MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-21-TEŞKİLATLANMADA MEVZUAT MESELESİ

TEŞKİLATLANMADA MEVZUAT MESELESİ
Türkiye’deki mevzuat teşkilat meselesini çok kısır ve dar tutmuş, muhtemelen Kemalist siyasi rejim teşkilatlanmalara geçit vermemek için böyle bir uygulamaya gitmiştir. Teşkilat mevzuatı sadece dernekleşme yolunu açık tutmuş, bundan başka bir yol bırakmamıştır. Sivil teşkilat mevzuatı dernek dışında hiçbir yol açmamış, son değişikliklerle “platform” kurulabilmesine de imkan vermiştir.
Mevzuat teşkilat meselesine şöyle bakıyor; birincisi resmi teşkilatlar, ikincisi yarı resmi teşkilatlar, üçüncüsü ticari teşkilatlar, dördüncüsü yardım teşkilatları ve nihayet beşincisi sivil teşkilatlar yani dernekler. Bir de siyasi teşkilatlar (partiler) var ama onlar zaten bilinen bahis… Beş kısımda sıraladığımız teşkilatların sivil teşkilatlanma alanında kullanılanları son ikisidir, yardım teşkilatı olarak vakıf, sivil teşkilat olarak da dernek. Vakıf mahiyeti gereği aslında insan teşkilatı değil, mal teşkilatıdır, bu sebeple yardım teşkilatı sınıfında zikrettik. Vakıf, vakfedilen malların, vakfedildikleri maksadına uygun şekilde ve maksadını gerçekleştirmek için idare edilmesidir. Bu manada onun “insan teşkilatı” sınıfına alınması mümkün değil, o, “mal teşkilatı” mahiyeti taşır.
Resmi teşkilatlar, devleti oluşturan müesseseler ile devlet cihazı içinde olmasa da devlet tarafından kurulan ve idare edilen teşkilatlardır. Bu teşkilatları, “teşkilat bahsi” içinde değerlendirmek sözkonusu değil, illa değerlendirmek gerekirse ayrı bir fasıl açılması gerekir. Yarı resmi teşkilatlar, meslek kuruluşlarında olduğu gibi maksatları, çerçeveleri, çalışma usulleri kanun tarafından tayin edilen, devletin yoğun denetimi altında olan müesseselerdir. Aslında tamamen sivil teşkilatlar olması gereken bu müesseseler, mevzuatta, neredeyse kamu teşekkülü haline getirilmiştir. Bunların da “teşkilat bahsi” içinde değerlendirilmesi ayrı fasıl açılarak yapılmalıdır.
Ticari teşkilatlar da mahiyetleri gereği “mal teşkilatı” çeşidindendir, bunlar şirketlerdir. “İnsan teşkilatı” mahiyetine nispeten yaklaşan çeşidi ise kooperatiflerdir ki onların da hedefleri ve çalışma usulleri teferruatlı şekilde tayin edildiğinden “insan teşkilatı” olarak kullanılma (faydalanılma) imkanı yok gibidir. Netice olarak elde kalan teşkilat çeşidi (numunesi) vakıf ve dernektir.
*
Teşkilatı kanuni çerçevede kurmamak, kanunsuzluk (illegalite) muamelesine tabidir. Mevzuat kanun dışına çıkarak teşkilat kurmayı yasaklamakla, halkı derneğe mecbur kılmıştır. Dernek mevzuatı ise çok dar, çok sığ, çok yetersizdir. Bilerek veya bilmeyerek, mevzuatta teşkilat bahsini derneğe sıkıştırmak, insanları kanunsuzluğa teşvik etmektir.
Ülkenin kadim zamanlardan beri teşkilatlanma numunesi olan, halen de çok sayıda bulunan “cemaat”, mevzuata göre kanunsuz bir oluşumdur. Enteresandır ki herhangi bir fikir çerçevesinde birleşen insanlar (cemaatler) teşkilat hüviyetine sahip olamıyorlar. Yani bu ülkede fikirlerin oluşturduğu içtimai bünyeler, mevzuata göre teşkilat kabul edilmiyor.
Mevzuatın teşkilat bahsini çok dar tutması, halkın bilmeden kanun dışına çıkmasını, kanun dışında yaşamasını normalleştiriyor. İnsanlar, hiçbir kanunsuz maksat gütmedikleri halde, mevzuattan dolayı kanun dışı yaşıyorlar. Tuhaf bir durum…
*
Teşkilatlanma meselesinde kanuni çerçevede kalmak fevkalade zor. İnsanlar kanunsuzluk yapmak istemedikleri halde kanunun oluşturduğu çerçevede kalamıyorlar çünkü kanunun oluşturduğu hayat alanı komik derecede dar. Bütün bunlara rağmen kanun dışına çıkmadan teşkilatlanmak ve çalışmak gerekiyor. Bunun ne kadar zor olduğu tarafımızdan malum ama illegalite maksada daha uygun neticeler üretmiyor. Kanunun imkan alanını sonuna kadar kullanmak, yetmediği yerde kanunu zorlamak ve değiştirilmesini talep etmek, bunun için gerekirse mücadeleye yönelmek daha doğru gibi geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir