MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-28-TEŞKİLAT VE PARTİ

TEŞKİLAT VE PARTİ
Parti, siyasi teşkilatların hem kanunda hem de fiili olarak en bariz şeklidir. Özellikle kanunda siyasi teşkilat tarifi sadece partiler için yapılmıştır. Siyasi hedefleri olan teşkilat kurmak isteyenler, mevcut hukuk rejiminde parti kuruyorlar. Tabii ki mesele bu kadar net değil, parti dışında da teşkilatlar kuruluyor. Özellikle de siyasi hedefleri gizleme ihtiyacı, parti dışı siyasi teşkilatlara yönelmeye sebep oluyor.
Türkiye’de yakın zamana kadar siyasi düşünceleri teşkilatlanması kanunla yasaklandığı için, birçok siyasi düşünce parti dışı teşkilatlara yönelmiştir. İslamcı düşünceler, Sosyalist ve komünist düşünceler, faşist veya ırkçı düşünceler, mezhepçi düşünceler siyasi teşkilatlarını kuramadıkları, kanun izin vermediği için, içtimai tarifli ama aslında siyasi hedefli teşkilatlar kurdular. Kurdukları teşkilatlar da kanunda tarif ve tayin edilen vakıf ve derneklerdi. Ülkedeki hukuki rejimin halka sunduğu hürriyet alanının darlığı, hem hukuk hilelerini hem de ahlaki manevraları tetikledi. Bu durum hem hukuku anlamsız ve etkisiz kıldı hem de ahlaka takiyyeyi yerleştirdi.
Türkiye’de siyasi saha “resmi ideoloji” tarafından işgal edilmiş, imtiyazlı bir sınıf oluşturulmuş, halka ise itaat etmekten başka bir tercih hakkı sunulmamıştır. Kurulacak siyasi partilerin tamamı birbirinin kopyası mahiyetinde olup, siyasi ve hukuki rejimin temelini oluşturan “Kemalizmi” tüzüklerinin baş köşesine oturttular. Siyasi parti çeşitliliği, sadece kemalizmin ve laikliğin yorum farklarından oluşan, temel düşünce teklifinde bulunamayan, siyasi ve hukuki rejime esastan muhalif olan bir mahiyet kazanamadı. Bu durum, hem siyaseti hem ahlakı hem de devletin her şeyini zehirledi. Ortaya çıkan manzara, herkesin mecburen bir gizli niyetinin olduğu, herkesin birbirinin gizli niyeti olduğundan şüphelendiği, hiç kimsenin birbirinin ne dediğine değil, ne demek istediğine veya söylemediğine dikkat kesildiği iğrenç bir resimdi. Bu sebeple sürekli olarak partiler, dernekler, vakıflar veya başka teşekküller kapatıldı.
Yaşama imkanı olmayan teşkilatlar kuruldu, yaşama imkanı olmadığını hem kuranlar biliyordu hem de diğerleri. Kuruluş aşamasında kısa ömürlü olacağı belli olan siyasi (veya içtimai) teşkilatlar, hem müesseseleşemedi hem tecrübe biriktiremedi hem de kendine güven duygusu geliştiremedi. Herhangi bir sebeple mutlaka kapatılacağı bilinen bir teşkilat, teşkilat ahlakı, teşkilat teamülü, teşkilat şahsiyeti oluşturamadı, oluşturamazdı. Bu sebeple ülkedeki en uzun ömürlü olan teşkilat TSK oldu, çünkü teşkilatları kapatan irade ondaydı, tabii olarak kendisi yerleşik hale geldi. Bu sebeple ülkenin en yerleşik, en güçlü, en etkili siyasi teşkilatı TSK haline geldi. Askeri vesayete karşı mücadele edememenin mühim sebeplerinden birisi de buydu.
*
Siyasi partiler, insan kaynağı yetiştiren teşkilatlar değil, aksine partiler, insan kaynaklarını kullanan, istihdam eden, tüketen teşkilatlardır. Bu bir tenkit değil, tespittir. Siyasi partilerin mahiyeti, insan yetiştirmek için uygun değil. Yirminci asır insanlık (dünya) tecrübesi, sosyalist ve komünist düşüncelerin teşkilatı, sadece parti olarak (umumiyetle böyleydi) anlamasından dolayı, partileri eğitim müesseseleri olarak da kullandıklarını gösterir. Siyasi ve ideolojik eğitim için kullandıkları siyasi parti teşkilatlarında nispeten başarılı oldukları da görülmüştür. Fakat sadece parti teşkilatlanmasında yoğunlaştıkları için siyasi ve ideolojik eğitimle sınırlı kaldılar. Bu sebeple de halka nüfuz edemediler, yayılamadılar ve kaçınılmaz olarak yer altına inip yok oldular. Çünkü hayat yer altında değil, yerüstündeydi, yeraltındakiler ölülerdi.
Türkiye misalinde Müslümanların haline bakıldığında, siyasi teşkilat kurmakta başarılı olamadılar fakat biraz tabii seyrinde, biraz da mecburen içtimai teşkilatlar (özellikle de yardım teşekkülleri) kurdular. Bu yöneliş Müslümanları siyasi sahanın dışına itti, siyasi sahanın boşaltılması doğru değildi mutlaka ama uzun vadede hayata ve halka nüfuz ettiler. Biraz uzun sürmüş olsa da bu gün siyasi sahada verimlerini toplamaya başladılar.
*
Türkiyeli Müslümanlar, insanlarını partilerin dışında yetiştirdi. Cemaatler, insan yetiştiren kaynak haline geldi, partiler ise insan kaynaklarını istihdam ettiler ve kullandılar. Bu durum (özellik) unutulmamalı, partileşme meselesi gereğinden fazla yoğunlaşmamalı, partizanlık ise asla yerleşmemelidir. Hayatın altyapısını kuran, hayata ve halka nüfuz eden cemaatler oldu, cemaatler bu inisiyatifi kaybetmemelidir. Müslümanlar gereğinden fazla partizanlaşırlarsa, insan kaynaklarını kaybederler.
Siyasetin konusunun iktidar olması, yozlaşma hızını ve derecesini artırıyor. Fikri temelli teşkilatların kurulması, bunların ana teşkilat olarak muhafaza edilmesi, siyasete ve siyasi partilere buradan insan kaynağı ihraç edilmesi gerekiyor. Siyasete ihraç edilen insan kaynaklarının ise, fikir teşkilatlarına bağlılığı devam etmeli, şahsiyet tariflerini ve mensubiyetlerini siyasi partilerle değil, fikir teşkilatlarıyla yapmalılar. Bu yaklaşım, hem fikri derinliği ve mensubiyeti muhafaza için hem de siyasetin (ve tabii ki iktidarın) yozlaştırıcı, bozucu tesirine karşı bir tedbir içindir. Her iki konuda mühimdir ve her ikisini birden dikkate alan bir tedbir fikri ve tatbikatı geliştirmek şarttır.
Siyasi partiler mensubiyet ve şahsiyet tariflerinin merkezi haline geldiğinde, İslam’ı ve Müslümanı muhafaza etmek fevkalade zorlaşıyor. Siyasi saha, yanlışın ve hatanın bol ve yoğun yapıldığı, yapılacağı bir alandır. Siyasi sahada yanlışı asgariye indirdiğimizde bile ortaya çıkacak yanlış miktarı dehşet verici hacimdedir. Ülkeyi, milleti ve devleti yönetme çabası, özellikle de Türkiye gibi bir siyasi ve hukuki rejimde bunu yapma teşebbüsü, sayısız hatayı zorunlu kılar. Bu cihetten meseleye bakıldığında, siyasi partileri şahsiyet ve mensubiyet merkezi yapmak, şahsiyet terkibinde hayal bile edilemeyecek arızalar ve marazlar doğurur. Yanlışı kabullenen ve kanıksayan bir zihni ve kalbi evrende inşa edilecek şahsiyet, berbat bir şeydir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir