MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-17-TEŞKİLATIN BÜYÜME İSTİDADI-2-

Teşkilat, temelindeki kurucu düşünceden başlayarak tüm unsurlarıyla büyüme istidadını muhtevasında barındırmalıdır. Temelindeki düşünce, faaliyet alanı, hitap kitlesi, hedefi, kullanacağı malzeme ve vasıtalar ila ahir… Bunların hepsi ya büyüme istidadını taşır veya büyümeye mani olur.
Küçük veya sığ düşüncelerle kurulan teşkilatların büyüme istidadı yoktur. Fikrin hacmi ve ufku, teşkilatın büyüme istidadının nazari çerçevesidir. Orta zekaların kurduğu ve idare ettiği teşkilatların büyümesi beklenmez, bunların hedefleri (ufukları değil) ne kadar büyük olursa olsun teşkilat kadük kalır.
Teşkilatı kuran ve idare edenlerin ufukları, tabii olarak hedeflerini gösterir. Hedefin, ufuktan bağımsız olarak büyük olması bir mana ifade etmez, kurucu ve yönetici kadroların ufukları, teşkilatın tabii sınırıdır. Kurucu kadronun hedefinin dünya devleti olması halinde bile, ufku dar ise o ufuk içinde kalacağı, bazı imkanlar elde etse bile büyüme istidadına sahip olamayacağı vakadır. Kurucu ve yönetici kadronun ufku dışında bir hedef tayini, hayalperestliktir. Zaten hayal, düşünce ufkunun ötesine geçen zihni faaliyettir.
Büyük düşünmek, büyük hedef edinmekle olmaz. Büyük düşünmek, büyük ufuk sahibi olmak ve o ufuk içinde faaliyet gösterebilecek bir akıl bünyesine sahip olmakla kabildir. Nazari olarak büyük hedefler edinmek, dar ufuklar için komik ve ütopiktir. Umumiyetle de istismar ve dolandırıcılık yapmak için ortaya çıkar.
Faaliyet alanı, teşkilatın büyüme istidadını tayin eden hususlardandır. Herhangi bir sivil alanda kurulan teşkilat, devleti hedef alamaz, devlet kurmayı düşünemez. Siyasi sahada teşkilatlanmadan devlet kurma hedefine yönelenler, ne kadar büyürse büyüsün, ne kadar güçlenirse güçlensin, yarış pistinde koşmadığı için en hızlı koşan yarışçı olsa da birinciliği kazanamayanların durumuna benzer. Yarış pistinin dışında ve ona paralel olarak koşan birinin, en hızlı koşması halinde bile madalya alamayacağı misalinde olduğu gibi, her alanın kendi tabii hedefleri olduğu, bu hedeflerin dışında bir hedef tayininin boşa çıkacağı bilinmelidir.
Sosyal hareketlerin siyasi harekete tahvil edildiği ve siyasi neticeler elde ettiğine dair tarihte misaller var. Fakat bu misallerin iki özelliğini unutmamak gerekir. Birincisi siyasi saha boşalır ve sosyal saha siyasi sahayı doldurma imkan ve fırsatını kazanır, ikincisi ise sosyal hareketleri siyasi harekete hızlıca tahvil edecek maharet sahibi liderlikle bulunur. Bu iki şart birlikte veya ayrı ayrı yoksa yanlış kulvarda koşmaya benzer bir durum meydana çıkar ve hedefe ulaşılması mümkün olmaz.
Büyüme istidadının en mühim unsuru, teşkilatın dikey boyutudur, dikey teşkilatlanma maharetine sahip olmayan kadrolar ve teşkilatlanma tarzı, sürekli genişleyeceği için mutlaka dağılır. Teşkilatın genişleme hızına paralel bir derinleşme hızı olmalı, büyüme iki istikamette aynı zamanda gerçekleşmelidir. Sadece genişleyen teşkilatlar büyüyormuş gibi görünür ama aslında dağılıyordur. Yatay bağlar ve mensubiyetler bir teşkilatı ayakta tutmaya asla kafi gelmez. Teşkilatın gücünü oluşturan, sağlamlığını üreten, dayanıklılığını artıran hususiyeti, yatay (genişlik) bağları değil, dikey (derinlik) örgüsüdür. Dikey boyutu olmayan bir teşkilat, bir milyon mensuba ulaşsa, bin kişilik güce ulaşmış olmaz. Oysa dikey boyutu sağlam olan bir teşkilat, bin kişilik on bin kişilik mensuba ulaşsa, bir milyonluk güç sahibi olur.
Teşkilatın üye sayısının artmasını büyüme zannedenler, teşkilattan anlamayan, sadece kelle sayan akıl garibanlarıdır. Derinlik boyutu sıfır olan bir teşkilatta, bırakın binlerce, on binlerce insanı sevk ve idare etmeyi, on kişilik insan gurubunu idare etmek imkansızlaşıyor. Bir derneğin resmi organlarını oluşturmak için lazım olan yaklaşık yirmi civarındaki insanın, daha üye bile yapmaya başlamadan ihtilaflara boğulması, karar alamaması, kerhen alınan kararların tatbik edilememesi, birçok sebeple birlikte teşkilatın dikey boyutunun olmamasından kaynaklanır.
*
Teşkilatın büyüme istidadı birçok meseleye bağlıdır. Büyüme istidadı olmayan teşkilatların kalabalıklaşması, büyüme zannedildiği için bu konu ile ilgilenen yok. Veya bir teşkilatın neden üye sayısını artıramadığı sorusunu soranlar, aslında büyüme istidadı olup olmadığı sorusunu soranlardır ama soruyu bile doğru soramadıkları için doğru cevabı bulma ihtimalleri yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir