MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-19-TEŞKİLATLANMADA ÇİFT HUKUK MESELESİ-2-

Teşkilat, maddi müeyyide olmadan kurulamaz ve idare edilemez. Maddi müeyyidenin muhafazası altına alınmamış bir teşkilatı ayakta tutmak, muhafaza etmek, hedeflerine yürümesini temin etmek neredeyse imkansız. Mutlaka maddi müeyyide desteğinde faaliyet göstermek, gerektiğinde maddi müeyyideye başvurmak şart… Aksi takdirde istismarın önüne geçme ihtimali sıfıra yakın. Maddi müeyyide şart ama bunu temin ve tatbik etmek çok ciddi problemlere kaynaklık ediyor.
Bir ülkedeki siyasi rejime temelden muhalif olan siyasi hareketlerin en büyük problemleri, o siyasi rejimin hukukuna tabi olmak ile illegaliteye kaymak arasında tercih yapma mecburiyetidir. Her iki ihtimalde birbirinden beter… Mevcut siyasi rejimin hukukuna tabi olmak, muhalefetin temelinde olan başka bir siyasi rejim talebini gölgeliyor, talep edilen siyasi rejimin hukukunu tatbik edememek, o rejimin ne kadar adil, ne kadar doğru, ne kadar güzel, ne kadar faydalı olduğunu göstermeye mani oluyor. Yani iffetli bir kadını, fahişe elbisesi içinde namuslu bir hayat yaşatmaya benziyor.
Siyasi sisteme muhalif olan hareketlerin illegaliteye kaymasının temel sebeplerinden birisi de, kendi dünya görüşlerinin hukukunu tatbik ihtiyaç ve niyetidir. Mer’i hukukun içinde kendi hukuklarını tatbik edememek, maddi müeyyideden mahrum kalmaktır, maddi müeyyideden mahrum olmak ise teşkilatlanmaya, mücadeleye, hedefe ulaşmaya manidir. Bu tür tespitler ve gerçeklikler karşısında siyasi muhalefet ve mücadeleler, illegaliteyi ihtiyaç olarak tespit ediyor ve o mecraya kayıyorlar. İllegaliteye yönelmek (özellikle bu günkü Türkiye misalinde) doğru mudur?
Zor bir soru ve problemle karşı karşıya olduğumuz doğru… Bu sorunun, “evet, illegalite bir ihtiyaçtır ve şarttır” şeklinde cevaplanabileceği siyasi iklimler var. Diktatörlüklerin, ağır zulümlerin olduğu ülkelerde (siyasi rejimlerde) illegalite zaten bir tercih değil mecburiyettir, zira muhalefete hiçbir şekilde müsaade edilmez. Fakat Türkiye’nin bu günkü şartlarında soruyu “evet, illegalite şarttır” şeklinde cevaplamak doğru değil.
*
Çift hukukluluk meselesi, kanuni çerçeve içinde halledilmeli. Maddi müeyyide mevcut hukuktan temin edilmeli. Bu çerçevede bir teşkilat anlayışı ve tatbikatı geliştirilmelidir.
Böyle bir tercih yapmanın ne kadar zor olduğu malum… Hassasiyetsizliğimizden dolayı bu tercihi yapıyor değiliz, aksine hassasiyetimiz meseleyi bu noktaya getiriyor. İllegalite, herhangi bir faaliyette bulunmadan bile tehlikeli bir haldir, bu ülkede ve diğer İslam ülkelerinde sayısız insanın bu tür teşkilatlanma çabalarıyla harcandığı tecrübe edilmiştir. İnsanlar, daha faaliyete ve mücadeleye başlayamadan kaybedilmiştir, bu tür teşkilat ve hareketlerden artık kafi derecede tecrübe üretilmiş olmalıdır. Aynı yanlış kaç defa yapılabilir ki…
*
Kanuni çerçevede kurulacak teşkilatların muhtevasını ve faaliyet usullerini İslam irfanından almak, bu istikamette bir teşkilat anlayışı geliştirmek lazım. Bunun zor olduğu malum ama başka bir yolun olmadığı da malum.
Teşkilatların idari yapıları, karar alma süreçleri, tatbikat ve faaliyet usulleri, kullanacakları malzemeler ve vasıtalar meselesi, İslami hassasiyet ile geliştirilebilir. Teşkilatın yönetim kurulu toplantısının usulü, tartışma tarzı, karar alma süreci, karar ile tatbikat arasındaki süreçler vesaire gibi birçok konu hala belli bir çerçeveye kavuşturulabilmiş değil. Yani Müslümanlar, mevcut kanun çerçevesinde yapabileceklerini yapmış değiller, mevcut kanunların imkanlarını kullanabilmiş değiller, mevcut hürriyet alanını doldurabilmiş değiller. Toplam olarak ifade etmek gerekirse, kanuni çerçevede yapabileceklerini yapmış, geliştirebileceklerini geliştirmiş, kullanabileceklerini kullanmış değiller. Hal böyle olunca, illegaliteden bahsedenler, hayal kuruyorlar. Legaliteyi dolduramayanların illegaliteye kayması, illegaliteye davet etmesi, illegal teşkilatlanmaya teşebbüs etmesi, iyi niyetli görünmüyor. Kanuni alanda ehliyet ve liyakat sahibi olduğunu ispatlayamamış insanlar illegaliteden bahsettiklerinde, ilk akla gelen “ajan” olduklarıdır, aman dikkat…
Türkiye gibi nispeten teşkilatlanma, faaliyette bulunabilme hürriyetinin bulunduğu ülkelerde, siyasi rejime tehdit teşkil eden yapıların illegaliteye kaymasını isteyen bizzat rejimdir. Kanuni çerçevede bulundukları müddetçe onlarla mücadele edemiyor, mücadele etseler de belli bir hedefi geçemiyor, nihai imha hareketine girişemiyorlar. Oysa bu gurupların illegaliteye kaymaları halinde en ağır, en şiddetli, en öldürücü darbeyi vurma imkanına kavuşuyorlar. Sorgusuz ve yargısız infazları gerçekleştirmenin siyasi iklimini oluşturuyorlar. Aman dikkat…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir