MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-18-TEŞKİLATLANMADA ÇİFT HUKUK MESELESİ-1-

TEŞKİLATLANMADA ÇİFT HUKUK MESELESİ
Müslümanların teşkilat meselesindeki en büyük problemi, çift hukuklu bir hayat yaşıyor olmalarıdır. Müslümanlar, hem kendi hukuklarına (Şeriat’a) bağlılar hem de mecburen mer’i hukuka (resmi hukuka) bağlılar. Kanuni teşkilatlar (resmi hukuka uygun teşkilatlar) kurmaları halinde çift hukukluluk meselesiyle karşı karşıyalar, kanundışı (illegal) teşkilat kurduklarında ise mer’i hukukun tehdidi altındadırlar. Türkiye misalinde Müslümanların teşkilat anlayışlarının gelişmemesi, büyük, derin, güçlü ve uzun soluklu teşkilat kuramamalarının temel sebeplerinden birisi budur, çift hukukluluk meselesi…
Teşkilatlanmada bir taraftan İslam Hukukunu (Şeriat’ı) tatbik etme çabası diğer taraftan mer’i hukuka uyma mecburiyeti, ciddi sıkıntılar meydana getiriyor. Kanuni teşkilatlanmalarda çift hukuka tabi olma durumu, hukuk sistemleri arasında nasıl bir tercih yapılması gerektiğini, birine riayet ederken diğerini nerede tutmak gerektiği kestirilemiyor. Özellikle de İslam Hukukunun, maddi müeyyide ile korunmadığı ve tatbik edilmediği hatırlanırsa, ortaya çıkan ihtilafların çözümünde, istismarcıların, işine gelen hukuku ileri sürme imkanı yapıyı bozuyor. İstismarcıların hassasiyet göstermeleri beklenmeyeceği için, ihtiyaç duyduğunda mer’i kanuna müracaat etmesi, çift hukuklu teşkilatların temel yapılarını dinamitliyor, dağıtıyor.
Birçok teşkilatta ihtilaf kaynağı çift hukukluluk meselesi olmasa bile, ihtilafın çözümsüzlüğünde veya ihtilafın yıkıcı etki yapmasında çift hukukluluk meselesi ciddi bir paya sahip. Mer’i hukukun maddi müeyyideye sahip olması, devlet zoruyla ve gücüyle tatbik edilmesi, ihtilaflarda hangi hukukun uygulanacağı tartışmalarını, mer’i hukuk lehine çeviriyor. İhtilafın tarafları mer’i hukukun tatbikini talep etmeseler mesele kalmayacak ama insanlar bir sebeple bu yöne savruluyorlar. Bunların içinde istismarcılar olduğu gibi iyi niyetli ahmakların olduğu da görüşmüştür.
İslam hukukuna (ve ahlakına) göre kurulan, idare edilen, faaliyet gösteren bir teşkilat, ihtilaflarını mer’i hukukla çözmek zorunda kaldığında, bünyesi dağılır. İki hukuk sisteminin çatıştığı, çatışmak zorunda olduğu alanlarda ihtilafı mer’i hukuka göre çözme çabası, ihtilafın çözümü değil, derinleşmesidir. Bu meselenin kökten çözülmesi gerekir.
*
İslam hukukuna göre kurulması ve idare edilmesi düşünülen bir teşkilata mer’i hukukun tatbiki ciddi problemler doğuruyor lakin bir de meselenin diğer yüzü var. İhtilafları mer’i hukuka taşımamak, maddi müeyyideden (devlet gücünden) faydalanmamaktır. Bu durumda teşkilatın idare heyeti veya mensuplarından birinin istismarı sözkonusu olduğunda ihtilaf nasıl çözülecek? Mesela idareciler veya mensuplardan birilerinin teşkilatın parasını kendi hesabına geçirdiğinde ve parayı iade etmek istemediğinde ne yapılacak? İslam hukukunu tatbik etme niyet ve düşüncesi, İslam hukuku mer’iyette olmadığı (resmi tatbikatta bulunmadığı) için maddi müeyyideden mahrum etmektedir. Bu nokta çok ciddi bir problemdir ve geçmişte ağır hasarlar vermiştir. Müslümanların kurduğu teşkilatların paraları bu açıktan istifade edilerek şahsi hesaplara geçirilmiş, peşine düşmek mümkün olmamış, Müslümanların paraları istismarcılara akmıştır.
Cumhuriyet tarihinde bu durumun farklı misalleri mevcut… Kurulan teşkilatların devlet (veya mahkeme) tarafından kapatılması halinde malvarlığına el konulmuştur. Bu tecrübeden hareketle kanuni teşkilatlanmalarda paralar (malvarlıkları) teşkilatın üzerinde değil şahısların üzerinde tutulmuş, bu durumda da teşkilat kapatıldığında ve dağıldığında paralar o şahsın özel mülkiyetine geçmiş veya o şahıs öldüğünde mirasçılar malvarlığının üzerine oturmuştur. Teşkilatın malvarlığının şahısların üzerinde tutulması kanunen yasak olduğu için bu işler “gizli” yapılmış, gizli yapılan işlerin de istismarı kolay olmuştur. Sayısız misali ve çeşidi olan hadiseler ve tecrübeler, çift hukukluluk meselesinden kaynaklanmaktadır.
Çift hukukluluk meselesi iki boyutuyla da derin problemler meydana getirmiştir. İslam hukukuna göre kurulması ve idare edilmesi düşünülen teşkilata mer’i hukukun tatbik edilmesi de ciddi problem kaynağıdır, mer’i hukukun uygulanmaması da ciddi problem kaynağıdır. İslam hukuku maddi müeyyideden mahrum haldedir, mer’i hukuku uygulanmama çabası onun maddi müeyyidesinden de mahrum bırakmaktadır. Bu durumda teşkilat maddi müeyyideden mahrum hale gelmekte, tamamen rızaya (ahlaka) dayalı bir yapı arzetmek zorunda kalmakta, insanların ve toplumun mevcut ahlaki seviyesine bakınca da ciddi bir problem olduğu anlaşılmaktadır. Çift hukukluluk problemi, bazen hukuksuz kalmak gibi bir problemi ortaya çıkarıyor.
*
Çift hukukluluk meselesi çözülmeden teşkilat anlayışında ve tatbikatında mesafe almak fevkalade zordur. Çift hukukluluk meselesi ise ülkede İslam hukukunun resmi olarak tatbik edilmesiyle çözülür. Ama Müslümanların teşkilatlanma ve teşkilatlı faaliyet göstermesinin nihai hedefi zaten odur, mesele de zaten o hedefe ulaşana kadar “nasıl bir teşkilat” sorusunun cevabını aramaktan ibarettir. Öyleyse çift hukukluluk meselesini mevcut şartlar içinde çözmek zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir