MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-22-TEŞKİLATIN DİKEY BOYUTU-1-

TEŞKİLATIN DİKEY BOYUTU
Teşkilatın dikey (derinlik) boyutu fevkalade mühimdir. Sayısız teşkilat derinlik boyutunda başarısız olduğu için yıkılmış ve dağılmıştır. Dikkat çekici husus ise teşkilatlarda derinlik boyutu pek bilinmez. Hayati ehemmiyette olan derinlik boyutunun bilinmemesi, konuşulmaması, tartışılmaması, üzerinde çalışılmaması, teşkilat fikri ve anlayışı imal etme çabasının bulunmamasındandır.
Teşkilat denildiğinde umumiyetle yatay boyut (genişlik boyutu) anlaşılır. Teşkilatlar yatay boyutuyla kurulur, yatay boyuttan ibaret olan teşkilatlar kalabalıklaşırlar ama güçlenemezler. Kendilerinde olduğu düşünülen güç, vehimden ibarettir. Bilenler için yatay boyuttan ibaret olan teşkilatlar, kolay yıkılan, kolay dağıtılan yapılardır. Bu sebeple de siyasi rejimler umumiyetle genişliğine (yatay boyutta) büyüyen sistem muhalifi teşkilatlara müsamahakar davranırlar çünkü istedikleri zaman dağıtma imkanları mevcuttur.
*
Teşkilatların derinlik boyutu, hem kuvvet, hem mukavemet, hem metanet kaynağıdır. Aynı zamanda derinlik boyutu teşkilatların müessiriyetini tayin eden birkaç özelliğinden biridir.
Yatay boyutta kurulan, gelişen, büyüyen teşkilatların kuvvet üretmeleri zordur. Kalabalık toplayabilirler, mensuplarının sayısı artabilir ama kuvvetlenemezler. Çünkü derinlik boyutu mensubiyetin sayısı (genişliği) ile ilgili değil, mensubiyetin muhtevası ve muhkemliği ile ilgilidir. Herhangi bir tehdit veya darbede mensupların mukavemet etme gücü, teşkilatın mensubiyet cihetiyle derinlik boyutunu gösterir. Zaten teşkilatın derinlik boyutunun ciddi bir kısmı mensubiyetin derinliği ve muhtevası üzerinden temin edilir. Yatay bağlar (mensubiyetler) sığdır, mukavim değildir, metin değildir, mensubiyet bağını çözmek, kırmak, kesmek kolaydır.
Mensubiyetin muhtevası ve derinliği ile birlikte mensubiyet üzerinden teşkilat derinliği nasıl sağlanır? Mensubiyet üzerinden teşkilat derinliği, mensubiyetin muhtevası ve derinliği cihetlerinden sağlanabilir.
Mensubiyetin muhtevası, teşkilatın faaliyet konusuyla ilgilidir. Teşkilat, menfaat teşekkülleri ise, mensubiyetin muhtevası menfaattir. Muhtevası menfaat olan mensubiyetin ömrü, menfaatin ömrü kadardır. Menfaat muhtevalı mensubiyetlerin de belli bir noktaya kadar derinleşme imkanı olabilir, özellikle menfaatlerin büyüklüğü ve teşkilatın alternatifsizliği ihtimallerinde menfaat ciddi derinliklere inebilir ve ciddi dayanıklılıklar üretebilir. Fakat menfaat, hangi şartlarda olursa olsun alternatifinin zuhur etme imkanı olan bir muhtevadır ve itimat edilebilir değildir. Sadece muvakkat mensubiyetler için lazım ve faydalı olabilir.
Mensubiyetin birçok muhtevası, muhteva çeşidi olabilir, derinliği muhtevada aramak, Allah ve ahirete kadar uzanacak bir muhteva aramaktır. Bunun adı ise imandır. En derin muhteva imandır, muhtevası iman olan derinlik, alternatifsizdir. Mensuplarının teşkilatla bağlarını imanın kurması, orada olmalarını imanlarıyla açıklamaları, mensubiyet bağlarının muhkem olduğunu gösterir.
Ne var ki imanın teşkilat alternatifleri her zaman mevcuttur. Yani bir Müslümanın herhangi bir teşkilatta bulunma sebebi iman olabilir ama başka bir teşkilatta bulunma sebebi de iman olabilir ve bu ihtimalde başka bir teşkilata geçme sebebi de iman olabilir. Bu durum normaldir, bir teşkilatta kalmayı veya oradan çıkmayı “iman meselesi” haline getirmek, çok tehlikelidir.
Sağlam teşkilat kurmak için “teşkilata iman” edilmesini isteyenler olduğu görülüyor. Teşkilata bağlılığı imanla izah, teşkilattan ayrılmayı küfür ithamıyla teşhis edenler var. Mesele açıkça bu şekilde ortaya konulmasa bile, tavır ve davranışlar, ima ve ihsaslar bu noktalara kadar ulaşabiliyor. Bu durum çok tehlikelidir, Müslümanlar bu hususta dikkatli ve hassas olmalıdır.
Teşkilatın çerçevesinin iman dairesini oluşturması istisnai durumlarda mümkündür. Bir ülkede Müslümanların tek teşkilatı olursa, o teşkilat içinde bulunmak imana müteallik bir durum oluşturur. Birden çok İslami teşkilatın olduğu bir ülkede, teşkilatın çerçevesini iman dairesi haline getirmek, Allah muhafaza, tehlikelidir.
Hilafet, mensubiyet ve faaliyet sahası bakımından dünyadaki en geniş teşkilat olduğu gibi derinlik bakımından da alternatifi olmayan iman muhtevalı tek teşkilattır. Dünyanın herhangi bir yerindeki bir Müslüman, halifenin kendinden haberi olmasa bile hilafete ve hilafet merkezine bağlıdır. Farklı siyasi coğrafyalarda bulunması bile bu cihetten farketmez.
Hilafet aynı zamanda ruhi bir teşkilattır. Herhangi bir şekil şartına bağlı olmaksızın her Müslümanın ruhi ve dini anlamda ve derinlikte mensup olduğu bir teşkilatı ifade eder. Halife, devlet başkanı olmanın ötesinde bir iktidara sahiptir, bu sebeple hilafetin siyasi sınırları, halifenin iktidarını sınırlamaz. Bu manada hilafet teşkilatının coğrafi sınırları, tüm dünyayı ihtiva eder.
Hilafet, yeryüzünde vahdeti inşa ve ikame eden tek teşkilattır. Vahdet üzere olmak her Müslümanın vazifesi ve mesuliyetidir. Hilafet ikame edilmişse her Müslüman hilafete en azından ruhi ve kalbi manada bağlanması şarttır. Bu genişlik ve derinlikte bir teşkilat manasına gelen hilafetin neden kaldırıldığı anlaşılıyor olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir