MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-24-TEŞKİLATIN DİKEY BOYUTU-3-

Teşkilatın derinlik boyutu, mensubiyetin derinliğinden ibaret değil, aynı zamanda bünyesinin özellikleriyle de ilgilidir. Teşkilatın bünyesindeki derinlik, teşkilatlanma maharetini gösterir.
Teşkilat, tek seviyeli olarak kurulduysa, yatay teşkilat demektir. Derinliğine doğru farklı mertebeler, farklı kaideler, farklı çerçeveler oluşturan bir teşkilat, dikey boyutunu da inşa etmiştir. Teşkilatın fazla bilinmeyen ama fazla önemli olan özelliği budur.
Teşkilat, derinliğine doğru en azından iki seviyede kurulmalıdır. Tek seviyeli teşkilat büyüyemez, güçlenemez, hedefine ulaşamaz. İki seviyenin birincisi genişlik boyutudur ve zahir olan kısmıdır. İkinci seviye ise teşkilatın derinliğini gösterir.
Teşkilatların derinliğine doğru çok seviyede kurulması mümkündür, kurulurken birkaç seviyeye sahip olabildiği gibi, büyüme hızına paralel olarak seviye sayıları artırılabilir. Zaten genişliğine doğru büyüyen teşkilat, derinliğine doğru büyümüyorsa bir müddet sonra çöker. Derinlik teşkilatın köküdür, köksüz teşkilatın ayakta kalması beklenmez.
Teşkilatın derinlik ihtiyacı arttıkça ve bu ihtiyaç karşılandıkça kuvveti geometrik olarak artar. Teşkilatın genişliğine doğru her büyüme birimine mukabil, derinliğine doğru her büyüme birimi bir katsayı ifade eder. Bu manada teşkilatın derinliğine doğru büyümesi, kuvvetiyle doğrudan ilgilidir, bu kuvvet katsayıları ise test edilmeden yani düşman tarafından saldırılmadan farkedilmez.
*
Teşkilatın derinlik seviyeleri, insanları aldatma manivelasına dönüşmemelidir. Birinci seviyedeki beyanname, her derinlik seviyesinde aynen muhafaza edilmelidir. Derinliğine doğru teşkilat beyannamesinin değişmesi, derinlik değil, sahtekarlıktır.
Türkiye’de seksen yıldır ikinci ve asıl anayasanın Genelkurmayda bulunduğu, devletin görünen anayasadan ziyade onunla yönetildiği söylendi ve bu bilgi geçtiğimiz on yıldaki gelişmelerle doğru çıktı. Anlaşılan o ki, Kemalist metot, devlet çapında sahtekarlık yapmış, bunu da derin devlet (yani derin teşkilat) olarak hissettirmişti. Bu anlayışın bu ülkede meşru kabul edildiğini, bu tür teşkilatlanmaların “gizli” ve “güçlü” olduğunu düşünen insan sayısı çoktur, maalesef Müslümanlar arasında da küçümsenmeyecek sayıdadır. Oysa bir teşkilatın başına gelebilecek en vahim hadise, sahtekarlık ithamıdır, bu ithamın doğru olmasıdır. Gizlilik mümkün ama teşkilat beyannamesini derinlere indikçe değiştirmek gayrimümkün, aksi takdirde teşkilatlı sahtekarlık yapılmış olur.
Teşkilatların derinleştikçe beyannamelerinin değiştirmelerinin tek meşru ihtimali, ülkede cari olan hukuki ve siyasi rejimin zulüm yapıyor olması, iktidarın da zalim olmasıdır. Zaten bu ihtimalde yeraltı (kanunsuz, illlegal) teşkilatlanma yolu meşrudur, kanun dışı teşkilatın meşru ve zaruri olduğu hukuki ve siyasi iklimlerde, çift beyanname kullanılması mümkündür. Fakat bu durumda bile çift beyanname, halka ve teşkilat mensuplarına karşı değil, hukuka ve siyasete karşı olmalıdır. Halka ve teşkilat mensuplarına ikinci beyannamenin açıklanması kabil olmayabilir ama iki beyanname de muhteva olarak aynı olmalı, hedef olarak farklılık arzetmelidir.
*
Teşkilatın derinlik boyutu nasıl kurulur?
Dil ve üslup meselesinde, fikir ve muhteva meselesinde, kadro ve üye meselesinde derinlikler kurulmalıdır. Teşkilatın halka açık (zahir) beyannamesi, dil ve üslup olarak, fikir ve muhteva olarak halkın anlayacağı seviyede olmalıdır. Halktan kasıt, hitap kitlesidir, hitap kitlesi yüksek seviyeli insanlardan müteşekkilse zahir beyannamenin de dil ve üslup, fikir ve muhteva bakımından derin olması gerekir.
Kadro ve üyelik bakımından derinlik, birçok cihetten sözkonusudur. İdrak ve aklı hacimli olan kadrolar, ilk derece üye seviyesinde tutulursa, o insanlardan yeterince faydalanmak mümkün olmayacağı gibi teşkilatla bağlarını muhafaza etmek de mümkün olmaz. Onlar için ikinci seviyede teşekküller gerekir, zaten teşkilatı ayakta tutacak insanlar bunlardır.
Kadro ve üyelerin liyakatlileri, derinlerdeki teşekküllerde istihdam edilirken, aynı zamanda teşkilat ile bağları da derinleştirilmelidir. Özellikle mesuliyetleri artırılmalıdır. Bu kadrolar teşkilatın harcı veya çimentosu haline getirilmeli, teşkilat onların akıllarına ve vicdanlarına teslim edilmelidir.
Teşkilat, üçten çok seviyede derinleştirildiğinde, seviyenin birisi mutlaka “ihtiyat” için ayrılmalıdır. İhtiyat her alanda ve anlamda düşünülmelidir, para kaynaklarından insan kaynaklarına kadar belli bir miktar ihtiyat için tahsis edilmeli ve bu tahsisat normal çalışmaların dışında tutulmalıdır. İhtiyat birimi, aynı zamanda bir taraftan teşkilatın nihai savunma hattıdır diğer taraftan teşkilatın “yeniden doğuş rezervidir”. Fevkalade bir hadise yaşanır da teşkilat tehlikeye girerse, ihtiyat biriminde direnilebilmeli veya ihtiyat birimi tarafından yeniden kurulabilmelidir.
Bu mesele hususi bir çalışma konusudur ve başlı başına bir kitap bahsidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir