MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN

MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN
Yazının başlığı ilk bakışta tuhaf görünüyor, biliyoruz ama dikkat çekmek için koymadık o başlığı, bir gerçeği ifade etmek için seçtik. Yazının devamında görüleceği üzere, matematik hesabını yaptık, neticeyi yaklaşık olarak yazdık.
Mesele şu; çocukların eğitim çağını altı yaşından başlatıyorlar, sıfır ile altı yaşına kadar çocukları eğitim dışı tutuyorlar. Eğer, sıfır ile altı yaş aralığında eğitim mümkünse ve yapılabilirse, her çocuğa, hayatında altı yıl kazandırmış olmaz mıyız? Her çocuğa (yani insana) altı yıl kazandırabilirsek, bir buçuk milyar Müslümana toplamda on milyar yıla yakın bir zaman kazandırmış olmaz mıyız?
Öncelikle Haki Demir’in, “Talim ve Terbiye süreçleri” yazı serisinin “Ruhi-Akli süreçler” kısmının, “Ruhi safha” faslındaki konu ile ilgili tespitlerini nakledelim.
“Bebeği sadece bedeni (biyolojik) cihetiyle ele aldığımız için, onu beş-altı yaşına kadar talim ve terbiyeden muaf tutuyoruz. İnsanın hayatından, hayatının en mühim safhasından altı yılı almak, o çağı bomboş bırakmak çok hazin. Bomboş bıraktığımız o çağda bebek, hayatı boyunca en derin idrak faaliyetini gerçekleştiriyor, lisan öğreniyor. Hem de hiçbir talim ve terbiyeden geçmediği halde… Evdeki karı kocanın kavgasını dinlemekten başka hiçbir talimden geçmeyen bebeğin, o vasatta ve yaşta lisan öğreniyor olması neden kimsenin dikkatini çekmez, neden bu muhteşem hadiseye rağmen o yaşta talim ve terbiye tatbikatları geliştirilmez ve uygulanmaz? Çünkü tedrisat anlayışımızı (her alanda olduğu gibi) batıdan aldık, çünkü batının insan ve tedrisat anlayışı materyalisttir. Adına üniversite dedikleri, ilim merkezi olması gerektiği halde ilim katili olan, batının gönüllü fikir ajanlarının örgütü, İslam’da kaynakları, İslam irfanında ilimleri ve İslam tarihinde tatbikatları olan sıfır yaşından itibaren talim ve terbiye tatbikatlarını tarihe gömmek, çıkarılmasını ve yeniden keşfedilmesini engellemek için dehşetengiz bir çaba gösteriyor. Hazin olan tarafı ise Müslüman fikir ve ilim adamlarının da aynı istikamette, küçük farklılıklarla hayatlarına devam ediyor olmasıdır. Müslüman fikir ve ilim adamlarının İslam irfanına yabancılaşmasından dolayıdır ki, tarihte, dört-beş yaşlarında Kur’an-ı Kerim hafızı olmuş büyük insanlar ile ilgili bilgiler, tatbik edilen talim ve terbiyenin başarısı olarak görülmüyor, aksine ütopya, hayal, efsane muamelesi görüyor.”
Düşünebiliyor musunuz, sıfır ile altı yaş aralığında değil, sıfır ile iki yaş aralığında dünyanın en zor işi olan, sıfır bilgiyle “lisan” öğreniyor, hem de hiçbir talime tabi tutulmadan. Öyleyse mesele sıfır ile altı yaş arasındaki dönem için talim usulleri geliştirmek. Fikrini Haki Bey inşa ediyor, bu meseleyle ilgili, birkaç kitabında uzun izahları var. Biz sadece konunun ne olduğunu göstermek için bir paragraf zikrettik. Bu yaş aralığında talim usulleri geliştirebilirsek, her çocuğumuz (her insanımız) hayata altı yıl önden başlamış olmaz mı? Hayatın ilk altı yılındaki talim ve terbiye, ondan sonraki tüm hayatı doğrudan ve derinden etkilediğine göre, mesele sadece zamandan (altı yıldan) ibaret değil, aynı zamanda bir kalite konusudur.
Sıfır ile iki yaş aralığında, ebeveynin kavgası içinde lisan öğrenen bebeği altı yaşına kadar eğitim dışı tutuyoruz. Hangi profesör kendine güveniyorsa bu meseleyi bir izah etsin. İnsanları onlarca yıldır “üniversite” var diye aldatıyorlar, üniversitelerde ilim var diye aldatıyorlar, profesörlüğün, ilmin zirvesi olduğunu söyleyerek aldatıyorlar. Haki Beyin fikri teşhis ve tespitleri çok açık, bebeğin, sıfır ile iki yaş aralığında lisan öğrendiğini değil profesör, okuma yazma bilmeyen birisi bile görüyor. Ama kasıla kasıla gezen profesörler, bu vakayı izah etmek bir tarafa, fark bile etmiyorlar. Profesörlerimiz, çocukların bebeklik çağında lisan öğrendiğini, öyleyse eğitimin mümkün olduğunu farketmiyor ama altı yaşına kadar eğitim dışı tutulması konusunda “bilimsel iddia” sahibi olabiliyorlar. Türkiye’deki en büyük dolandırıcılık, “bilimsel” dolandırıcılıktır, dolandırıcıların kimler olduğunu da irfanınıza bırakıyorum.
*
Aslında bu yazıyı, İbrahim Sancak’ın, “Tayyip Erdoğan, anla artık” yazı serisinden mülhem yazdım. Belki biraz beklesem o yazacaktı, birazı da bana kalsın diye acele ettim, bu arada İbrahim beye de destek yazısı oldu.
Gerçekten Tayyip Erdoğan’ın artık anlama vakti geldi.

“MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN” için bir yanıt

  1. Tayyip Erdoğan kendi ufkunun sınırına dayanmıştır. Bundan sonra müslümanlara herhangi bir faydasının dokunması ihtimali sıfıra yakındır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir