MÜSLÜMANLARIN HAKİMİYETİ MUKADDERDİR

MÜSLÜMANLARIN HAKİMİYETİ MUKADDERDİR
Fas’ta seçimler yapıldı, oranın Akparti’si iktidara geldi, Tunus’ta seçimler yapıldı, En-Nahda iktidara geldi, Mısır’da seçimler yapıldı, Ihvan ile Selefiler iktidara geliyor. Arap isyan coğrafyasının her noktasında ikinci aşamaya geçilip de seçimler yapılmaya başlandığında sandıktan ne çıkacağı belli olmaya başladı. Bizim fikrimiz baştan beri buydu da, bazıları sonuçların ortaya çıkmasını beklemeyi uygun gördü.
En fazla dikkat çeken ülke Mısır… Seçimlerden Ihvan’ın kurduğu parti yüzde 40 oy alarak birinci, Selefilerin partisi ise yüzde 25 oy alarak ikinci oldu. Her ikisi de İslamcı… İslamcılık hususunda birbiriyle yarışıyorlar. Batıdan bakıldığında Selefiler daha radikal, Ihvan ise daha ılımlı görünüyor. Batının ne hale geldiğini anlayın ki, Ihvan’ı arar oldular.
Dile kolay, Ihvan ile Selefilerin toplam oyu yüzde 65 civarında. Diğer küçük partiler içinde de İslamcı partiler var. İslamcıların Mısır’daki oy toplamı yüzde 70 in üstünde. Elhamdülillah…
Arap isyanı, Müslümanları iktidara getirecek. Başka alternatif yok. Bu isyanları ABD ve İngiltere’nin desteklediğini, tahrik ettiğini, sevk ve idare ettiğini söyleyenlerin kulakları çınlasın. Eğer gerçekten öyleyse bile neticeleri bakımından tamamen Müslümanların işine yarayan bir hadiseler zincirini tetiklemiş oldular.
Mesele artık anlaşılmış olmalıdır. Arap isyanları üzerindeki fikri gölgelerin kalkmış olması gerekir. Bu noktadan sonra Arap isyanlarını, batıya yamamaya çalışanlar, iflah olmaz akıl hastalıklarına tutulmuşlardır. Ayağa kalkan Arap halklarının hangi mecraya döküleceği, hangi hedefe varacağı hususunda hala tereddüdü olanlar, kalb, zihin ve akıl dünyalarıyla uğraşsınlar ve ümmeti rahat bıraksınlar.
*
Suriye konusunda İran merkezli pompalandığı anlaşılan ve hala bazı küçük Müslüman guruplar tarafından dillendirilen isyancıların batı destekli olduğu iddiaları, hiçbir mesnede, izaha ve gerekçeye dayanmıyor. İran, bu tür hastalıklı fikirleri pompalamaya devam ederse, tedavisi olmayan akıl hastalığına tutulduğunu izhar etmiş olacak. Bu tür propagandalara inananlar ise bir müddet sonra psikolojik hastalıkları ilerleme kaydederek psikiyatrik hastalıklara yakalanacaklar.
Müslümanların sırayla iktidara gelmeye başladığı bir dönemde, bu akışın önüne geçmek Müslümanlara düşmez. Hangi stratejik gerekçelerle olursa olsun, bu tür düşünce ve davranışlar Müslümanlara yakışmaz. Kaldı ki en büyük strateji, ümmetin ayağa kalmasıdır ve ümmet ayağa kalkmaya başlamıştır. Tüm stratejik hesaplar, “ana strateji” olan ümmet kıyamını destekleyecek şekilde revize edilmelidir. Bundan önce ümmetin kıyamı için stratejiler hazırlamayanlar, en azından bundan sonra bu stratejiye kendilerini uydurmalılar.
Son birkaç asırdır zayıflayan ve işgallere uğrayan ümmet, şimdi kendi içindeki firavunlara karşı isyan etti. Bu isyanın ikinci aşaması tabii ki dünya firavunlarına karşı kıyamdır. Fakat içlerindeki firavunlara isyan etmeden ve onları yıkmadan ABD’ye karşı nasıl isyan edecek?
Ümmetin ayağa kalkması için gerekli stratejileri uygulamayanlar, ümmet kendiliğinden ayağa kalktığında önüne geçmek gibi bir garabete düşmesinler bari. Böyle bir şey yaparlarsa, ümmete ait olduklarını izah etmekte zorlanırlar.
Hangi strateji, ümmetin topyekun isyanından daha kıymetli ve öncelikli olabilir ki? Herkes mevzilerini yeniden kazsın ve cephelerini yeniden düzenlesin.
FARUK ADİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir