bakıldığında, önümüzdeki milletvekili seçimlerinin neticeleri çok ciddi tesirlere sahiptir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir