MURAT YETKİN-1-YAHUDİ SEVERLİK ZİHNİNİ ZEHİRLEMİŞ

MURAT YETKİN-1-YAHUDİ SEVERLİK ZİHNİNİ ZEHİRLEMİŞ
Murat Yetkin, Radikal gazetesinde 22.12.2012 tarihinde yayınlanan yazısında, enteresan bir yaklaşım sergiliyor. Fransa’nın malum kanun tasarısı ile ilgili eleştirilerini beyan ederken, aynı zamanda ideolojik kimliğini de ifşa ediyor. Türkiye’deki “aydın”ların ilginç zihni dünyaları var. Bazı konular zihni evrenlerini vakumluyor ve kendi eksenine çiviliyor. Bunlardan biri batı hayranlığı diğeri ise Yahudi severlik… Şaşırma melekesini kaybettiğimi zannettiğim bir zamanda, Murat Yetkin, beni şaşırttı. Gerçekten ülkemizdeki insanlar şaşırma refleksini kaybetti, buna rağmen bazılarının insanları şaşırtma maharetine hala sahip olması, övgüye değer.
Yazarımız Fransa’nın soykırım kanun tasarısının “ifade özgürlüğüne” aykırı olduğunu kabul etmiş. Dışişleri bakanı Davutoğlu’nun bu istikametteki beyanlarını haklı bulmuş, buraya kadar problem yok. Fakat arkasından nefes almadan devam etmiş ve Avrupa’da ifade özgürlüğünü kısıtlayan az sayıda uygulamalar olduğunu yazmış ve Yahudi soykırımı yok diyenlerin cezalandırıldığını, bunun doğru olduğunu ve ifade özgürlüğüne aykırı sayılmayacağını söylemiş. Olayın hepsini bir cümlede yazdık ama bu kadar basit değil. En iyisi kendinden dinleyelim.
“Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün Fransa’nın Libération gazetesinde yayımlanan makalesinde, 1915 katliamlarını ‘Ermeni soykırımı’ olarak nitelemeyi suç haline getiren yasanın Fransız parlamentosuna getirilmesinin bir ifade özgürlüğü ihlali olduğunu yazdı.
Haklıdır. Bugün muhtemelen oylanıp, onay için senatoya gönderilecek olan yasa tasarısı, ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir hüküm içeriyor; kaldı ki daha önce Fransız parlamentosu benzer bir tasarıyı yine kabul ettiğinde, Fransız senatosu bu durumu Fransa’yı Fransa yapan değerlerden sayılan ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu için oylamayı reddetmiş, gündemden düşürmüştü.
Avrupa’da ifade özgürlüğü üzerinde çok az sayıda ve iyi tanımlanmış kısıtlamalar var. Örneğin, Almanya’da Nazi iktidarının İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya ve işgal altındaki Avrupa’da 6 milyon Yahudiyi, sırf Yahudi olmaları nedeniyle sistematik olarak öldürmesinin (Holokost) soykırım olmadığını söylemek ve bunu övmek suç. Savaş sonrası kurulan Nürnberg Mahkemesi de bunu, bu şekilde adlandırmıştır; bu kısıt, bu nedenle ifade özgürlüğü ihlali olarak kabul edilmez.”.
Yahudilerin soykırıma uğramadığını söylemenin suç kabul edilmesini doğru bulan yazar, bunu da ifade özgürlüğünün ihlali olarak kabul etmiyor. Bunu yaparken tek kaynağı, nispeti, ölçüsü, mihengi var, batı… Batı öyle yaptığı için “Yahudi soykırımı yoktur” diyene ceza vermek doğru ve bu da ifade özgürlüğünün ihlali değil. Yazıdan anlaşıldığına göre başka bir kriter kullanmıyor. Büyük ihtimalle bunun da farkında değil. Zihninde ikamet eden “ezberleri”, aklı, otomatik olarak tekrarlıyor olmalı. Farkında olmadığını söylememizin ciddi bir sebebi var, bu söylediğini esas alırsak, yarın Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri Ermeni soykırımı yoktur diyenlere ceza veren kanunun uygulamaya koyduklarında, Avrupa’da öyledir diye itiraz da edemeyeceğiz. Tüm Avrupa “Yahudi soykırımı yoktur” diyenlere ceza verdiğine, bu da doğru olduğuna göre, aynı Avrupa “Ermeni soykırımı yoktur” diyenlere ceza vermeye başladığında söyleyecek sözümüz kalır mı?
Murat Yetkin ne söylediğini biliyor, o düşünen bir aydın mı diyorsunuz? Olabilir, yanılıyor olabiliriz. Eğer Murat Yetkin, yazdığı yazının ne manaya geldiğini biliyorsa, durum bambaşka bir hal alır. Bu ihtimali de değerlendirelim, bakalım neler çıkacak?
“Yahudi soykırımı yoktur” diyenleri cezalandırmanın ifade özgürlüğüne engel olmadığını söylerken, batının (mesela Avrupa’nın) “Ermeni soykırımı yoktur” diyenleri de cezalandırmaya başladığında, yani sadece Fransa değil de tüm Avrupa bunu yapmaya başladığında, o da ifade özgürlüğüne aykırı olmayacak. Bunu söylemekle, Fransa’ya “yanlış yapıyorsun” demiyor, diğer Avrupa ülkelerine “neden geç kalıyorsunuz” demek istiyor. Fransa’nın bu cesareti nerden aldığını merak edenlere söyleyelim, bu ülkenin efkar-ı umumiyesini oluşturan Murat Yetkin gibi adamlar olduğu müddetçe, Fransa çok daha cüretkar olabilir. Fransa’nın kendini savunmasına bile gerek yok, “Murat Yetkin’in yazısını okuyun, anlarsınız” dese kafi…
Fakat ilginç olan nokta, Murat Yetkin, Yahudi soykırım iddiası ile Ermeni soykırım iddiasının birbirine benzemediğini, Fransa’nın “benzemezleri” aynı sepete koyduğunu söylemesidir. Benzemezlerin aynı sepete konulduğu doğru da bunu yapan aynı zamanda Murat Yetkin… Yahudi soykırım iddiası ile bu konunun ne ilgisi var ki, ondan bahsediyorsun? Bu soruya vereceği cevabı tabii ki tahmin ediyoruz. “Benzemez olduklarını tespit etmek ve bu yolla Fransa’nın yanlış yaptığını açıklamak için…” diye cevap verir herhalde. Güzel de, bir soykırımın gerçek olması halinde de iddia olması halinde de, “yoktur” demenin ceza konusu olması, ifade özgürlüğüne aykırıdır. Bu durumda benzemezleri aynı sepete koymuş olmuyor musun? Yok yok… Murat Yetkin ne dediğini bilmiyor.
Belki başında söylememiz gerekiyordu, sonunda söylemek nasip oldu. Yetkin’in yazısının konusu, Fransa’nın yediği halt değil, Türkiye’deki KCK soruşturması… Yazısına da şöyle başlamış.
“Davutoğlu, Fransa konusunda haklı olabilir ama Türkiye’de ortaya çıkan tablo insana ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?’ dedirtiyor.”.
Ülkenin gündemi yoğun, dış politikada önemli bir konuda sıcak gelişmeler var, yazar, tüm bunları toplayıp, hükümeti eleştiriyor. Şöyle yukarıdan baktığınızda zannedersiniz ki yazar, “neye patlarsa patlasın bu hükümet gitsin” der gibi… Yahu önemli bir dış politika meselesinde yoğunlaşan bir kamuoyu ve devlet bürokrasisi var, müsaade eder misin, çalışsınlar. Konu ile ilgili de bir fikrin varsa söyle de hükümet faydalansın, yoksa gölge etme bir zahmet. Gerçi fikrini de kendine sakla, soykırım ile ilgili fikrini gördük. Hükümetin neden başarısız olmasını istediğini anlamak isteyenler, yazımızın başlığına baksın.
Bunlar aslında ne fikir adamı ne de yazar… Gazetelerdeki köşelerini her nasıl işgal etmişlerse, oradan milleti zehirliyorlar. Biliyorsunuz, zehir yapmak için eczacı olmak gerekmez, ilaç yapmak için eczacı olmak gerekir. Yani inşa etmek için fikir adamı olmak gerekir, yıkmak için amele olmanız bile kafi…
İBRAHİM SANCAK
İbrahimsancak2011@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir