MUHTEŞEM TERKİP, İNSAN

MUHTEŞEM TERKİPİnsanı tarif edebilmenin ne kadar fazla yolu var. Veya ne kadar fazla insan tarifi var. Birçok insan tarifinin olması aslında insan tarifi konusundaki acziyetin itirafıdır. Her tarif insanın bir cihetini, bir özelliğini veya bir farkını ifade etmekten başka mana taşımaz. “Efradını cami, ağyarını mani” bir tarif yapılabilse, tek tarif kâfi değil midir?

Problem galiba bu noktada düğümleniyor. İnsanın bir boyutunu tarif ettiğimizde oluşan, insanın tamamını tarif ettiğimiz vehmi, diğer boyutlarını budadığımızı göstermiyor mu? Bu durumda insanı tanımak değil de kendi ürettiğimiz insan anlayışına bağlanmış olmuyor muyuz? Kendi ürettiğimiz insan anlayışı ise ufkumuz ve idrak derinliğimiz ile sınırlı değil mi? Cahil biriysek, alim birinin ufkuna, normal bir zeka seviyesine sahip biriysek, dehanın ufkuna ulaşamayacağımıza göre, yaptığımız tarif sadece kendimizi ifade etmiyor mu? Eğer sadece kendimizi tarif edebilecek kudrete sahipsek, yaptığımız tarifin de tüm insanlığı ihata ettiğini iddia ediyorsak, tüm insanlığı kendi ufkumuza hapsetmiş ve kendi seviyemize çekmiş olmuyor muyuz? Öyleyse, kendi tarifimizde ısrar etmek, büyük bir insanlık katliamı değil midir?

İnsanın tüm özelliklerinin cem eden bir tarife ulaşıldığında da farkına varmadan elden kaçırdığımız başka bir nokta var. Hangi seviyedeki insanın tarifinden bahsediyoruz? Hakikaten insanın ruhi ve zihni gelişme seviyesine göre farklı tariflerin çıkabileceğini unutmamak şarttır. Akıl seviyesindeki insanın tüm hususiyetlerini (boyutlarını) tarif ettiğimizde bile insanı tarif etmiş olmayız. Zira akıl seviyesindeki insan tarifi, şuur seviyesindeki insanın tarifi ile asla aynı değildir. Akıl ve şuur seviyelerindeki insanların özelliklerinin aynı olduğu/olabileceği zannı, insanın ruhi ve zihni gelişmesini lüzumsuz hale getirir.

Her seviyedeki tüm özellikleri cem edecek bir insan tarifinin nerdeyse imkansız olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple insan tarifinden ziyade insan tezi (insan anlayışı) ortaya koymak daha sıhhatli bir yaklaşım olacaktır. İnsan anlayışını örmek için insanın bir külliyat halinde anlatılması lüzumu ortaya çıkmaktadır.

İnsanı farklı seviyelerde (ruhi ve zihni gelişme safhalarında) izah etmek için hazırlanan “şuur-insan-hayat” isimli serimizin bu cildinde, sadece insan terkibini konu edindik. İnsanın terkip olduğu her cihetiyle malumdur. Fakat insanda sayısız terkip bulunmakta ve her terkip başka bir terkibin unsuru haline gelmektedir. Bu durum insanın ne kadar girift bir yapıya sahip olduğunu gösterir.

İnsandaki temel terkip, ruh ile bedenin terkibidir. Fakat ruh ile bedenin terkibi, terkip kelimesinin altından kalkabileceği bir durum değildir. Ne var ki başka şekilde ifade edebilmek, dilin mevcut malzemeleri ve imkânları ile kabil gibi görünmemektedir. Ruhun mahiyeti ve hakikatinin bilinmezliği, ruh ile beden arasında mevcut olan beraberliğin mahiyetini de bilinmezlik sınırına doğru sürüklemektedir.

Ruhun bilinmezlik sınırını aşmak kabil değildir ama tezahürlerini teşhis etmek kabil olabilmektedir. Ruhun tezahürlerinin teşhis edilebilirlik kısmı ile bedenin anlaşılabilir mahiyetinden bir insan terkibi çıkarmak kabildir. Bu terkip, her ne kadar ruh ile beden arasında bir terkip olduğunu tespit etmese de ruhun etkileri ile beden arasında bir terkip olduğunu kabule mani değildir.

Ruh ile beden münasebetlerinin yanında insan iç dünyasında bulunan unsurlar, merkezler ve mekanizmalar izah edilmeye çalışılmıştır. İnsan iç aleminde bulunan unsurlar, merkezler ve mekanizmaların bazıları müstakil eser halinde tetkik edildiği için burada kısaca temas edilmiş, geri kalanı ise derinliğine tetkik edilmiştir. (Mesela şuur ve akıl bahisleri ayrı ayrı ve birkaç kitapla tetkik edildiği için burada kısaca temas edilmiştir). Bu eser okunurken atıf yapılan diğer eserler okunmalıdır.

Kitabı okumak için indir MUHTEŞEM TERKİP, İNSAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir